
Türkiye’de Memur Sayısı Fazla mı?
Genel Ekonomiİstihdam
İlk yayın :
26 Ocak 2026
Türkiye’de kamuda çalışan kişi sayısı, 2026’da da ekonomik dalgalanmalar ve gelir adaletsizliği tartışmalarıyla birlikte yeniden gündemde. Sosyal medyada bu tartışma çoğunlukla, asgari ücrete sınırlı zam yapılması ve enflasyon karşısında alım gücü düşen özel sektör çalışanları ile, yıl içinde enflasyon farkı ve toplu sözleşmelerle maaş artışı alan kamu çalışanlarının karşılaştırılması üzerinden yürütülüyor. Bu durum, kamu istihdamının görece güvenceli yapısının, artan hayat pahalılığı koşullarında daha fazla sorgulanmasına yol açıyor. Ancak mesele yalnızca maaş artışlarıyla sınırlı değil. Tartışmanın bir diğer konusu kamu kesiminde çalışma rejimindeki sağlıksız yapı ve artan yolsuzluk algısıyla ilgili.
Bu yüzden “Türkiye’de memur sayısı fazla mı?” sorusuna verilecek bir cevapta olgular kadar yapısal sorunlardan kaynaklı algılara da yer vermek gerek.
2024 İlk Çeyrekte Kamu İstihdamının Toplam İstihdama Oranı Yüzde 16,4
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın 2025 3. Çeyrek verilerine göre, Eylül 2025 itibarıyla toplam kamu personel sayısı 5.325.724 kişi. Bu kamu personeli sayısının %65,6’sını kadrolu, %8,3’ünü ise sözleşmeli personeller oluşturuyor. Yaklaşık 1,29 milyon kamu işçisi ise toplam kamu personeli sayısının %24,2’sine tekabül ediyor.
TÜİK tarafından açıklanan İşgücü İstatistiklerine’ne göre Türkiye’de Kasım 2025 itibarıyla istihdamdaki nüfus sayısı 32 milyon 737 bin kişi. Yapılan hesaplama 2025 için Türkiye’deki kamu personeli sayısının toplam istihdamın %16,3’ü olduğunu gösteriyor.
2025, 3. Çeyrek
| Toplam | 5.325.724 |
| Kadrolu Personel | 3.494.214 |
| Sözleşmeli Personel | 444.353 |
| Sürekli İşçi | 1.236.891 |
| Geçici İşçi | 52.070 |
| Diğer | 98.196 |
Türkiye’de Kamu Çalışan Oranı OECD Ortalamasının Altında
Türkiye’deki kamu çalışan oranı OECD ülkeleriyle karşılaştırılabilir. OECD her yıl kamu sektörünün büyüklüğü, kamu çalışanlarının dağılımı ve kamu hizmetlerinin etkinliği gibi konular ele alan, kamu yönetimi ve kamu istihdamı konularında geniş kapsamlı veriler sunan “Bir Bakışta Hükümet” adlı raporunu yayımlıyor. 2025 raporunda son veriler OECD’ye üye ülkelerin 2023 yılı kamu çalışan oranı verilerini içeriyor. 2023 verilerine göre toplam istihdam içinde kamu istihdam oranında OECD ortalaması %18,4. 2023 yılı için Türkiye’de bu oran %13 olarak kaydedilmiş ve Türkiye 38 ülke içinde 31. olarak yer almış. Türkiye’nin en güncel verisini dikkate alsak bile kamu çalışan oranında OECD ortalamasının gerisinde olduğu görülebiliyor.
Bu alanda en yüksek oransa İskandinav ülkelerine ait. Toplam istihdam içinde kamu çalışanı oranının en yüksek olduğu ülkeler yüzde 30 ile Norveç, yüzde 28,2 ile İsveç, yüzde 27,3 ile Danimarka ve yüzde 25,2 ile Finlandiya. En düşük oranlara sahip ülkelerse yüzde 4,9 ile Japonya ve yüzde 8,5 ile Şili.
