
Türkiye'de İş Cinayetleri: Hangi Sektörlerde İşçi Ölümleri Daha Fazla?
PolitikaEmek
İlk yayın :
7 Mayıs 2026
Türkiye’de son dönemde işçi eylemleri ve çalışma koşullarına ilişkin tartışmalar yeniden görünür hale geldi. Madencilikten enerji sektörüne kadar farklı alanlarda çalışan işçiler, ücret, iş güvenliği ve çalışma koşullarıyla ilgili taleplerini kamuoyuna taşıdı. 2025 yılı boyunca özellikle Doruk Madencilik işçilerinin Ankara yürüyüşü ve Smart Solar fabrikasında aylar süren grev, emek gündeminin en çok konuşulan olayları arasında yer aldı. Aynı dönemde işçi ölümleriyle ilgili haberler de gündemde kalmaya devam etti. Bu durum, iş güvenliği uygulamaları ve çalışma koşullarıyla ilgili tartışmaları yeniden öne çıkardı.
İşçi ölümleriyle ilgili tartışmalarda en dikkat çeken başlıklardan biri ise tanımlamada tercih edilen kavramlar. Resmi kurumlar ve mevzuatta genellikle iş kazası ifadesi tercih edilirken bazı sendikalar, meslek örgütleri ve hak savunucuları iş cinayeti kavramını kullanıyor. Bu iki ifade aynı olayları tarif etse de sorumluluk ve önlenebilirlik konusunda farklı yaklaşımları yansıtması bakımından önemli farklar taşıyor. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre iş kazası; işyerinde veya işin yürütümü sırasında meydana gelen, ölüme neden olan ya da çalışanı bedenen veya ruhen engelli hale getiren olay olarak tanımlanıyor. Uluslararası kuruluşların tanımlarına göz atıldığında ilk olarak International Labour Organization (ILO) ile karşılaşılıyor. ILO iş kazasını, yaralanma veya zarara neden olan beklenmedik ve planlanmamış olay olarak tanımlıyor. Öte yandan World Health Organization (WHO) ise iş kazalarını yaralanma, ekipman hasarı veya üretimin durmasına yol açabilen planlanmamış olaylar olarak ele alıyor.
2011 yılından bu yana çalışmalarına devam eden ve iş cinayetleri, meslek hastalıkları ve emek süreçlerine dair verileri derleyip raporlayan bağımsız bir emek örgütü olan İSİG (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olan) Meclisi ise iş cinayeti kavramını tercih ediyor. Bu kavramın kullanılmasının temelinde, işçi ölümlerinin büyük bölümünün gerekli önlemler alınması halinde önlenebilir olduğu görüşü yatıyor. Bu yaklaşım, yaşanan olayların yalnızca bir kaza değil, ihmal ve denetim eksiklikleri ile bağlantılı olduğunu vurguluyor.
Türkiye'de Her Gün En Az 5 İşçi Hayatını Kaybediyor
İşçi ölümleri ve iş kazalarına ilişkin veriler Türkiye’de tek bir kurum tarafından tutulmuyor. SGK yalnızca kayıtlı ve sigortalı çalışanlara ilişkin resmi bildirimleri esas alırken İSİG Meclisi basın taramaları, sendikalar ve saha kaynaklarından derlediği verilerle daha geniş bir tablo oluşturmaya çalışıyor. ILO ise ülkelerden gelen resmi verileri kullanarak uluslararası karşılaştırmalar yapıyor. Bu nedenle aynı yıl için açıklanan rakamlar, kullanılan yöntem ve kapsama göre farklılık gösterebiliyor.
SGK verilerine göre Türkiye’de 2024 yılında, ücretli çalışanlar arasında 733.646 iş kazası meydana geldi ve 1.897 işçi hayatını kaybetti. Bağımsız çalışanlarda ise 310 iş kazası kayıtlara geçti ve bu kazalarda 8 kişi yaşamını yitirdi. Böylece 2024 yılı toplamda 733.956 iş kazası ve 1905 işçi ölümü kaydedildi. Bu verilerin gösterdiği bir diğer önemli nokta ise ölümle sonuçlanmayan vakaların büyüklüğü. Kayıtlarda yüz binlerce işçi yaralanma, uzuv kaybı veya kalıcı iş göremezlik gibi ağır sonuçlarla karşı karşıya kalmış durumda. Bunun yanında İSİG Meclisi ise 2024 yılında en az 1897 işçi ölümünü kayıt altına aldı.
İki kurumun rakamları birbirine yakın görünse de yöntemleri farklı: SGK yalnızca kayıtlı ve sigortalı çalışanları kapsarken İSİG Meclisi kayıt dışı çalışanlara da ulaşmaya çalışıyor. Buna rağmen İSİG, açıkladıkları verilerin gerçek sayının altında kalabileceğine dikkat çekiyor. Veriler günlük ortalamaya çevrildiğinde ise Türkiye’de her gün en az 5 işçinin çalışırken hayatını kaybettiği görülüyor. ILO tarafında yayımlanan veriler ise genellikle birkaç yıl gecikmeli açıklanıyor ve büyük ölçüde SGK’nın resmi bildirimlerine dayanıyor. Bu nedenle Türkiye’de işçi ölümlerine dair en güncel tablo çoğu zaman SGK ve İSİG verilerinin birlikte değerlendirilmesiyle ortaya çıkıyor.
