Yazar:
Gül Hür
İddia şöyle;

Bir X kullanıcısı tarafından 19 Temmuz 2022 tarihinde yapılan bir paylaşımdaki görselin, Atatürk’ün 17 Mart 1938’de Salih Bozok’a yazdığı ve aşk hayatından söz ettiği bir mektup olduğu iddia edildi.

İddia YANLIŞ
İddiadaki belgenin güvenilir bir arşiv kaydına rastlanmıyor ve aynı şablonun farklı Atatürk sözleriyle mezatlarda kullanıldığı görülüyor.
Belgenin biçimi ve dili, doğrulanmış Riyaseticümhur Umumi Katipliği belgeleriyle tam olarak örtüşmüyor ve metinde önemli yazım-anlatım sorunu bulunuyor.
Atatürk, Latife Hanım’dan ayrıldıktan sonra da İzmir’e gitmeye devam ettiği için metindeki anlatı tarihsel kayıtlarla uyuşmuyor.
Belgenin Kaynağı ve Biçimi Şüphe Uyandırıyor
Mustafa Kemal Atatürk’ün özel hayatı ve yakın çevresi, sosyal medyada sık sık tarihsel iddialara konu oluyor. Atatürk’e ait olduğu öne sürülen mektup, telgraf ve sözler de zaman zaman kaynağı gösterilmeden dolaşıma giriyor. 
Bir X kullanıcısı tarafından paylaşılan ilgili görselde de, Mustafa Kemal Atatürk’ün Salih Bozok’a hitaben yazdığı öne sürülen 17 Mart 1938 tarihli bir metin yer alıyor. Metinde Atatürk’ün Latife Hanım nedeniyle İzmir’e gitmek istemediği, kadınları tanımadığını söylediği ve yalnızca halkına aşık olduğunu ifade ettiği görülüyor. 
Görselde, “Türkiye Riyaseticumhur Umumi Katipliği” anteti, 17/III/1938 tarihi, 104 sayısı ve K. Atatürk imzası bulunuyor. Belgenin resmi bir yazışma görünümünde olması, metnin gerçek olduğu izlenimi yaratıyor. Fakat arşiv niteliğindeki bir belgenin gerçekliğini yalnızca antet, tarih veya imza görüntüsüne bakarak doğrulamak mümkün değil. Belgenin kaynağını, arşiv kayıtlarını, aynı döneme ait gerçek belgeleri ve metindeki bilgilerin tarihsel kayıtlarla uyuşup uyuşmadığını birlikte ele alarak kontrol etmek gerekiyor.
Tarihsel bir belgeyi doğrularken ilk sorulardan biri belgenin nereden geldiği. Sosyal medyada paylaşılan görselin üzerinde “Türkiye Riyaseticumhur Umumi Katipliği” başlığı bulunuyor. Riyaseticumhur Umumi Katipliği, Atatürk döneminde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği görevini yürüten birimdi ve bu anteti taşıyan gerçek resmi belgeler mevcut. Bu anteti taşıyan farklı tarihlerden bazı belgeler ise şöyle:

Atatürk’ün ölüm ilanı (Kaynak: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3182039, sayfa: 17)

Devlet Meteoroloji İşleri Umum Müdürlüğü’nün kuruluşuna ilişkin yazı (Kaynak: https://mgm.gov.tr/FILES/kurumsal/yatirimfaaliyet/performans_program2014.pdf, sayfa: 11)

Ali Saim Ülgen’in İstanbul ve Eski Eserleri kitabının Cumhurbaşkanlığı tarafından alındığını bildiren teşekkür mektubu (Kaynak: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2340499, sayfa: 36)

