Yazar:
Gül Hür
28 Aralık 2025’te İran’ın para birimi riyalin rekor seviyede değer kaybetmesi, yüzde 50’ye yaklaşan enflasyon ve hızla artan hayat pahalılığına tepki olarak Tahran’daki çarşı esnafının kepenk kapatması, protestoların ateşini fitilledi. Kısa sürede üniversitelerden büyük kentlere yayılan gösteriler ekonomik taleplerin ötesine geçerek doğrudan siyasi sisteme ve dini liderliğe yönelen sloganlara dönüştü. Göstericiler, güvenlik harcamalarını artırıp maaşları enflasyonun çok altında bırakan bütçeyi ve yıllardır süren yolsuzluk ile kötü yönetimi protesto ederken, güvenlik güçleri gerçek mermi, toplu gözaltı ve hastane baskınlarıyla sert müdahalelerde bulunuyor. İnsan hakları örgütlerine göre onlarca kişi hayatını kaybederken binlerce kişi de gözaltına alınmış durumda. Hükümet sınırlı ekonomik önlemler ve diyalog çağrıları yapsa da bunlar protestocular tarafından yetersiz bulunuyor. Protestoların şiddeti dönem dönem dalgalansa da, hareket 2022’deki Mahsa Emini sürecinden bu yana İran yönetimine karşı en ciddi ve en geniş toplumsal meydan okumalardan biri olarak sürüyor.

Kaynak: https://www.bbc.com/news/articles/cn564q0vgvxo 

Modern İran’ın tarihinde protestoların yeri, oldukça önemli. Halihazırda devam eden eylemlerin İran’da bir değişime yol açıp açmayacağını kestirmek kolay değil. Bu nedenle dünya kamuoyu, İran gündemini merakla takip ediyor. 
Peki İran’ın modern tarihinde, İran toplumuna ve siyasetine damga vuran, değişimlerin kapısını aralayan protestolar nelerdi?
1978 Protestoları: Devrime Giden Yol
1979’daki İran Devrimi’ne giden yol, Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin giderek sertleşen otoriter yönetimine karşı biriken toplumsal öfkenin patlak vermesiyle şekillendi. Başlangıçta İslamcıları, seküler grupları, milliyetçileri, işçileri ve farklı azınlıkları bir araya getiren gevşek ama geniş bir muhalefet hattı vardı. Kıvılcım, Ocak 1978’de Kum’da Ayetullah Humeyni’yi hedef alan bir gazete yazısının ardından çarşıların kapatılmasıyla atıldı. Güvenlik güçlerinin protestolara müdahalesi sonucu en az beş kişinin ölmesi, İran’daki “40 günlük yas” geleneğini harekete geçirdi; her kırk günde bir düzenlenen anmalar yeni gösterilere dönüştü ve dalga kısa sürede Tebriz, Yazd ve ardından Tahran’a yayıldı.

Kaynak: https://cdn.britannica.com/19/61219-050-D21B91F9/Ruhollah-Khomeini-greeting-supporters-Tehran-February-1979.jpg 

Üniversite öğrencilerinin, ruhani liderlerin, pazar esnafının ve sanayi işçilerinin katılımıyla hareket giderek büyüdü. 1978 sonbaharına gelindiğinde kamu çalışanları ve özellikle petrol işçilerinin grevleri, 6 Kasım’da ilan edilen genel grevle birleşti; bu süreç ülkenin ekonomik ve idari işleyişini neredeyse felç etti. Aylar süren kitlesel gösteriler ve grevler sonunda Şah, 16 Ocak 1979’da ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.
Şah’ın gidişinden yaklaşık iki hafta sonra Humeyni sürgünden döndü. 11 Şubat 1979’da monarşi resmen sona erdi ve İslam Cumhuriyeti ilan edildi. Ancak devrim sürecinde yan yana duran farklı muhalif aktörler bu noktadan sonra hızla tasfiye edildi. Yeni rejim, önce sekülerleri, solcuları ve milliyetçileri dışladı; ardından ılımlı İslamcıları ve seçilmiş cumhurbaşkanı Ebülhasan Beni-Sadr’ı da saf dışı bıraktı. Böylece, Şii din adamlarının liderliğinde kurulan ve İran’ın siyasal ve toplumsal düzenini kökten dönüştüren otoriter teokratik sistem kısa sürede yerleşmiş oldu.
1999 Öğrenci Protestoları 
1999 Temmuz’undaki öğrenci protestoları, İran İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşundan o güne rejime yöneltilen en ciddi toplumsal meydan okumalardan biri olarak değerlendiriliyor. Bu olaylar, 1988-1998 yıllarında işlenen muhalif aydın cinayetlerinin ortaya çıkarılması ve reform yanlısı Selam gazetesinin kapatılması üzerine, Tahran Üniversitesi öğrencilerinin basın özgürlüğü ve adalet talebiyle başlattığı barışçıl gösterilerdi. 9 Temmuz 1999 gecesi üniversitenin öğrenci yurduna düzenlenen ve birkaç öğrencinin ölümüyle sonuçlanan sert polis ve milisi müdahalesi, protestoların Tahran sokaklarına ve Tebriz gibi diğer şehirlere yayılmasına yol açtı. 

