Yazar:
Gül Hür
“Aspirin, bir asırdan fazla bir süredir mucizevi bir ilaç olarak kabul ediliyor.”
“Aspirin sadece hastalıklardan korumaz, aynı zamanda uzun yaşamın da sırrıdır.”
“Aspirinin kansere karşı koruyucu etkisi var.”
Bu ve benzeri iddialar sosyal medyada sık sık karşımıza çıkıyor. Aspirin hakkında yıllardır dolaşan pek çok söylenti ve şehir efsanesi var. Peki bunların ne kadarı bilimsel araştırmalarla destekleniyor?
Aspirinin hikayesi, doğrudan aspirinle değil, söğüt gibi bitkilerde bulunan salisilatların ağrı ve ateşi azaltmak için kullanılmasıyla başladı. Bu kullanımın geçmişi binlerce yıl öncesine uzanıyor. 19. yüzyılda söğüt kabuğundaki salisin ve bununla ilişkili salisilik asit üzerinde çalışan bilim insanları, modern aspirine giden yolu açtı. 
Fransız kimyager Charles Gerhardt 1853’te asetilsalisilik asidi ilk kez sentezledi. 1897’de Bayer laboratuvarlarında bu madde yeniden üretilerek ilaç haline getirildi ve 1899’da Aspirin adıyla piyasaya çıktı. Bu süreç genellikle kimyager Felix Hoffmann’a atfedilse de tarihsel araştırmalar Bayer’den Arthur Eichengrün’ün de geliştirme sürecinde önemli rol oynadığını gösteriyor. 
Aspirin başlangıçta ağrı, ateş ve iltihabı azaltmak için kullanıldı. Daha sonraki araştırmalar ilacın kanın pıhtılaşmasında görev alan trombositlerin birbirine yapışmasını da azalttığını ortaya koydu. Bu nedenle aspirin bugün ağrı kesici özelliğinin yanı sıra, özellikle daha önce kalp krizi veya pıhtıya bağlı inme geçirmiş bazı kişilerde yeni damar tıkanıklıklarını önlemek amacıyla da kullanılıyor.
Aspirinin uzun geçmişi ve farklı kullanım alanları, zamanla ilaç hakkında çok daha geniş iddiaların ortaya çıkmasına da zemin hazırladı. Peki aspirinle ilgili en yaygın söylentiler bilimsel araştırmalarla ne kadar örtüşüyor?
Her Gün Aspirin Kullanmak Kalp Krizi ve İnmeyi Önler mi?
Aspirinle ilgili en yaygın inanışlardan biri, her gün düşük doz aspirin kullanmanın kalp krizi ve inmeye karşı koruma sağladığı. Araştırmalar ise bu sorunun herkes için aynı yanıtı olmadığını gösteriyor. 
Daha önce kalp krizi veya pıhtıya bağlı inme geçirmiş kişilerde aspirin, yeni bir kalp krizi veya inme riskini azaltmak amacıyla kullanılabiliyor. Bu konuda yapılan en kapsamlı çalışmalardan biri, 17 bin kişinin yer aldığı 16 klinik araştırmanın sonuçlarını bir araya getirdi. Aspirin kullananlarda kalp krizi, inme veya damar hastalıklarına bağlı ölüm gibi ciddi olayların yıllık görülme oranı %8,2’den %6,7’ye düştü. Araştırmacılar ayrıca toplam inme ve kalple ilgili damar olaylarında yaklaşık beşte birlik bir azalma tespit etti. 
Fakat daha önce kalp krizi veya inme geçirmemiş kişiler söz konusu olduğunda tablo değişiyor. Aspirin pıhtı oluşma riskini azaltırken mide-bağırsak veya beyin kanaması riskini de artırabiliyor. Bu nedenle ilacın sağlayacağı küçük koruyucu fayda, bazı kişilerde kanama riskiyle dengelenebiliyor. USPSTF de (U.S. Preventive Services Task Force // ABD Önleyici Hizmetler Görev Gücü) 2022’de yayımladığı tavsiyesinde, 60 yaş ve üzerindeki kişilerin ilk kalp krizi veya inmeyi önlemek amacıyla aspirine başlamasını önermiyor. 40-59 yaş arasında ve kalp-damar hastalığı riski yüksek kişilerde ise kararın kişinin kanama riski de değerlendirilerek bireysel olarak verilmesini öneriyor. 