Bu üç aynı kurumdan, farklı tarihlerde düzenlenmiş belgeyle iddiada yer alan görsel arasında antetin sol üstte yer alması, tarihin sağ üstte bulunması ve metnin daktilo düzeni gibi bazı ortak özellikler bulunmasına rağmen ciddi farklar da var. Gerçek belgelerde kurum adı “TÜRKİYE RİYASETİCÜMHUR” ve “UMUMÎ KÂTİPLİĞİ” şeklinde yazılırken, iddiadaki görselde bu iki ifade “”TÜRKİYE RİYASETİCUMHUR” ve “UMUMİ KATİPLİĞİ” yazıyor. Ayrıca gerçek örneklerde muhatap, resmi unvan, kayıt veya kurum içi işlem izleri görülürken, iddiadaki metin doğrudan Salih diye başlayan kişisel bir anlatımdan oluşuyor.
Aynı Şablon Farklı Metinlerle Kullanılmış
​​Görsel tersine arama ile incelendiğinde, iddiadaki belgeyle neredeyse aynı şablonu kullanan başka örneklere ulaşılıyor. Örneğin Mavi Müzayede’de satışa sunulan bir belgede de Türkiye Riyaseticumhur Umumi Katipliği anteti, Özel ibaresi, 17/III/1938 tarihi ve K. Atatürk imzası iddiadaki görselle aynı yerlerde bulunuyor. Fakat ortadaki metin ve sayı değişiyor. İddiadaki görselde Salih Bozok ve Latife Hanım’dan söz edilirken, mezattaki örnekte Atatürk’e atfedilen bambaşka bir vecize yer alıyor. Tarih, antet ve imza düzeninin sabit kalıp yalnızca metnin değişmesi, aynı şablonun farklı sözlerle yeniden üretildiğini gösteren önemli bir bulgu. Bu da iddiadaki görselin özgün bir resmi yazışma olma ihtimalini ciddi biçimde zayıflatıyor. 

Mustafa Kemal Atatürk vecizesi olduğu iddia edilen belge (Kaynak: https://mavimuzayede.com/163927--turkiye-riyaseticumhur-umumi-katipligi-ozel-antetli-k-gida-17-mart-1938-tarihinde-daktiloyla-gecirilmis-mustafa-kemal-ataturk-vecizesi-k-git-15x20-cm-cerceve-38x43-cm-.html?sso_checked=1) 

Ayrıca iddiadaki görselde yer alan ifadeler Devlet Arşivleri’nde veya yayımlanmış akademik çalışma ve makalelerde aratıldığında, kaydın orijinalini gösteren güvenilir hiçbir kaynak bulunamıyor. 
Metindeki Yazım ve Anlatım Sorunları Dikkat Çekiyor
Paylaşılan metinde yazım, noktalama ve anlatım açısından dikkat çeken çok sayıda sorun bulunuyor. Örneğin İzmir sözcüğüne getirilmesi gereken ek kullanılmamış, nokta ve virgüllerden sonra boşluk bırakılmamış ve “kadınları tanımadığımı anam hep söylerdi” cümlesinde belirgin bir anlatım bozukluğu var. Tek başına bir yazım hatası belgenin sahte olduğunu göstermese de, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği anteti taşıyan resmi bir evrakta bu kadar çok yazım ve anlatım sorununun bir arada bulunması ciddi bir şüphe oluşturuyor. Döneme ait doğrulanmış resmi yazışmalarda daha düzenli ve kurumsal bir dil kullanılması da metnin güvenilirliğini zayıflatıyor.
Atatürk Boşanmanın Ardından İzmir’e Gitmeye Devam Etti
Metindeki bir diğer ifade de tarihsel kayıtlarla uyuşmuyor. Atatürk ile Latife Hanım’ın evliliği 29 Ocak 1923’te başladı ve 5 Ağustos 1925’te sona erdi. Ancak Atatürk boşanmanın ardından İzmir’e gitmeye devam etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın İzmir Atatürk Müzesi sayfasında, Atatürk’ün 1930-1934 yılları arasında İzmir’e her gelişinde burada kaldığı belirtiliyor. Dolayısıyla görseldeki Latife Hanım’ı düşündükçe İzmir’e gitmek istemediği anlatısı, Atatürk’ün boşanma sonrasındaki İzmir ziyaretleriyle örtüşmüyor.

Sonuç olarak;