2026 yılının ekim ayının ilk günlerinde Avrupa'nın farklı ülkeleri protestolara sahne oldu. Fransa, İspanya, Belçika, Portekiz, Hollanda, İtalya ve Yunanistan'da öğrencilerden sendikalara, kiracılardan iklim aktivistlerine kadar farklı toplumsal kesimler taleplerini dile getirmek için eylemler düzenledi. Fransa'daki öğrenci hareketi, İtalya ve Belçika'daki bazı öğrenci gruplarına da ilham verdi. Diğer protestolar ise ülkelerin kendi ekonomik, toplumsal ve siyasi gündemleri doğrultusunda ortaya çıktı. 
Peki Avrupa'nın farklı ülkelerinde neler protesto ediliyor ve göstericiler ne talep ediyor?
Fransa: Öğrenciler eğitim koşullarına karşı sokakta
Fransa'da eylül ayının ortalarında başlayan ve Paris yakınlarındaki Créteil kentinde bulunan Saint-Exupéry Lisesi çevresinde ivme kazanan öğrenci hareketi, ekim ayında ülke geneline yayıldı. Öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar ve bakımsız okul binaları gösterilerin başlıca nedenleri arasında bulunuyor. Bazı okullarda su sızıntıları ve kemirgen istilası gibi sorunlar yaşadıklarını belirten öğrenciler, eğitim koşullarının iyileştirilmesini talep ediyor.8 Ekim’de ülke genelinde düzenlenen protestolara Fransa İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre 71 bin 500 kişi katıldı. Katılımcıların 24 bin 500’ü Paris’teki gösteride yer aldı. Aynı gün 504 kişi gözaltına alındı. 
Protestolar sırasında polis müdahaleleri de tartışma konusuydu. Lens kentinde 15 yaşındaki bir öğrencinin ağır yaralanmasının ardında İçişleri Bakanlığı sersemletici bomba kullanımını geçici olarak durdurdu. 
Eylemlerin ardından Eğitim Bakanı, öğretmen açığı bulunan okullarda görevlendirilmek üzere 3 bin yedek öğretmenin görevlendirileceğini açıkladı. Öğrenci temsilcileri bu açıklamaları yetersiz bularak protestoları sürdürme kararı aldı. 
İspanya: 87 yaşındaki kiracının tahliyesi barınma protestolarını büyüttü
İspanya’da yükselen kira fiyatları ve konut sıkıntısı uzun süredir yerel halkın tartışma konusuydu. Eylül ayının sonunda Madrid’de yaşayan 87 yaşındaki Maria del Carmen Abascal’ın evinden çıkarılması ülkedeki barınma krizine yönelik protestoların büyümesine neden oldu. 
Maricarmen olarak tanınan Abascal, Madrid'deki evinde 1956 yılından beri yaşıyordu. Babasının imzaladığı kira sözleşmesi önce annesine, ardından kendisine devredilmişti. 2018 yılında daireyi satın alan Urbagestión adlı şirket, kira sözleşmesinin iki kez devredilmesi nedeniyle hukuken sona erdiğini savundarak 2020'de Abascal'dan evden ayrılmasını istedi. İlk mahkeme kararında Abascal haklı bulunurken şirketin itirazı üzerine üst mahkeme 2022'de sözleşmenin devamına karşı karar verdi. Kararın kesinleşmesiyle tahliye süreci başladı.El País'in 23 Eylül tarihli haberine göre şirket, Abascal'dan ilk aşamada aylık 2 bin 650 euro kira talep etti, ardından bu tutarı bin 650 euroya indirdi. Haberde Abascal'ın emekli aylığı 1.350 euro olarak belirtilirken farklı kaynaklarda bin 400 ila bin 450 euro arasında rakamlar yer alıyor. Önceki kira ve giderlerine ilişkin haberlerde ise yaklaşık 440–500 euroluk tutarlar aktarılıyor.
Düzenli kira ödemelerini sürdürmesine rağmen eski sözleşme üzerinden evde kalma hakkını kaybeden Abascal, yıllarca süren hukuki mücadelenin ardından tahliye kararıyla karşı karşıya kaldı. 2025 ve 2026 yıllarında komşularının ve kiracı örgütlerinin desteğiyle üç kez ertelenen tahliye, 23 Eylül 2026'da gerçekleştirildi. Sağlık sorunları nedeniyle tekerlekli sandalye kullanan Abascal, evinden çıkarıldıktan sonra sedyeyle hastaneye götürüldü.
