Yazar:
Gül Hür
İddia şöyle;

Bir Instagram hesabı tarafından 12 Kasım 2025’te yapılan paylaşımda, uyku süresine ilişkin 7–8 saat önerilerinin yalnızca erkekler üzerinde yapılan araştırmalara dayandığı, bu nedenle kadınların aslında daha fazla, ortalama 9 saat (regl döneminde ise 10–11 saat) uykuya ihtiyaç duyduğu iddia edildi

İddia KISMEN YANLIŞ
Kadınların sağlık araştırmalarında uzun süre yeterince temsil edilmemesi gerçek bir eşitsizlik sorunu olsa da güncel bilimsel rehberler kadınlar için de çoğu yetişkinde önerilen uyku süresini genel olarak 7–9 saat aralığında değerlendiriyor.
Kadınların uyku düzeni adet döngüsü, hamilelik, perimenopoz ve menopoz gibi hormonal dönemlerden daha fazla etkilenebildiği için bazı zamanlarda daha yorgun hissetmeleri ve daha fazla dinlenmeye ihtiyaç duymaları normal kabul ediliyor.
Bilimsel veriler, kadınlar için tek çözümün daha uzun saatler uyumak olmadığını, özellikle kesintisiz, kaliteli ve düzenli uykunun fiziksel sağlık, ruh hali ve enerji düzeyi açısından asıl belirleyici unsur olduğunu gösteriyor.
Önerilen Uyku Süresi Çoğu Yetişkin İçin 7-9 Saat Arasında Değişiklik Gösteriyor
Bilim dünyasının tarihi, cinsiyet eşitsizliğinin sayısız örneğiyle dolu. Uzun yıllar boyunca kadınların araştırmalardan dışlanması, emeklerinin görünmez kılınması ya da erkek deneyiminin evrensel norm olarak kabul edilmesi, bugün hâlâ tartışılan yapısal sorunlar arasında yer alıyor. Son yıllarda bu mesele, farklı disiplinlerde yürütülen akademik çalışmalarla daha kapsamlı biçimde ele alınıyor. Özellikle feminist perspektifle yeniden değerlendirilen tarih, tıp, teknoloji ve bilim gibi geniş alanlarda, geçmişte göz ardı edilen eşitsizlikler daha görünür hale geliyor. Bu farkındalık dalgası doğal olarak sosyal medyaya da yansıyor. Kullanıcılar bilimsel bilgi üretimindeki önyargıları sorgulayan, tarihsel adaletsizlikleri hatırlatan ve mevcut uygulamaları tartışmaya açan içerikleri daha fazla paylaşıyor.
İlgili gönderide de benzer bir tartışmaya tekabül edecek bir konu ele alınmış. Bir Instagram kullanıcısının iddiasına göre, günde 7–8 saat uyumak gerektiği şeklindeki yaygın öneriler, yalnızca erkekler üzerinde yapılan araştırmalara dayanıyor. Bu nedenle kadınların aslında ortalama 9 saat uykuya ihtiyaç duyduğu, regl dönemlerinde ise bu sürenin 10–11 saate kadar çıkabileceği öne sürülüyor. Ayrıca bu durumun kortizol seviyesini düşürmek, cilt sağlığını iyileştirmek, metabolizmayı hızlandırmak ve duygusal dengeyi korumak açısından önemli olduğu iddia ediliyor. Bu iddiayı ikiye bölerek araştırmakta fayda var. Öncelikle son araştırmaların kadınların özellikle regl dönemlerinde 7-8 saatten fazla uykuya ihtiyaç duyup duymadıklarını, ardından da daha fazla uykunun kadın metabolizması açısından daha fayda olup olmadığını inceleyen araştırmalar olup olmadığı incelenilmeli.
Günde 7–8 saat uyku önerisinin yalnızca erkekler üzerinde yapılan araştırmalara dayandığı iddiasını kesin olarak doğrulamak mümkün görünmüyor. Bilim tarihinde kadınların bazı araştırmalara yeterince dahil edilmediği, bu nedenle veri eksiklikleri yaşandığı bilinen bir sorun. Ancak günümüzde yetişkinler için verilen genel uyku önerileri sadece erkeklerden elde edilen sonuçlara göre hazırlanmıyor. Örneğin American Academy of Sleep Medicine gibi kurumların hazırladığı rehberler, çok sayıda araştırmanın birlikte değerlendirilmesiyle oluşturuluyor. Bu rehberlerde kadın ve erkek tüm yetişkinler için genel olarak benzer uyku süreleri öneriliyor. Ayrıca herkesin uyku ihtiyacının birebir aynı olmadığı, yaş, sağlık durumu, stres düzeyi ve yaşam tarzı gibi etkenlerin de önemli olduğu vurgulanıyor. Sonuç olarak, mevcut araştırmalara göre kadınların çoğu için önerilen uyku süresi gecede 7 ile 9 saat olup, 9 saatin üzerindeki düzenli uyku bazı sağlık riskleri doğurabilir.