Kaynak: https://www.rferl.org/a/Iran_Student_Protests/1182717.html 

Göstericiler basın sansürünün kaldırılması, sorumluların yargılanması ve hatta yönetim biçiminde reforma gidilmesi gibi talepleri dile getiriyordu. Ancak protestoların dördüncü gününden itibaren yağma ve şiddet olaylarının yaşanması üzerine güvenlik güçleri ve Ansar-ı Hizbullah gibi rejim yanlısı milisler yüzlerce öğrenciyi gözaltına almış ve gösterileri zor kullanarak bastırmıştı. Kısa sürede dağıtılan 1999 öğrenci hareketi, reformcu Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin liderliği için o tarihe kadar yaşanan en büyük kriz olarak kayda geçti. 
2009 Yeşil Hareketi Protestoları
2009’daki Yeşil Hareket protestoları, 12 Haziran 2009 cumhurbaşkanlığı seçiminde Mahmud Ahmedinejad’ın hileyle yeniden seçildiği iddiasıyla patlak veren geniş kapsamlı bir itiraz dalgasını ifade ediyor. “Yeşil Hareket” adı, reformcu aday Mir Hüseyin Musevi’nin seçim kampanyasında kullandığı yeşil renkten türemiş ve zamanla seçim itirazlarının ve barışçıl muhalefetin sembolü haline gelmişti. Reformcu adaylar Mir Hüseyin Musevi ve Mehdi Kerrubi’nin çağrısıyla başlayan gösterilerde milyonlarca kişi oyların yeniden sayılması veya seçim sonucunun iptali talebiyle, başta Tahran olmak üzere birçok büyük şehirde barışçıl kitlesel yürüyüşler düzenlemişti. Hükümet, bu protestolara sert bir baskıyla karşılık vererek güvenlik güçleri ve Besic milisleri aracılığıyla gösterileri dağıtmıştı. Bu süreçte onlarca protestocu öldürülmüş, binlercesi tutuklanmış ve çok sayıda reform yanlısı aktivist ile gazeteci gözaltına alınmıştı. 

Kaynak: https://www.theguardian.com/world/2013/may/17/green-movement-activists-iran-repression 

Yeşil Hareket, kısa vadede seçim sonuçlarını değiştirmeyi başaramasa da 1979 Devrimi’nden sonraki en geniş çaplı toplumsal muhalefet olarak rejimin meşruiyetine ciddi bir darbe vurmuş ve iktidar elitlerini daha otoriter bir yönelime sevk etmişti. Bu protesto dalgasının ardından muhalefet liderleri uzun süre ev hapsinde ve baskı altında tutulmuştu. Buna rağmen 2009 olayları, sonraki yıllarda İran’da tekrar eden kitlesel gösteriler için önemli bir ilham kaynağı teşkil etti.
2022 Mahsa Amini Protestoları
2022 Eylül’ünde Mahsa Amini’nin “uygunsuz başörtüsü” gerekçesiyle ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesi, İran’da uzun süredir bastırılan öfkeyi görünür kılan bir kırılma anına dönüştü. Olayın ardından kendiliğinden gelişen protestolar, kadın hakları ve temel özgürlükler etrafında şekillendi; kısa sürede yalnızca belirli kentlerle sınırlı kalmayarak ülkenin dört bir yanına yayıldı. İran İslam Cumhuriyeti tarihinde benzeri az görülmüş bu dalga, 31 eyalette 100’ü aşkın kenti kapsayan geniş bir toplumsal hareket halini aldı.
Gösteriler daha ilk günlerden itibaren açık bir rejim karşıtı nitelik kazandı. Zorunlu başörtüsünün kaldırılması, ahlak polisinin dağıtılması, Ali Hamaney’in istifası ve teokratik düzenin sona ermesi gibi talepler meydanlarda yüksek sesle dile getirildi. Rejim ise bu itirazlara sert bir güvenlik politikasıyla karşılık verdi. Aylar süren müdahaleler sonucunda, aralarında çocukların da bulunduğu yüzlerce kişi hayatını kaybetti; on binlerce kişi gözaltına alındı ve internet erişimi kısıtlanarak toplumun dış dünyayla bağı koparılmaya çalışıldı.

Kaynak: https://www.britannica.com/biography/death-of-Jina-Mahsa-Amini 

Buna rağmen protestoların yarattığı etki bütünüyle silinmiş değil. Bugün hâlâ pek çok İranlı kadın kamusal alanda başörtüsü takmayı reddederek bu hareketin kalıcı izlerini taşımaya devam ediyor. Bu tutum, rejimin ideolojik dayatmalarına karşı gündelik hayatta sürdürülen sessiz ama ısrarlı bir meydan okuma anlamına geliyor. Mahsa Amini protestoları, 1979 Devrimi’nden bu yana İran’da iktidara yöneltilmiş en güçlü toplumsal itirazlardan biri olarak, hem ülke içindeki siyasal baskıyı derinleştirdi hem de uluslararası kamuoyunun İran rejimine yönelik tepkilerini daha görünür hale getirdi.