Yazar:
Gül Hür
Türkiye’de 18-24 yaş grubundaki yaklaşık her beş gençten biri, lise eğitimini tamamlamadan okuldan ayrılmış durumda. Fakat bu tablodaki mesele yalnızca okul bırakmak değil. Okula devam eden ve mezun olan gençler için de eğitimden işe geçiş kolay değil. Mezuniyet her zaman iş bulmayı ya da nitelikli bir işe geçmeyi garanti etmiyor. Bu nedenle okul bırakma, üniversite kayıt silme verileri ve genç işsizliği ayrı ayrı sorunlar gibi görünse de aynı kırılganlığa işaret ediyor: Türkiye’de eğitimden işe uzanan köprü yeterince sağlam değil. 
Türkiye’de Lise Diploması Almadan Okuldan Ayrılma Oranı AB’nin Yaklaşık İki Katı
Eurostat’ın verileri Nisan 2026’da güncellenen “Early leavers from education and training” başlıklı çalışması, 18-24 yaş grubunda lise düzeyinde eğitimini tamamlamadan eğitim sisteminin dışında kalan gençleri inceliyor. Bu gösterge, en fazla ortaokul düzeyinde eğitim almış ve son dört haftada herhangi bir eğitim ya da kursa katılmamış kişileri kapsıyor. Yani bu veri, lise diploması almadan okuldan ayrılan gençlerin oranını gösteriyor. 
Eurostat’ın 2025 verilerine göre Türkiye’de 18-24 yaş grubundaki gençlerin %17,9’u lise eğitimini tamamlamadan eğitim sisteminin dışında kalmış durumda. Avrupa Birliği’nde ise bu oran %9,1. Yani Türkiye’de bu oran AB ortalamasının neredeyse iki katı. Üstelik AB, 2030 yılına kadar bu oranı %9’un altına çekmeyi hedefliyor. Bu fark yalnızca bir istatistik değil. Çok sayıda gencin lise diploması ya da mesleki bir belge edinmeden iş piyasasına girmesi anlamına geliyor. 
Bu veride cinsiyet farkının da önemli olduğu görülüyor. AB genelinde 2025’te bu oran erkeklerde %10,6, kadınlarda %7,5. Türkiye’de de benzer biçimde erkeklerin oranı kadınlardan daha yüksek: Erkeklerde %18,7 iken kadınlarda %16,9. Yani Türkiye’de hem genç erkekler hem de genç kadınlar AB ortalamasının oldukça üzerinde olmasına rağmen bu göstergede riskin erkeklerde biraz daha yüksek olduğu görünüyor.
Şunu belirtmek gerekir ki bu tablo, Türkiye’de eğitim düzeyinde hiç ilerleme olmadığı anlamına gelmiyor. OECD’nin Education at a Glance 2025 Türkiye profiline göre 25-34 yaş grubunda lise diploması olmayanların oranı 2019-2024 arasında %41’den %28’e geriledi. Aynı göstergede OECD ortalaması ise %13. Fakat bu ilerleme, lise diploması almadan eğitim sisteminin dışında kalan gençler sorununu ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle bu iki veri şöyle okunmalı: Genç kuşaklarda eğitim düzeyi yükselmesine rağmen Türkiye’de lise diploması almadan okuldan ayrılanların oranı hâlâ AB ortalamasının oldukça üzerinde.
1,4 Milyon Kişi Yükseköğretim Öğrencisi Statüsünü Yitirdi 
Öte yandan YÖK'ün Eylül 2025'te yaptığı yazılı açıklamaya göre 1 Ocak 2015'ten bu yana açıköğretim, ön lisans, lisans ve yüksek lisans programlarında kendi isteğiyle kaydını sildiren öğrenci sayısı 2 milyon 806 bin 779. Bu öğrencilerden 1 milyon 405 bin 830'u başka bir yükseköğretim programında kaydına devam ettiğinden, yükseköğretim öğrencisi statüsünü tamamen yitirenlerin sayısı 1 milyon 400 bin 949 olarak hesaplanıyor. Bu veriyi doğrudan "üniversiteyi bırakanlar" diye okumak yanıltıcı olur. Çünkü mezuniyet, yatay geçiş ve başka programa kayıt gibi farklı nedenler de bu sayıya dahil. Yine de 1,4 milyonluk rakam, yükseköğretim sisteminden gerçekten kopan gençlerin küçümsenmeyecek bir ölçekte olduğunu gösteriyor. 
Araştırmalar bu kopuşun tek bir nedene bağlanamayacağını ortaya koyuyor: yanlış bölüm seçimi ve akademik uyum güçlüklerinin yanı sıra artan yaşam maliyetleri nedeniyle üniversite öğrencilerinin yaklaşık üçte ikisinin eğitim sürecinde çalışmak zorunda kaldığı ve ekonomik baskıların kaydını donduran ya da eğitimini bırakmayı düşünen öğrenci sayısında artışa yol açtığı da görülüyor.
Her Dört Gençten Biri Ne Eğitimde Ne İstihdamda
Sorun mezuniyetle de bitmiyor. TÜİK'in 2025 verilerine göre 15-24 yaş grubunda ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı %23,3. Bu oran erkeklerde %16,3 iken kadınlarda ise %30,9. Aynı göstergede AB ortalaması ise %11. Türkiye bu tabloda neredeyse iki kat geride. Üstelik "okulu bıraksam da iş bulurum" düşüncesi de verilerle örtüşmüyor: AB'de bile erken okul terk edenlerin yalnızca %46,2'si istihdam içinde; %30,8'i çalışmak istemesine rağmen işsiz, kalan %23,1'i ise iş piyasasının tamamen dışında. Türkiye'nin bölgesel eşitsizlikleri göz önüne alındığında bu tablo burada çok daha ağır işliyor. 
Mesele Yalnızca Başarısızlık Değil
Tüm bu veriler ortak bir noktaya işaret ediyor: Gençler yalnızca okulda başarısız oldukları için eğitimden kopmuyor. Türkiye'de yükseköğretimde okul terkinin öne çıkan nedenleri arasında sosyal çevreye uyum güçlüğü ve akademik başarısızlığın yanı sıra maddi sorunlar da yer alıyor. Türkiye'deki lisans terk araştırmalarını inceleyen sistematik bir derleme çalışması, terk etme kararını etkileyen faktörleri üniversite öncesi (kişisel, ailesel, rehberlik eksikliği, bölüm uyumsuzluğu) ve üniversite dönemi (sosyal uyum, akademik ve kurumsal faktörler) olmak üzere iki süreçte ele alıyor. Eğitimin maliyeti yükseldikçe, mezuniyetin iş piyasasındaki karşılığı belirsizleştikçe sistem dışına çıkmak daha kolay bir seçenek haline geliyor.
Bu tablo, OECD'nin Education at a Glance 2025 raporuyla da örtüşüyor. OECD genelinde lise diploması olmayanlarda işsizlik oranı %12,9 iken lise mezunlarında %6,9'a, üniversite mezunlarında ise %4,9'a düşüyor. Türkiye'de ise eğitim düzeyleri arasında bu fark neredeyse yok: Lise diploması olmayanlarda işsizlik oranı %11,2, lise mezunlarında %10,2 iken üniversite mezunlarında ise %10,6. Asıl mesele daha az diploma değil, diplomanın ne vaat ettiği. Eğitim yatırımının iş güvencesine dönüşmediği bir ortamda gençlerin okula bağlılığı da zayıflıyor.