Bir X hesabı tarafından 12 Temmuz 2026’da yapılan paylaşımda, tümörün vücuttaki toksinleri toplayan bir savunma mekanizması olduğu ve biyopsi yapıldığında bu toksinlerin vücuda yayıldığı iddia edildi.
İddia uzun yıllardır dolaşımda.
Tümörler hücrelerin kontrolsüz çoğalması veya gerektiği zaman ölmemesi sonucunda oluşan anormal doku kitleleridir.
Biyopsinin kanseri agresifleştirdiğini veya tümördeki "toksinleri" vücuda yaydığını gösteren bilimsel bir kanıt yok. Bazı tümörlerde iğnenin geçtiği hat boyunca tümör hücrelerinin taşınması seyrek bir komplikasyon olarak görülebiliyor fakat bu durum biyopsinin kanseri vücuda yaydığı anlamına gelmiyor.
Mamografi sırasında uygulanan basıncın lenf düğümlerini veya tümörleri patlatarak kansere neden olduğunu gösteren bilimsel bir kanıt bulunmuyor. Mamografide kullanılan düşük doz radyasyonun küçük ve kümülatif bir riski var fakat her çekimin kanser riskini yüzde 2 artırdığı iddiası doğru değil.
Videodaki Tümöre Dair İddiaların Tümü Yanlış
Sosyal medyada paylaşılan bir videoda, kanserin bir hastalık değil semptom olduğu ve tümörlerin vücuttaki toksik maddeleri bir noktada toplayarak insanı hayatta tuttuğu öne sürülüyor. Videoda biyopsi sırasında tümöre iğne batırılmasının içeride biriken toksinleri vücuda yaydığı ve biyopsi sonrasında hızlı büyüyen, agresif kanserlerin ortaya çıktığı da iddia ediliyor.
Videonun devamında mamografi sırasında memeye yaklaşık 22,5 kilogram basınç uygulandığı, bu basıncın toksinlerle dolduğu öne sürülen lenf düğümlerini patlattığı ve kansere yol açtığı söyleniyor. Ayrıca her mamografi çekiminin kanser riskini yüzde 2 artırdığı ileri sürülüyor.
Videodaki kişi, Leonard Coldwell adıyla tanınan alternatif bir tıp savunucusu. Video, YouTube’da 13 yıl önce yayımlanan “Cancer Is Not an Illness It Is a Symptom” başlıklı röportajdan alınmış. Coldwell, videolarda ve katıldığı etkinliklerde “Dr. Leonard Coldwell” unvanını kullanıyor fakat tıp eğitimi aldığına veya hekimlik yapma yetkisine sahip olduğuna dair doğrulanabilir bir kayıt yok. Almanya’da 2015’te düzenlenen bir etkinliğin organizatörleri de Coldwell’in “doktor” unvanıyla tanıtılmasının ardından tüketici koruma kuruluşu tarafından yanıltıcı reklam gerekçesiyle uyarılmış.
Kanser bir semptom değil, hastalık
Videodaki ilk iddia, kanserin bir hastalık değil yalnızca semptom olduğu yönünde. Fakat kanser, bazı vücut hücrelerinin kontrolsüz biçimde büyüdüğü ve başka bölgelere yayılabildiği hastalıklar grubuna verilen isim. Semptom, ağrı, şişlik, kanama veya yorgunluk gibi bir hastalığın yol açtığı belirtileri tanımlıyor. Kanser bu belirtilerden biri değil, bunlara yol açabilen hastalığın kendisi.
Tümör ve kanser de aynı anlama gelmiyor. Hücrelerin gereğinden fazla bölünmesi veya gerektiği zaman ölmemesi sonucunda oluşan anormal doku kitlesine tümör adı veriliyor. Tümörler iyi huylu veya kötü huylu olabiliyor. Kötü huylu tümörler çevredeki dokulara yayılabilirken iyi huylu tümörler bu özelliği göstermiyor. Lösemi gibi bazı kanser türlerinde katı bir tümör de oluşmuyor.
Tümörler toksinlerin toplandığı koruyucu balonlar değil
Videoda, vücuttaki toksik maddelerin insanı öldürmesini önlemek için bir “balon” oluşturulduğu ve bu balonun tümör olduğu söyleniyor. Fakat tümörlerin zehirli maddeleri bir noktada biriktirerek vücudu koruduğunu gösteren bilinen bir biyolojik mekanizma yok. Tümör bir sıvı veya toksin kesesi değil, anormal biçimde çoğalan hücrelerin oluşturduğu bir doku kitlesi.
Videoda aslında lenf sisteminin bazı işlevleri tümörlere atfediliyor. Lenf sistemi dokulardaki fazla sıvının, hücresel artıkların ve bazı yabancı maddelerin taşınmasına yardımcı oluyor. Lenf düğümleri de lenf sıvısını filtreleyen ve bağışıklık hücrelerini barındıran yapılar. Fakat bunlar içine toksinlerin doldurulduğu ve basınç uygulanınca patlayan kapalı keseler değil. Lenf sıvısı sistem içinde sürekli hareket ediyor ve dolaşıma yeniden katılıyor.