Benzer şekilde kadınların normalde ortalama 9 saat, regl döneminde ise 10–11 saat uyuması gerektiğini gösteren güçlü ve doğrudan bilimsel kanıt bulunmuyor. Büyük ölçekli araştırmalarda kadınların erkeklerden ortalama olarak biraz daha uzun uyuduğu görülmesine rağmen bu fark genellikle birkaç dakika ile sınırlı. Bu sonuçlar, kadınların her gün 1–2 saat fazladan uyuması gerektiği iddiasını desteklemiyor. Regl döneminde ise bazı kadınlar daha yorgun hissedebiliyor, uyku kalitesi düşebiliyor veya daha fazla dinlenme ihtiyacı duyabiliyor. Bunun nedeni ağrı, hormonal değişimler, ruh hali dalgalanmaları veya rahatsızlık hissi olabilir ama bu durum da herkes için geçerli değil. Regl döneminde tüm kadınların 10–11 saat uyuması gerektiğini gösteren ortak bir bilimsel sonuca rastlanmıyor.
Yetersiz uykunun vücut üzerinde olumsuz etkileri olduğu doğru. Az uyumak stres hormonu olarak bilinen kortizol dengesini bozabilir, cilt onarımını olumsuz etkileyebilir, iştah ve kan şekeri düzenini zorlaştırabilir. Aynı şekilde ruh hali, dikkat ve duygusal denge de kötü etkilenebilir. Ancak bu bulgular, kadınların mutlaka 9–11 saat uyuması gerektiği anlamına gelmiyor. Araştırmalar daha çok kronik uyku eksikliğinin zararlarına, özellikle de çok uzun uyumaya değil, yeterli ve kaliteli uyuyabilmeye odaklanıyor. Genel olarak önerilen aralık içinde düzenli uyku almak, çoğu insan için sağlık açısından en önemli nokta olarak görülüyor.
Kadınların Uyku Düzeni Hormonal Değişimlerden Daha Fazla Etkileniyor
Bazı araştırmalar, kadınların uyku düzeninin yaşam boyu hormonal değişimlerden daha fazla etkilenebildiğini ortaya koyuyor. Özellikle adet döngüsü, hamilelik, perimenopoz ve menopoz dönemlerinde hormon dalgalanmaları uyku kalitesini bozabiliyor. Adet öncesi dönemde ağrı, huzursuzluk, şişkinlik veya ruh hali değişimleri nedeniyle uykuya dalmak zorlaşabiliyor. Hamilelikte sık idrara çıkma, yorgunluk, reflü, huzursuz bacak sendromu ve solunum sorunları gece uykusunu bölebiliyor. Menopoz sürecinde ise sıcak basmaları ve gece terlemeleri sık görülen uyku bozucu etkenler arasında yer alıyor. Bu nedenle bazı kadınlar belirli dönemlerde daha fazla uyuma ihtiyacı hissedebiliyor. 
Araştırmalar ayrıca kadınlarda uykusuzluk görülme sıklığının erkeklere kıyasla daha yüksek olabileceğini, huzursuz bacak sendromu ve bazı diğer uyku bozukluklarının da daha sık raporlandığını gösteriyor. Uyku kalitesinin düşmesi, kişi yatağa yeterli süre ayırsa bile sabah dinlenmemiş uyanmasına yol açabiliyor. Bu durumda ihtiyaç duyulan şey her zaman daha fazla saat uyumak değil, daha kesintisiz ve kaliteli uyku olabiliyor. 
Sosyal etkenler de tabloyu etkiliyor. Özellikle yeni doğum yapan kadınların, bakım yükümlülükleri nedeniyle erkeklere kıyasla daha fazla uyku kaybı yaşadığına ilişkin çalışmalar bulunuyor. Yani kadınların daha fazla uykuya ihtiyaç duyduğu izlenimi, kimi zaman biyolojik bir zorunluluktan çok, daha sık bölünen uyku, bakım emeği ve hormonal dönemlerin birleşik etkisinden kaynaklanabiliyor. 
Sonuç olarak, kadınların her koşulda erkeklerden daha fazla uykuya ihtiyaç duyduğu veya regl dönemlerinde herkes için 10–11 saat uykunun gerekli olduğu yönündeki iddialar bilimsel olarak genellenebilir nitelikte değil. Ancak hormonal değişimler, yaşam evreleri ve bireysel sağlık durumları nedeniyle bazı kadınların belirli dönemlerde normalden daha fazla dinlenmeye ihtiyaç duyması mümkün. Bu nedenle en doğru yaklaşım, sabit saat hedeflerinden çok kişinin gün içindeki enerji düzeyi, uyku kalitesi ve genel sağlık durumuna göre değerlendirme yapmaktır.

Sonuç olarak;

Uyku süresine ilişkin 7–8 saat önerilerinin yalnızca erkekler üzerinde yapılan araştırmalara dayandığı, bu nedenle kadınların aslında daha fazla, ortalama 9 saat (regl döneminde ise 10–11 saat) uykuya ihtiyaç duyduğu iddiası kısmen yanlış.