Avrupa’da Türkiye En Düşük Dördüncü Orana Sahip
OECD’nin verilerinde Avrupa’da Türkiye’nin yüzde 13 oranından daha düşük orana sahip üç ülke bulunuyor. Yüzde 11.48’lik oranla İsviçre bu alanda Avrupa’da en düşük orana sahip ülke olurken, İsviçre'yi yüzde 11,53’lük oranla İsviçre ve yüzde 12,3’lük oranla Hollanda takip ediyor.
Kamu İstihdamında Kadın Oranı Yalnızca Yüzde 34
OECD verilerinde yer alan kamu sektöründeki cinsiyet ayrımı incelendiğinde OECD üye ülkelerinde kadın istihdamının erkek istihdamından daha fazla olduğu bir eğilim görülüyor. Ancak Türkiye’de durum farklı seyrediyor. TÜİK’in Nisan 2024’e ilişkin İşgücü İstatistiklerine göre istihdam oranı erkeklerde yüzde 66,9’ken kadınlarda yüzde 32,5 olarak gerçekleşti. OECD verilerine göre de bu durum kamuda da kendini gösteriyor. Örneğin Litvanya'da kamuda çalışanların yüzde 79.3’ü, Portekiz yüzde 75’i, Birleşik Krallık’ta yüzde 54.6’sı, Fransa’da yüzde 62.7’si kadınken Türkiye’de bu oran yüzde 33.7. Bu oranla Türkiye 42 ülke arasında en düşük ikinci orana sahip ülke olarak öne çıkarken, listenin en altında yüzde 32.7'lik oranla Japonya bulunuyor.
Kamu Sendikacılığı: Güçlü mü, Bağımlı mı?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayınlanan çalışma istatistiklerine göre 2024’te Türkiye’de işçiler arasında sendikalaşma oranı %13,2. Bu oran kamu görevlilerinde ise %75,6’ya çıkıyor.
Türkiye’deki kamu görevlileri özelinde yüksek sendikalaşma oranlarının, kamu görevlilerinin örgütlenme bilincine sahip olduklarını gösterip göstermediğiyse oldukça tartışmalı bir konu. 2001’de kabul edilen 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu kamu çalışanlarının sendikalaşma ve toplu görüşme süreçlerini düzenleyen ilk özel yasa olurken, bu yasayla kamu görevlilerinin sendikal hakları yasal bir çerçeveye oturtuldu. Bu kanunla kamu çalışanlarının sendikalaşma hakkı detaylandırıldı ve toplu görüşme sürecini tanımlandı. En çok üyeye sahip sendikalar toplu görüşmelerde avantajlı hale getirildi.
2010 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle ise Anayasa'nın 53. maddesi yeniden düzenlendi ve kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı tanındı. Ancak bu hak, grevi içermeyen zorunlu tahkim mekanizması ile sınırlandırıldı.
Kamu sendikacılığında 21. yüzyıl Türkiye’sinde bu değişimler yaşanırken sendikalı üye sayısında da kayda değer bir artış yaşandı. 2 Temmuz 2002 tarihli Resmi Gazete’de 650 bin 770 kişi olarak belirtilen sendikalı kamu emekçisi sayısı, 2026 yılındaki resmi verilere göre yaklaşık 2,5 milyon. Açıklanan resmi verilerde emekçilerin üye olduğu konfederasyonlar da ayrıca dikkat çekiyor.
2002 yılında 41.871 üyesi olan MEMUR-SEN’in üye sayısı 2025’te yaklaşık 25 kat artarak 1.078.831’e çıktı. 2002’de 329.065 kişiyle en fazla üyeye sahip olan TÜRKİYE KAMU-SEN’in üye sayısıysa bu süreçte yaklaşık 1,6 kat artarak 560.060'a yükseldi. Aynı dönemde TÜRKİYE KAMU-SEN’den sonra en fazla üyeye sahip olan ve 2002’de toplam sendikalı sayısının yüzde 40’ını barındıran KESK’in üye sayısıysa yirmi yıl içinde 166.266’ya geriledi. 2002’den bu yana MEMUR-SEN’in kayda değer yükselişi dikkat çekiyor.
