Bir X kullanıcısı tarafından 19 Temmuz 2026 tarihinde yapılan bir paylaşımda, yeni bir araştırmaya göre ivermektin ve mebendazol kullanan kanser hastalarının %84’ünde altı ay içinde tam iyileşme, tümör küçülmesi veya tümör büyümesinin durması görüldüğü iddia edildi.
Gönderi, X’te paylaşıldığı gün 1 milyon görüntülemeye ulaşmış.
İddia, Haziran 2026’da Anticancer Research dergisinde yayımlanan bir makaleye dayanıyor.
Makalenin verileri, istatistiksel güvenilirliği ve etik denetimi hakkında ciddi tartışmalar yaşanmasının ardından dergi çalışma için “Endişe Bildirimi” yayımlamış.
Makalenin yazarlarının tamamı, ivermektin ve mebendazolü reçete eden ve satan The Wellness Company ile bağlantılı olduklarını belirtiyor.
Yazarlar ayrıca bulguların kesin kanıt değil, yalnızca yeni araştırmalar için başlangıç olduğunu makalenin sonuç kısmında belirtiyor.
İddia Gerçek Bir Makaleye Dayanıyor
Kanser tedavisiyle ilgili “mucize ilaç” veya “kesin çözüm” vaat eden paylaşımlar sosyal medyada sık sık dolaşıma giriyor. Bilimsel kanıtı zayıf olan bu içerikler, hastaların etkisiz ya da zararlı yöntemlere yönelmesine ve gerçek tedavilerini geciktirmesine yol açabiliyor. Bu nedenle paylaşılan sonuçların gerçekten ne gösterdiğini anlamak için araştırmanın nasıl yapıldığına yakından bakmak gerekiyor.
İlgili gönderide, ivermektin ve mebendazol kullanan kanser hastalarının %84’ünde altı ayın sonunda olumlu bir sonuç görüldüğü iddia ediliyor. Paylaşımda bu sonuçlar, kanserin tamamen ortadan kalkması, tümörün küçülmesi veya büyümesinin durması olarak sıralanıyor. Bu iddiayı değerlendirmek için çalışmanın aslını inceleyerek araştırmanın nasıl yapıldığına, sonuçların neye dayandığına, hastaların başka tedaviler alıp almadığına ve çalışmayı hazırlayan kişilerin olası çıkar bağlantılarına bakmak gerekiyor. Ancak öncelikle ivermektin ve mebendazolün ne olduğunun anlaşılması gerekir.
İvermektin, bazı parazitlerin yol açtığı bağırsak ve deri enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan bir ilaç. Mebendazol ise kıl kurdu, kamçı kurdu, yuvarlak solucan ve kancalı kurt gibi bağırsak parazitlerine karşı kullanılıyor. ABD Ulusal Tıp Kütüphanesinin ilaç kayıtlarında her iki ilacın da kullanım alanı parazit enfeksiyonları olarak belirtiliyor.
Bu tanımlamalardan sonra iddianın temeline dönmekte fayda var. İddiada, ivermektin ve mebendazol kullanan kanser hastalarının %84’ünde altı ayın sonunda olumlu sonuç görüldüğü öne sürülmüştü. Öncelikle bu oran tamamen uydurulmuş değil. Çünkü bu sonucu elde etmiş bir makale bulunuyor. Bu sonuç “Real-world Clinical Outcomes of Ivermectin and Mebendazole in Cancer Patients: Results from a Prospective Observational Cohort // Kanser Hastalarında İvermektin ve Mebendazolün Gerçek Yaşam Klinik Sonuçları: İleriye Dönük Gözlemsel Bir Kohort Çalışmasının Bulguları” başlığıyla Haziran 2026’da Anticancer Research dergisinde yayımlanan bir çalışmaya dayanıyor. Ayrıca makaleye 42203321 numaralı PubMed kaydı üzerinden ulaşmak da mümkün.
Ancak bir çalışmanın bilimsel bir dergide yayımlanması, sonuçlarının kesin olarak doğrulandığı anlamına gelmiyor. Araştırmanın ne gösterdiğini anlayabilmek için nasıl yürütüldüğüne ve sonuçların hangi verilere dayandığına bakmak gerekiyor.
Çalışmada, ABD’deki The Wellness Company adlı uzaktan sağlık platformu üzerinden ivermektin ve mebendazol reçete edilen 197 kanser hastası altı ay boyunca takip edilmesine rağmen yalnızca 122 kişi takibi tamamladı. Bu kişilerin %32,8’i vücutlarında kanser bulgusu kalmadığını, %15,6’sı tümörlerinin küçüldüğünü bildirdi. Hastalığının ilerlemediğini söyleyenler de eklendiğinde “klinik fayda oranı” %84,4 olarak hesaplandı. Fakat bu oran, ivermektin ve mebendazolün hastaların %84’ünü iyileştirdiği anlamına gelmiyor.
Sonuçlar Hastaların Kendi Bildirimlerine Dayanıyor
Çalışmadaki sonuçlar bağımsız doktor muayeneleri, tomografi görüntüleri, laboratuvar sonuçları veya standart tümör ölçümleriyle doğrulanmadı. Hastalar, dijital anketlerde sağlık durumlarını kendileri değerlendirdi. Bu nedenle tümörün küçüldüğü veya kanserin bittiği şeklindeki cevapların tıbbi olarak doğrulanmış sonuçlar olduğu söylenemiyor.