Üç Sektör Toplam Ölümlerin Yarısından Fazlasını Oluşturuyor
İSİG Meclisi’nin 2024 raporuna göre iş cinayetlerinin en yoğunlaştığı alanlar inşaat, tarım ve taşımacılık oldu. Yalnızca bu üç işkolunda en az 1042 işçi hayatını kaybetti. Bu sayı toplam iş cinayetlerinin %54’üne karşılık geliyor. Raporda, bu sektörlerde uzun çalışma saatleri, kayıt dışı istihdam, güvencesiz çalışma ve zayıf sendikal örgütlenmenin ölümleri artıran temel faktörler arasında yer aldığı ayrıca vurgulanmış.
Bu sektörler ayrı ayrı ele alındığında ortaya şöyle bir tablo çıkıyor: İnşaat sektöründe 482 işçi yaşamını yitirirken, deprem bölgesindeki yeniden inşa faaliyetleri dikkat çekiyor. Rapora göre yalnızca deprem bölgesindeki şantiyelerde en az 106 inşaat işçisi hayatını kaybetti. Taşımacılık sektöründe 234 işçi ölümü kaydedilirken, raporda şoför ölümlerinin çoğu zaman yalnızca “trafik kazası” olarak değerlendirildiği ancak yoğun çalışma temposu, bakımsız araçlar ve iş yetiştirme baskısının bu ölümlerde belirleyici olduğu belirtiliyor. Tarım sektöründe ise en az 326 işçi hayatını kaybetmiş ve bunların önemli bölümünü çiftçiler ve mevsimlik tarım işçileri oluşturuyor. Ayrıca tarım, kayıt dışı çalışmanın ve güvencesiz istihdamın yoğun olduğu sektörlerden biri olmaya devam ediyor. İSİG Meclisi’nin genel tespitlerine göre çocuk işçi ölümlerinin en fazla görüldüğü alan da hâlâ tarım sektörü.
Raporda ayrıca moto kuryelerin durumu da ayrı bir başlık olarak öne çıkıyor. Özellikle genç işçilerin yoğunlaştığı bu alanda, 2024 yılında en az 64 moto kurye çalışırken hayatını kaybetti. Ayrıca maden işçilerine değinmekte de fayda var. Maden sektörü, rakamsal olarak üst sıralarda görünmese de yapısal riskleriyle sürekli gündemde. Hem kaza anındaki ölümler hem de meslek hastalıkları yoluyla gerçekleşen yavaş ölümler bu sektörü kalıcı bir kriz alanı yapıyor.
Son olarak sektörel tablonun tam görüntüsü biraz daha karmaşık: Metalden tekstile, gıdadan enerjiye uzanan sanayi işkolları ayrı ayrı değil de bir bütün olarak ele alındığında, en yüksek işçi ölümü sayısına ulaşan alan sanayi oluyor. Raporun bu sektörleri alt kategorilere ayırması, riskin dağılımını daha görünür kılıyor.
İş Cinayetlerinde Ölen İşçilerin %98’i Sendikasız
İSİG Meclisi’nin 2024 verilerine göre iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerin yalnızca %1,89’u sendikalıydı. Başka bir deyişle, yaşamını yitiren işçilerin %98’inden fazlası sendikasız çalışanlardan oluşuyordu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre ise Türkiye’deki yaklaşık 17 milyon işçinin yalnızca 2,5 milyonu sendika üyesi. Üstelik bu tablo, toplu sözleşme kapsamındaki işçi oranının çok daha düşük olması nedeniyle işçilerin önemli bölümünün fiilen sendikal güvenceye sahip olmadığını gösteriyor.
Sendikasızlık ile iş güvenliği arasındaki ilişki birçok araştırmada da vurgulanıyor. Çalışma Ortamı Dergisi’nde yayımlanan bir analize göre sendikalı işyerleri, sendikasız işyerlerine kıyasla daha fazla iş güvenliği denetiminden geçiyor. International Trade Union Confederation tarafından yayımlanan 2024 Küresel Haklar Endeksi’nde ise Türkiye; Bangladeş, Belarus, Ekvador, Mısır, Esvatini, Guatemala, Myanmar, Filipinler ve Tunus ile birlikte işçiler açısından en sorunlu 10 ülke arasında gösterildi. Raporda örgütlenme önündeki engeller, grev ertelemeleri ve sendikal haklara yönelik kısıtlamalar öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.
İLGİNİ ÇEKEBİLİR
Türkiye’de Genç Olmak
Yenilebilir Buzlu Ürünlerin “Dondurma” Adıyla Satışı Yasaklandı mı?
Cruise Gemisindeki Hantavirüs Salgını Yeni Bir Pandemi Riski Taşıyor mu?
ABD'nin UFO Belgeleri: Hükümet Ne Açıkladı, Gerçekte Ne Var?
1937’de Kadıköy’de Dondurma Yapma Dersi İlanını Gösteren Görsel Orijinal mi?
Muz Hasadında Ağacın Tamamen Kesildiği ve Sadece Bir Kez Meyve Verdiği İddiası Doğru mu?
Google Yayıncılığı Bitiriyor mu? Yeni Algoritma ve Yapay Zeka
Türkiye’de Haftada 4 Gün Mesai Uygulamasına Geçilecek mi?
Spotify Türkiye’de 1 Haziran İtibarıyla Ödeme Sistemini ABD Dolarına Çevirecek mi?
İstanbul’da Formula 1 Aracının Önünden Geçen Kediyi Gösteren Video Gerçek mi?