MEMUR-SEN’in birçok uluslararası kuruluş tarafından iktidar partisiyle ilişkisinin sorgulanması kamu personelleri arasındaki sendikalaşmanın siyasi boyutu açısından sağlıklı bir devlet-çalışan ilişkisinin kurulamadığının önemli göstergelerinden biri. Bu ilişkinin en önemli yansıması son yirmi yıllık süreçte artan üye sayısı ve gücü. Bunun yanında kamu görevlilerinin toplu pazarlık yapma hakkına sahipken grev hakkından mahrum olmaları, rutin haline gelen sendikal hak ihlalleri ve sendikaların mali bağımsızlığı ile ilgili sorunlar kamu personellerinin çalışma hakları konusunda olumlu bir atmosfer sunmuyor.
Liyakat ve Yolsuzluk Algı Endeksi
Türkiye’de kamu istihdamının birçok farklı çevre tarafından tartışılmasının temel sebeplerinden biri de liyakat meselesi. Liyakat, bir kişinin görevini etkili bir şekilde yerine getirebilme yeteneği ve deneyimine dayanırken, özellikle son yıllarda kamu görevlendirme süreçlerinde atanmaların siyasi kriterlere veya akrabalık ilişkilerine dayandığına; eğitim, sağlık ve adalet gibi kritik alanlarda yapılan atamalarda liyakat kavramının ikinci plana atıldığına dair haberler sıkça medyada yer alıyor. Bu çerçevede kamuda mülakatın kaldırılacağına dair vaatler de 28. Dönem Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimi sürecinde oldukça fazla konuşulmuştu. Devlet kadrolarına kimlerin, hangi usulle atandığına, neye göre seçildiğine dair toplum değerlendirmesindeki belirsizlik liyakat konusunu gündeme getirirken, kamu istihdamını da tartışmaya açmakta.
Liyakat konusunun yanı sıra Türkiye’nin Yolsuzluk Algı Endeksi’ndeki durumu da dikkat çekici. Uluslararası Şeffaflık Derneği, her yıl kamu sektöründe ve politik alanda yolsuzluk algısının ne kadar yaygın olduğunu belirlemek amacıyla dünya genelinde 180’den fazla ülke ve bölgeyi değerlendiren “Yolsuzluk Algı Endeksi” yayımlıyor. Endekste her ülkeye 0 ile 100 arasında bir puan veriliyor. 0 puan en yüksek yolsuzluk algısını (en kötü durumu) ve 100 puan hiç yolsuzluk algısı olmadığını (en iyi durumu) temsil ediyor. Yüksek puan alan ülkeler, toplumda yolsuzluğun daha az algılandığı ve daha şeffaf bir yönetim anlayışının olduğu ülkeler olarak değerlendirilirken, düşük puan alan ülkelerde ise yolsuzluk algısının yaygın olduğu düşünülüyor. Türkiye 2024 yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 34 puanla 180 ülke arasından 115. sırada yer aldı. Bir önceki yılla aynı puanda kalan Türkiye, diğer ülkelerin puan değişimi sebebiyle sıralamada 8 sıra yükseldi.
İLGİNİ ÇEKEBİLİR
Sovyetler Birliği'nde Basılan İlk Türk Albümünün Ferdi Tayfur'a Ait Olduğu İddiası Doğru mu?
Türkiye ve Avrupa’daki Dört Ülkenin Kıyma Fiyatlarının Birbirine Çok Yakın Olduğunu Gösteren Tablo Doğru mu?
Uyuşturucu Raporu: Türkiye’nin Yeni Tehlikesi Sentetik Maddeler
Görüntülerin Yoğun Bakımda Yatan Colani'yi Gösterdiği İddiası Doğru mu?
Görsel Robert de Niro'nun Trump Karşıtı Bir Tişört Tuttuğunu mu Gösteriyor?
Nedir Bu IMEI ve Kayıt Ücreti Neden Bu Kadar Fazla?
Dünyanın Farklı Şehirlerinde Kiracı Tahliyesinin Nasıl İşlediğini Karşılaştıran İddia Doğru mu?
Seçim Anketlerine Ne Kadar Güvenilebilir?
Orijinal BioNTech COVID-19 Aşıları Türkiye’ye Gelmedi mi?
AVM İstatistikleri Alışverişten Fazlasını Gösteriyor