Kısacası her gün aspirin kullanmanın kalp krizi ve inmeyi önlediği iddiası herkes için geçerli değil. Aspirinin faydası, kişinin daha önce kalp-damar hastalığı geçirip geçirmediğine ve kanama riskine göre önemli ölçüde değişiyor.
Aspirin Kanseri Önler mi?
Aspirin hakkında sık karşılaşılan iddialardan biri, düzenli kullanımın kansere karşı koruma sağladığı. Bilimsel araştırmalar özellikle kolorektal (kalın bağırsak) kanseri konusunda dikkat çekici sonuçlar ortaya koysa da tablo sanıldığı kadar net değil. 
Beş klinik çalışmanın yaklaşık 20 yıllık takip sonuçlarını bir araya getiren bir araştırmaya göre, günde en az 75 mg aspirinin birkaç yıl boyunca kullanılması, uzun vadede kolorektal kanser görülme ve bu kansere bağlı ölüm riskinin azalmasıyla ilişkilendirilmiş. Etki özellikle kolonun sağ tarafında gelişen kanserlerde daha belirginmiş. Bununla birlikte bu çalışmalar başlangıçta kanseri değil, kalp-damar hastalıklarını incelemek için tasarlanmıştı. İleri yaştaki kişilerde ise farklı sonuçlar elde edildi. 
Yaklaşık 19 bin sağlıklı yetişkinin katıldığı ASPREE çalışmasında, günlük 100 mg aspirin genel kanser görülme oranını azaltmadı. Kansere bağlı yıllık ölüm oranı aspirin grubunda binde 6,7, plasebo grubunda ise binde 5,1 olarak bulundu. Aynı grubun yaklaşık 10 yıllık takibini içeren 2026 tarihli çalışma da düşük doz aspirinin genel kanser görülme sıklığını azaltmadığını gösterdi. Toplam takip döneminde kansere bağlı ölüm riski aspirin grubunda daha yüksek olsa da bu fark, aspirin kullanımının sona ermesinden sonraki dönemde devam etmedi. 
Özetle, aspirinin kanseri önlediği ifadesi bilimsel bulguları fazla genelliyor. Bazı çalışmalar özellikle kolorektal kanserde uzun vadeli faydaya işaret etse de sonuçlar yaşa, kullanım süresine ve kanser türüne göre değişebiliyor.
Aspirin Ömrü Uzatır mı?
Son olarak, aspirinle ilgili bir diğer yaygın iddia, düzenli kullanımının yaşam süresini uzattığı yönünde. Bu düşüncenin temelinde büyük ölçüde laboratuvar ve hayvan çalışmaları yatıyor. 
Bazı araştırmalarda aspirin, hücrelerin hasarlı parçalarını temizlemesine yardımcı olan otofaji sürecini desteklemiş ve fareler gibi bazı model organizmalarda yaşam süresinin uzamasıyla ilişkilendirilmiş. Fakat hayvanlarda görülen bu sonuçların insanlarda da ortaya çıkacağı söylenemez. İnsanlarda yapılan en büyük çalışmalardan biri olan ve yukarıda bahsedilen ASPREE, kalp-damar hastalığı olmayan yaklaşık 19 bin ileri yaştaki kişiyi inceledi. Günlük düşük doz aspirin, sağlıklı ve bağımsız geçirilen yaşam süresini uzatmadı. Ölüm oranı da aspirin grubunda %5,9, plasebo grubunda %5,7 olarak bulundu. 
Dolayısıyla laboratuvar ve hayvan çalışmalarında umut verici bazı sonuçlar bulunsa da, mevcut insan verileri aspirinin ömrü uzattığı iddiasını desteklemiyor.
“Mucize” İddialarına Dikkat 
Aspirin örneği, sosyal medyada sıkça karşılaşılan tek bir ürünün birçok hastalığı önlediği yönündeki sağlık iddialarına neden temkinli yaklaşmak gerektiğini gösteriyor. Bir araştırmada görülen olumlu sonuç, ilacın herkes için aynı faydayı sağlayacağı anlamına gelmiyor. Aspirinin sağlayacağı fayda ve taşıdığı risk de herkes için aynı değil. Yaş, mevcut hastalıklar, daha önce kalp krizi veya inme geçirilip geçirilmediği ve kanama riski gibi etkenler, aspirinin kimler için yararlı ya da sakıncalı olabileceği sorularına verilen yanıtları değiştiriyor.