Tahliye görüntülerinin yayılması üzerine binlerce kişi barınma hakkı için sokaklara çıktı. Artan toplumsal tepkinin ardından 28 Eylül'de şirketle Abascal'ın temsilcileri arasında yeni bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma, Abascal'ın sekiz yıllık yeni bir kira sözleşmesiyle evine dönmesini öngörüyordu. Fakat hastanede tedavisi devam eden 87 yaşındaki Abascal evine dönemedi. Yeni sözleşmeyi imzalaması planlanan 8 Ekim'den bir gün önce, 7 Ekim'de hayatını kaybetti.
Barınma krizi siyasi gündemi de etkiledi. Hükümetin konut piyasasına ilişkin hazırladığı iki düzenleme parlamentoda reddedildi. Başbakan Pedro Sánchez, 5 Ekim'de erken seçim kararı alarak genel seçimlerin 29 Kasım'da yapılacağını açıkladı. Kiracı örgütleri ve bazı işçi sendikaları, konut hakkı, ücretler ve hayat pahalılığına karşı 11 Kasım'da 24 saatlik genel grev düzenlenmesi için ortak çağrıda bulundu.
Belçika: Çalışanlar vergi artışlarına ve ekonomik düzenlemelere karşı çıkıyor
Belçika'da sendikalar, federal hükümetin bütçe ve çalışma hayatına ilişkin politikalarına karşı 9 ve 12 Ekim'de ülke genelinde eylemler gerçekleştirdi. Protestoların merkezinde katma değer vergisinde yapılması değerlendirilen artışlar, maaşların enflasyona göre güncellenmesini sağlayan sistemdeki olası değişiklikler ve emeklilik düzenlemeleri bulunuyor.
Sendikaların itiraz ettiği başlıca konular arasında katma değer vergisinin artırılması, ücretlerin enflasyona göre güncellenmesini sağlayan otomatik endeksleme sisteminde değişiklik yapılması ve çalışma sürelerinin daha esnek hale getirilmesi bulunuyor.
Brüksel'de planlanan ulusal gösteri ve grevler nedeniyle metro, tramvay, otobüs ve bazı kamu hizmetlerinde aksamalar beklendiği duyuruldu. 9 Ekim'de Brüksel'de Merkez İstasyonu'ndan Güney İstasyonu yönüne yürüyen göstericilerin sayısını polis 30 bin, sendikalar ise 50 bin olarak açıkladı. Sendika üyelerinin yanı sıra eğitim maliyetlerini ve okul koşullarını protesto eden öğrenciler de gösterilere katıldı. 
Özellikle Liège kentindeki öğrenciler, eğitim maliyetleri ve okul koşullarına karşı eylemler düzenlerken Fransa'daki öğrenci hareketinden etkilendiklerini açıkladı.
12 Ekim'de ise sendikalar yeni bir ulusal grev düzenledi. Grev nedeniyle demiryolu ulaşımı, şehir içi toplu taşıma, kamu yayıncılığı ve okullarda hizmetler aksadı.
Portekiz: Kamu çalışanları maaş artışı istiyor
Portekiz'de kamu çalışanları, ücretlerinin artırılması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle 2 Ekim'de 24 saatlik greve gitti. Grev, hükümetin 2027 yılı bütçe teklifini hazırladığı dönemde gerçekleştirildi.
Yaklaşık 350 bin çalışanı kapsayan kamu personeli grupları için yapılan grev çağrısı, idari personeli, teknik çalışanları ve çeşitli kamu hizmetlerinde görev yapan çalışanları içeriyordu. Özellikle eğitim alanında etkili olan grev nedeniyle çok sayıda okul kapandı. Sağlık hizmetleri, üniversiteler, sosyal güvenlik birimleri ve diğer kamu kurumlarında da aksamalar yaşandı.
Sendikalar, bütün kamu çalışanları için en az yüzde 15 ve asgari 150 euro maaş artışı talep ediyor. Kamudaki en düşük ücretin 1.150 euroya ve günlük yemek yardımının 13 euroya çıkarılması da talepler arasında bulunuyor.
Hollanda: İklim aktivistleri havacılığı hedef aldı
Hollanda'da iklim hareketi Extinction Rebellion, 5 Ekim'de Amsterdam'daki Schiphol Havalimanı'nda bir protesto gerçekleştirdi. Eylemin hedefinde, havayolu şirketi KLM'nin sık uçan yolcuları ödüllendiren Flying Blue programı bulunuyordu.
