
Doğu Akdeniz'de Deniz Sınırları Neden Tartışmalı?
EnerjiGüvenlikPolitika
İlk yayın :
21 Ekim 2026
20 Ekim 2026'da Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, Türkiye ile Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında 2019'da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı onayladı. Daha önce anlaşmaya karşı çıkan Meclis, Türkiye ile siyasi ilişkilerin kesilmesini öngören 2020 tarihli kararını da kaldırdı. Ankara kararı memnuniyetle karşılarken Avrupa Birliği (AB) anlaşmanın uluslararası hukuka aykırı ve hükümsüz olduğunu ifade etti.
Karar, Doğu Akdeniz'de uzun süredir devam eden deniz yetki alanı tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Anlaşmazlığın merkezinde ülkelerin kıyı uzunlukları, adaların deniz yetki alanlarına etkisi ve bölgedeki enerji kaynakları bulunuyor.
Doğu Akdeniz'de Deniz Yetki Alanları Nasıl Belirleniyor?
Ülkelerin denizlerdeki hakları ve deniz yetki alanlarının sınırları, uluslararası anlaşmalar, devletlerin yerleşik uygulamaları ve uluslararası yargı kararlarıyla şekilleniyor. Bu alandaki en kapsamlı düzenlemelerden biri, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS). Sözleşmeye göre devletler, karasularını 12 deniz milini aşmayacak şekilde belirleyebiliyor. Karasularında devletin egemenliği geçerliyken münhasır ekonomik bölge (MEB), kıyı devletine 200 deniz miline kadar uzanabilen bir alanda doğal kaynakların araştırılması ve işletilmesi gibi ekonomik haklar tanıyor. Kıta sahanlığı ise kıyı devletine deniz yatağı ve toprak altındaki doğal kaynaklar üzerinde haklar tanıyor. Genellikle 200 deniz miline kadar uzanan bu alan, belirli koşullarda daha geniş olabiliyor.
Doğu Akdeniz gibi karşılıklı kıyılar arasındaki mesafenin sınırlı olduğu bölgelerde ise ülkelerin deniz yetki alanı talepleri çakışabiliyor. Türkiye ile Yunanistan arasındaki anlaşmazlığın temelinde de adaların bu sınırların çizilmesinde ne ölçüde dikkate alınacağı bulunuyor.
Türkiye, deniz sınırlarının belirlenmesinde kıyı uzunluklarının ve hakkaniyet ilkesinin gözetilmesi gerektiğini savunurken Yunanistan adaların da kıta sahanlığı ve MEB hakkına sahip olduğunu vurguluyor. Türkiye'nin taraf olmadığı UNCLOS adalara genel olarak bu hakları tanırken, uluslararası yargı kararlarında adaların deniz sınırlandırmasına etkisi coğrafi koşullara göre değişebiliyor.
Türkiye ile AB Neden Anlaşamıyor?
Libya ile sağlanan anlaşma aslında yeni bir gelişme değil. Taraflar Kasım 2019'da imzaladıkları mutabakatla Akdeniz'deki deniz yetki alanları arasında bir sınır belirlemişti. Girit ve çevresindeki adaların deniz yetki alanlarının dikkate alınmadığını savunarak anlaşmaya karşı çıkan Atina, Ağustos 2020'de Mısır ile kendi deniz yetki alanı sınırlandırma anlaşmasını imzaladı.
Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti (GKRY) de Doğu Akdeniz’de Türkiye-Libya mutabakatına karşı çıkan bir diğer AB üyesi. Türkiye, GKRY'nin adanın tamamını temsil ederek yaptığı deniz yetki alanı anlaşmalarına itiraz ederken Kıbrıs Türklerinin doğal kaynaklar üzerindeki haklarının gözetilmesini istiyor.
AB ise üyeleri Yunanistan ve GKRY'nin tutumunu destekliyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Bakanlar Konseyi Başkanı Antonio Costa, Libya Temsilciler Meclisinin kararının ardından mutabakatın üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini, deniz hukukuna uygun olmadığını ve hükümsüz olduğunu belirtti. Birlik, anlaşmaya yönelik 2019'daki tutumunun değişmediğini de vurguladı.
Libya'nın Kararı Neyi Değiştiriyor?
Libya Temsilciler Meclisinin kararı, 2019'da imzalanan anlaşmanın Libya içindeki siyasi dayanağını güçlendirdi. Daha önce mutabakata karşı çıkan doğu Libya'daki siyasi aktörlerin tutum değiştirmesi, Türkiye'nin deniz yetki alanlarına ilişkin tezleri açısından diplomatik önem taşıyor.
Mutabakatın diğer boyutu ise enerji güvenliği. Rusya'nın 2022'de Ukrayna'yı işgal etmesinin ardından alternatif enerji kaynaklarına ve bağlantılarına yönelen AB'nin Rusya'dan doğal gaz ithalatındaki payı, 2021'deki %45 seviyesinden 2025'te %12'ye geriledi. Bu süreçte Doğu Akdeniz'deki enerji projeleri de önemini korudu.
Bölgedeki deniz yetki alanı anlaşmazlıkları bazı projeleri de etkiliyor. Örneğin Yunanistan ile Kıbrıs arasında deniz altından elektrik bağlantısı kurmayı hedefleyen 1,9 milyar avroluk AB destekli Great Sea Interconnector projesi, Türkiye’nin araştırma yapılan bölgelerin bir kısmını Libya ile imzaladığı mutabakat kapsamında değerlendirmesi nedeniyle gecikme halinde.
Libya'nın kararı Türkiye'nin bölgedeki diplomatik konumunu güçlendirse de Doğu Akdeniz'deki sınır tartışmalarını çözmüyor. AB, mutabakatın üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini savunurken Türkiye, deniz sınırlarının belirlenmesinde kıyı uzunluklarının ve hakkaniyet ilkesinin gözetilmesi gerektiğini vurguluyor. Meselenin uluslararası hukuk açısından kapsayıcı bir zeminde değerlendirilememesi de tüm tarafların kabul edebileceği bir antlaşmanın imzalanmasını zorlaştırıyor.
İLGİNİ ÇEKEBİLİR
Bir Ülkenin Toprakları Deniz Altında Kalırsa Devletine Ne Olur?
Görsel Eyfel Kulesi Çevresindeki Protestoları mı Gösteriyor?
Adaylık Yaşı 18'e İndi Ama Meclis Gençleşmedi
Avrupa Sokakta: Neyi Protesto Ediyorlar?
Koşullu Vatandaşlık: Devletler Kimi, Hangi Gerekçeyle Vatandaşlıktan Çıkarıyor?
COP31'e Giderken: Türkiye 2015'te Ne Söz Verdi, Bugün Nerede?
Enerji Verimliliği Strateji Belgesi Hedeflerine Ulaştı mı?
Enerji Yoğunluğu Hedefi Tuttu: Peki Bu Ne Kadar Verimlilik Demek?
NASA Astronotunu Gösteren Video Gerçek mi?
2024 Yerel Seçimlerinden Bu Yana Türkiye'de Belediye Yönetimlerinin Değişimi