Hastalar Başka Tedaviler de Alıyordu
Katılımcıların %27,9’u kemoterapi, %21,3’ü radyoterapi görmüş, %19,7’si ise ameliyat olmuştu. Ayrıca %49,2’si takviye kullanmış, %37,7’si diyetini değiştirmişti. Bu nedenle görülen sonuçların ivermektin ve mebendazolden mi, yoksa eş zamanlı tedavi ve yaşam tarzı değişikliklerinden mi kaynaklandığını ayırmak mümkün değil.
Kontrol Grubu Bulunmuyor
Çalışmada ivermektin ve mebendazol kullanmayan benzer hastalardan oluşan bir kontrol grubu yoktu. Hastalar rastgele gruplara ayrılmadı ve ilaçlar plaseboyla karşılaştırılmadı. Dolayısıyla bu ilaçları kullananların, aynı kanser tedavilerini alıp bu ilaçları kullanmayan hastalardan daha iyi sonuç alıp almadığı bilinmiyor. Ayrıca 197 hastadan 75’inin takibi tamamlamaması da sonuçları etkilemiş olabilir. Örneğin durumu kötüleşen kişiler anketlere cevap vermediyse başarı oranı gerçekte olduğundan yüksek görünmüş olabilir.
Yazarlarla Şirket Arasında Bağlantı Var
Çalışmanın dikkat çeken bir diğer yönü ise yazarlarla The Wellness Company (TWC) arasındaki bağlantı. Makalenin çıkar çatışması bildirimine göre 12 yazarın tamamı, ivermektin ve mebendazolün reçete edildiği bu uzaktan sağlık platformuyla bağlantılı veya şirketten ücret alıyor. TWC aynı ilaç kombinasyonunu kendi hizmetleri kapsamında da satıyor. Bu nedenle çalışmayı hazırlayan ekip ile incelenen tedaviden gelir elde eden şirket birbirinden bağımsız değil. Bu durum araştırmayı tek başına geçersiz kılmamasına rağmen tedaviyi sunan kuruluş ile çalışmayı hazırlayan kişilerin bağımsız olmaması önemli bir çıkar çatışması oluşturuyor.
Makalede yazarlar, tamamının incelenen ilaçları reçete edip satan The Wellness Company ile bağlantılı olduğunu veya şirketten maaş desteği aldığını açıklıyor.
Yazarlar arasında Nicolas Hulscher, Drew Pinsky, James A. Thorp ve TWC’nin Baş Bilim Sorumlusu Peter A. McCullough da bulunuyor. McCullough, daha önce hidroksiklorokin ve ivermektin kullanımını savunan açıklamalarıyla tanınıyordu.
Dergi “Endişe Bildirimi” Yayımladı
Makale, Anticancer Research dergisine gönderilmiş. Anticancer Research, 1995’te kurulan International Institute of Anticancer Research (IIAR) tarafından yayımlanan, PubMed dahil çeşitli veri tabanlarında indekslenen hakemli bir onkoloji dergisi. Alanın önde gelen dergileri arasında yer almasa da akademik olarak tanınan bir yayın organı. Söz konusu makale dergiye 8 Nisan 2026’da gönderilmiş, 20 Nisan’da revize edilmiş ve 24 Nisan’da kabul edilmiş. Böylece gönderimden kabule kadar geçen değerlendirme süreci 16 gün sürmüş.
Makale yayımlandıktan sonra çalışmanın verileri, istatistiksel güvenilirliği ve etik denetimi hakkında ciddi eleştiriler gelmesi üzerine dergi, makale hakkında resmi bir "Endişe Bildirimi" (Expression of Concern) yayımladı. Bu bildirim makalenin geri çekildiği anlamına gelmemesine rağmen derginin, çalışmanın güvenilirliği konusunda önemli soru işaretleri bulunduğunu kabul ettiğini gösteriyor.
Yazarlar, 4 Haziran 2026’da dergiye gönderdikleri açıklamada katılımcıların sağlık çalışanlarınca değerlendirilmiş kanser hastaları olduğunu belirtti. Bunun üzerine dergi; etik kurul belgelerini, hastaların kanser tanılarını doğrulayan kayıtları ve bildirilen tümör gerilemelerine ilişkin tıbbi belgeleri incelemek üzere resmî bir veri bütünlüğü ve etik denetim soruşturması başlattı.
Yazarlar da Kesin Kanıt Sunmadıklarını Belirtiyor
Çalışmanın yazarları, makalenin tartışma ve sonuç bölümlerinde araştırmanın önemli sınırlılıklarını açıkça kabul ediyor. Verilerin hastaların kendi bildirimlerine dayanması, sonuçların bağımsız doktorlar veya görüntüleme yöntemleriyle doğrulanmaması, kontrol grubunun bulunmaması ve hastaların aynı anda standart tedaviler, takviyeler veya yaşam tarzı değişiklikleri uygulaması nedeniyle görülen sonuçların doğrudan ivermektin ve mebendazole bağlanamayacağını belirtiyorlar. Bu nedenle çalışmadan tedavi edici bir fayda sonucu çıkarılamayacağını ve bulguların yalnızca yeni araştırmalar için bir başlangıç noktası, yani “hipotez üretici” olarak değerlendirilmesi gerektiğini yazıyorlar. Yazarlar ayrıca ilaçların güvenliğini ve etkisini ortaya koymak için rastgele grupların kullanıldığı, çift kör ve plasebo kontrollü klinik deneylere ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
Sonuç olarak;
Yeni bir araştırmaya göre ivermektin ve mebendazol kullanan kanser hastalarının %84’ünde altı ay içinde tam iyileşme, tümör küçülmesi veya tümör büyümesinin durmasının görüldüğü iddiası kısmen yanlış.