Program, yolcuların uçuşlarından mil kazanmalarını ve bunları yeni uçuşlar veya farklı ayrıcalıklar için kullanmalarını sağlıyor. Extinction Rebellion, bu tür uygulamaların daha fazla uçuşu teşvik ederek karbon emisyonlarının azaltılması hedefiyle çeliştiğini savunuyor ve programın kaldırılmasını istiyor.
Havalimanının güvenlik kontrolü sonrasındaki bölümünde gerçekleştirilen protestoda aktivistler alarm saatleri çalarak iklim krizine dikkat çekti. Güvenlik gerekçesiyle eyleme izin verilmeyen alanda protestoya devam eden 32 kişi gözaltına alındı.
İtalya: Yasa tasarısı, eğitim koşulları ve Gazze protestoları
İtalya'da ekim ayının ilk günlerinde farklı gerekçelerle protestolar düzenlendi. Bunlardan biri, antisemitizmle mücadele amacıyla hazırlanan yasa tasarısına yönelikti.
Tartışmanın merkezinde, Uluslararası Holokost Anma İttifakının (IHRA) antisemitizm tanımının ülke mevzuatında kullanılmasını öngören bir tasarı bulunuyor. Düzenlemeye karşı çıkan sivil toplum örgütleri, bu tanımın İsrail hükümetinin politikalarına yönelik eleştirileri ve Filistin'le dayanışma faaliyetlerini sınırlandırabileceğini savunuyor. Tasarıyı destekleyenler ise düzenlemenin antisemitizmle mücadeleyi güçlendirmeyi amaçladığını belirtiyor. 2 Ekim'de bazı kuruluşların çağrısıyla Roma'da parlamento binası önünde protesto düzenlenmesi için çağrı yapıldı.
Ülkede eğitim koşulları nedeniyle öğrenci eylemleri de gerçekleştirildi. Torino ve Roma'daki bazı okullarda işgal eylemleri düzenleyen öğrenciler, Fransa'daki protestolardan etkilendiklerini açıkladı. Öğrenciler, 17 Ekim’de kamu eğitimini savunmak amacıyla düzenlenecek “Via Maestra” eylemine ve 20 Kasım’daki uluslararası öğrenci grevine de katılmaya hazırlanıyor.
10 Ekim'de ise İtalya'nın yaklaşık 50 kentinde Filistin'e destek gösterileri düzenlendi. Göstericiler Gazze'deki askeri faaliyetlerin sona erdirilmesini, insani yardımların ulaştırılmasını ve İsrail'e yönelik yaptırımlar uygulanmasını talep etti.
Yunanistan: Eğitim politikaları ve savaş karşıtı eylemler
Yunanistan'da ekim ayının ilk haftasında eğitim politikaları ve uluslararası gelişmelere ilişkin protestolar gündeme geldi.
6 Ekim'de Atina'da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun ziyareti nedeniyle savaş karşıtı bir yürüyüş gerçekleştirildi. Öğrencilerin, sendikaların ve siyasi örgütlerin katıldığı gösteride ABD ile askeri işbirliğine ve Yunanistan'ın askeri çatışmalara dahil olmasına karşı talepler dile getirildi.
Öğrenciler ise öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar ve okul altyapısındaki sorunları gündeme taşıdı. Atina Öğrenci Koordinasyon Komitesi, 8 Ekim için ülke çapında eylem çağrısı yaptı. Talepler arasında sınıf mevcutlarının 15 kişiye düşürülmesi, okul binalarının iyileştirilmesi ve eğitim gezilerinin ücretsiz hale getirilmesi bulunuyor.
Avrupa'daki protestoların ortak noktası ne?
Avrupa'nın farklı ülkelerinde aynı dönemde protestoların düzenlenmesi tarihte ilk kez yaşanan bir durum değil. 1968'de öğrenci hareketleri, 2011'de ekonomik eşitsizliklere karşı gösteriler ve 2024'te çiftçi protestoları birden fazla Avrupa ülkesinin gündeminde eş zamanlı olarak yer almıştı.
Ekim 2026'da Avrupa'nın farklı ülkelerinde gerçekleşen protestoların önemli bir bölümünde kamu hizmetlerinin niteliği, yaşam maliyetleri ve ekonomik haklar öne çıkıyor. Fransa'daki öğrenci hareketi İtalya ve Belçika'daki bazı öğrenci gruplarına ilham verirken diğer protestolar ülkelerin kendi gündemleri doğrultusunda şekilleniyor. İklim politikaları ve uluslararası gelişmelere yönelik gösteriler ise farklı talepleri gündeme taşıyor.
Dünya genelindeki önemli hükümet karşıtı protesto hareketleri, Global Protest Tracker üzerinden takip edilebiliyor.