Biyopsi kanserin mevcut özelliklerini ortaya çıkarıyor
Biyopsi, şüpheli bir dokudan hücre veya doku örneği alınarak mikroskop altında incelenmesi işlemine verilen isim. Pek çok durumda bir kitlenin kanser olup olmadığının kesin biçimde anlaşılması için biyopsi yapılması gerekiyor. Patoloji incelemesi sonucunda kanserin türü, hücresel özellikleri ve tedavide kullanılabilecek yöntemler hakkında bilgi elde ediliyor.
Videoda biyopsi iğnesinin tümöre girdiği, içeride toplanan toksinleri vücuda saldığı ve bunun sonucunda agresif kanser oluştuğu öne sürülüyor. Fakat tümörün içerisinde bu biçimde depolanan toksinler bulunmadığı için biyopsiyle toksinlerin sisteme yayılması şeklinde bir mekanizma da söz konusu değil. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, biyopsi veya ameliyat sırasında kanserin vücudun başka bölümlerine yayılma ihtimalinin son derece düşük olduğunu ve bu riskin azaltılması için standart tıbbi yöntemlerin kullanıldığını belirtiyor.
Biyopsi sonrasında kanserin “agresif” olduğunun anlaşılması da biyopsinin kanseri agresifleştirdiğini göstermiyor. Tümörün derecesi, alınan örnekteki hücrelerin mikroskop altında ne kadar anormal göründüğüne bakılarak belirleniyor. Hücrelerin normal dokudan daha fazla farklılaşması, tümörün daha hızlı büyüme ve yayılma ihtimalinin yüksek olduğuna işaret ediyor. Biyopsi bu özelliği yaratmıyor, zaten var olan özelliğin tespit edilmesini sağlıyor.
İğne yolu boyunca hücre taşınması toksin yayılması anlamına gelmiyor
Biyopsilerle ilgili videodaki anlatıdan farklı olarak, gerçek bir komplikasyon var. “İğne yolu tümör ekimi” olarak adlandırılan durumda bazı kanser hücreleri, iğne tümörden çıkarılırken iğnenin geçtiği hat boyunca taşınabiliyor. Bunun görülme ihtimali kanser türüne, tümörün bulunduğu organa ve kullanılan biyopsi yöntemine göre değişiyor.
Bu olay tümörün içindeki toksinlerin kana boşalması şeklinde gerçekleşmiyor. Burada söz konusu olan, kanser hücrelerinin iğnenin geçtiği hat boyunca mekanik olarak yer değiştirmesi. Bu nedenle iğne yolu tümör ekimi, videoda anlatılan “biyopsi tümörü deliyor, toksinleri bütün vücuda yayıyor ve kanseri agresifleştiriyor” iddiasını desteklemiyor.
Mamografi basıncının tümörü patlatarak kansere neden olduğuna dair kanıt yok
Mamografi, memenin düşük doz X ışınlarıyla görüntülendiği bir yöntem. Çekim sırasında meme iki plaka arasına yerleştirilerek kısa süreli olarak sıkıştırılıyor. Böylece meme dokusunun üst üste binmesi azaltılıyor ve daha net bir görüntü elde ediliyor.
Videoda mamografi sırasında herkese 50 pound, yani yaklaşık 22,5 kilogram basınç uygulandığı söyleniyor. FDA’nın dijital mamografi cihazlarına ilişkin teknik rehberinde motorlu ilk sıkıştırma kuvveti için önerilen üst sınır 25 ile 45 pound, yaklaşık 11 ile 20 kilogram arasında. Bu değer her çekimde ve her hastaya aynı kuvvetin uygulandığı anlamına gelmiyor. Kullanılan kuvvet cihazın özelliklerine, meme dokusuna, görüntü için gereken pozisyona ve kişinin toleransına göre değişebiliyor.
Mamografi sırasında uygulanan basıncın lenf düğümlerini “patlamaya hazır bir sivilce” gibi patlattığını, tümörleri parçalayarak kanser hücrelerini vücuda yaydığını veya sağlıklı dokuda kansere yol açtığını gösteren güvenilir klinik kanıt yok.
“Her mamografi kanser riskini yüzde 2 artırıyor” iddiası da yanlış
Mamografide düşük doz iyonlaştırıcı radyasyon kullanıldığı için radyasyona bağlı riskin tamamen sıfır olduğu söylenemez. Fakat mevcut veriler her mamografi çekiminin kanser riskini yüzde 2 artırdığını göstermiyor. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü de mamografide kullanılan radyasyonun kansere yol açma ihtimalinin bulunduğunu, bu riskin çok düşük olduğunu belirtiyor.
2016 tarihli bir modelleme çalışmasında, 40 ile 74 yaş arasında her yıl mamografi çektiren 100 bin kadın için tüm tarama dönemi boyunca yaklaşık 125 radyasyona bağlı meme kanseri ve bunlara bağlı 16 ölüm gelişebileceği tahmin edildi. Aynı model, erken teşhis sayesinde yaklaşık 968 meme kanseri ölümünün önlenebileceğini hesapladı.
Buradaki sayı tek bir mamografinin oluşturduğu riski göstermiyor. Hesaplama, onlarca yıl boyunca her yıl mamografi yaptırmanın tahmini toplam etkisini ele alıyor. Bu nedenle çalışmadan “her mamografi kanser riskini yüzde 2 artırıyor” sonucunu çıkarmak mümkün değil.
Sonuç olarak;
Tümörün vücuttaki toksinleri toplayan bir savunma mekanizması olduğu iddiası yanlış.