2024 yerel seçimlerinde CHP’nin birinci parti olması; enflasyon, işsizlik ve yargı bağımsızlığı gibi meselelerin kronikleşmesiyle birlikte erken seçim tartışmaları yeniden gündeme taşındı. Mart 2025’te İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı konuşulurken diplomasının iptal edilmesi, ardından gözaltına alınması ve CHP’nin İmamoğlu’nun adaylığını onaylaması bu beklentiyi daha da güçlendirdi.
CHP etrafındaki hukuki ve siyasi tartışmalar bununla sınırlı kalmadı. Partinin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin “mutlak butlan” kararı, mevcut yönetimin hukuki durumu ve eski yönetimin yeniden göreve dönüp dönmeyeceği tartışmalarını gündeme getirdi. AK Parti tarafında ise parti sözcüsü Ömer Çelik’in Haziran 2026’da yaptığı açıklamada bir sonraki seçimde cumhurbaşkanı adaylarının Recep Tayyip Erdoğan olacağını söylemesi, erken seçim tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Ülkede seçim gündemi yavaş yavaş oluşurken, “erken” seçimlerin istisnai olmaktan çıkması dikkat çekiyor. 1980 darbesi sonrası yapılan 1983 seçiminden bu yana geçen 40 yılı aşkın sürede, seçimler yalnızca bir kez zamanında yapılabildi. Geri kalan seçimlerin tamamı ise ortalama bir yıl erkene alındı. Yani Türkiye’nin seçim takviminde “erken” artık neredeyse standart hale gelmiş durumda.
Erken Seçim Nedir?
Yasama döneminin süresi dolmadan seçimlerin yenilenmesi anlamına gelen “erken seçim” ifadesi, Anayasa ya da kanunlarda yer almasa da halk arasında bu şekilde anılıyor. 2017’de yapılan anayasa değişikliğiyle birlikte, bu kararı ya cumhurbaşkanı tek başına ya da TBMM beşte üç çoğunlukla (360 milletvekili) alabiliyor. Yani seçimlerin zamanından önce yapılması artık hem yürütme hem de yasama organının inisiyatifinde.
Haziran 2023’te olması beklenen son genel seçimler, 1 ay önceye alınarak 14 Mayıs 2023’te gerçekleşmişti. Seçim takvimine göre olağan genel seçimler ise 14 Mayıs 2028 tarihinde. Ancak Anayasa’nın 116. maddesine göre TBMM’nin beşte üç çoğunluğu seçim yenileme kararı alırsa seçimlerin yenilenmesine karar verilebilir. Bu durumda seçimlerin 14 Mayıs 2028’den önce gerçekleşmesi mümkün.
Erken Seçimler Ne Kadar Erken?
Seçimlerin “erken” sayılıp sayılmaması yalnızca bir karar yetkisine değil, seçimin ne kadar erkene çekildiğine de bağlı olarak şekilleniyor. Türkiye’de 1950’den bu yana yapılan 19 genel seçimin sadece 6’sı zamanında veya en fazla bir ay gecikmeli şekilde gerçekleşti. Geri kalan 12 seçim ise, ortalama bir yıl erkene alınarak yapıldı. Bu tablo, erken seçimlerin Türkiye siyasetinde istisna değil, neredeyse bir norm haline geldiğini gösteriyor.
Erken Seçimler Kime Yarıyor?
Başkanlık sistemlerinde yürütme ve yasama organları birbirinden bağımsız seçildiği için erken seçim nadiren gündeme gelir. Buna karşılık parlamenter sistemlerde seçim tarihleri, siyasi dengeler ve iktidar hesaplarıyla daha esnek bir biçimde şekillenir. Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran iktidar partisi, elverişli koşullarda seçime giderek oyunu maksimize etmeyi hedefleyebilir. Öte yandan hükümete duyulan güvensizlik ya da yeni bir hükümetin kurulamaması gibi kriz anları da erken seçimin kapısını aralayabilir.
Bu olgulara dayanarak, erken seçimlerin zamanlamasını belirleme gücüne sahip iktidar partilerine avantaj sağladığı yönündeki görüş hem akademik literatürde hem de kamuoyunda sıkça dile getirilir. Ancak Türkiye’nin seçim geçmişi, erken seçimlerin her zaman iktidar partileri lehine sonuçlanmadığını, hatta bazı durumlarda bu partilerin oy kaybına uğradığını gösteren birçok örnek barındırıyor.
AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 seçimleri, erken seçimin her zaman iktidar partileri lehine işlemediğini gösteren çarpıcı bir örnek. 3 Kasım 2002’de, normal tarihinden yaklaşık 18 ay önce düzenlenen seçim, 2001 ekonomik krizinin gölgesinde halk desteğini yitiren DSP-MHP-ANAP koalisyonu için tam bir siyasi çöküşe dönüşmüştü. Üç parti de %10 barajını aşamazken, 1999 seçimlerine kıyasla toplamda %38,7 oranında oy kaybına uğradılar. Benzer şekilde, 1987, 1991 ve 1995’te normal süresinden önce yapılan seçimler de dönemin iktidar partilerine %8 ila %17 arasında oy kaybettirmişti.
Daha kısa sapmalarla yapılan 2007 (3 ay erken) ve 2011 (1 ay erken) seçimleri, iktidardaki AK Parti’ye oy artışı olarak yansıdı. Diğer yandan 2015 genel seçimlerinden bu yana AK Parti ve ardılı Cumhur İttifakı oy kaybetti. İttifakın oyları Haziran 2015’teki seçimlerde bir önceki seçimlere göre %9, 2018’de %7, 2023 seçimlerinde ise yaklaşık %8 oranında azaldı.