Yazar:
Gül Hür
İddia şöyle;

Bir X hesabı tarafından 5 Haziran 2026 tarihinde yapılan bir paylaşımda, bir Alzheimer hastasının bir ilaç denemesinde konuşma yeteneği, mesane kontrolü ve hafızasını geri kazandığı iddia edildi.

İddia KISMEN YANLIŞ
İddiaya konu olan çalışma bir klinik ilaç denemesi değil, tek bir hastaya ait gözlemsel vaka raporu.
2026’da Frontiers in Neuroscience dergisinde yayımlanan bu vaka raporunda, ileri evre Alzheimer hastası bir kadında yüksek doz psilosibin içeren mantar kullanımı sonrası konuşma, idrar kontrolü, hareketlilik ve hafıza alanlarında geçici iyileşmeler gözlendiği bildirilmiş.
Araştırmacılar da bulguların Alzheimer hastalığının tersine çevrildiği ya da tedavi edildiği anlamına gelmediğini açıkça belirtiyor.
Vaka Raporu Var Ama Klinik Deneme Yok 
İddiaya konu olan olayla ilgili anahtar kelimelerle bilimsel yayın veri tabanlarında arama yapıldığında, 2026’da Frontiers in Neuroscience dergisinde, Marcos Lago, Mariana Cerveira ve Joe Xavier Simonet tarafından yayımlanan bir vaka raporuna ulaşılıyor. Raporda, 10 yıldır Alzheimer tanısı bulunan ve son 5 yıldır konuşması büyük ölçüde tek heceli ifadelerle sınırlı olan 80’li yaşlarında bir kadının durumu anlatılıyor. Hastanın kronik idrar kaçırma, yutma güçlüğü, hareket kısıtlılığı, sosyal iletişimde azalma ve günlük yaşamda bakım bağımlılığı gibi ileri evre belirtileri bulunuyormuş. Rapora göre hastaya gözetim altında 5 gram psilosibin içeren mantar verilmiş. Psilosibin, halk arasında “magic mushroom (sihirli mantar)” olarak bilinen bazı mantarlarda bulunan ve kişinin algısını, ruh halini ve düşüncelerini değiştirebilen halüsinojenik bir madde. ABD Ulusal Uyuşturucu Kullanımı Enstitüsü de psilosibini bu tür mantarların temel etken maddesi olarak tanımlıyor.
İlgili vaka raporundaki hastaya psilosibin içeren mantar verildikten yaklaşık 19 saat sonra hastada kendiliğinden otobiyografik konuşma başladığı kaydedilmiş. Sonraki günler ve haftalarda ise idrar kontrolü, hareketlilik, giyinme, duygusal tepki verme, sosyal etkileşim ve bazı bağlamsal hafıza işlevlerinde iyileşmeler gözlenmiş. Bir ay sonra 3 gramlık ikinci bir uygulama yapıldığında bazı işlevsel iyileşmelerin sürdüğü de raporda yer almış. 
Bu vaka raporundaki kritik nokta şu: Bu çalışma bir ilaç denemesi değil. Yani bir karşılaştırma grubu ve standart hafıza ve biliş testleriyle ölçülmüş bir klinik sonuç yok. Tanı biyobelirteçlerle doğrulanmamış. Bulgular büyük ölçüde klinisyen gözlemlerine dayanıyor. Bu da standart bilişsel ölçekler, nörogörüntüleme veya biyobelirteç doğrulaması kullanılmadığı anlamına gelir. Bu nedenle tek bir vakadan yola çıkarak Alzheimer için etkili bir tedavi bulunduğunu söylemek mümkün değil. Ayrıca araştırmacılar da rapordaki bulguların Alzheimer’ın tersine döndüğü ya da psilosibinin bir tedavi olduğu anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor.
Psilosibin Alzheimer Tedavisi Olarak Kanıtlanmış Değil 
Psilosibin, son yıllarda depresyon, anksiyete ve beyin ağlarının işleyişi üzerindeki etkileri nedeniyle bilimsel araştırmalara konu oluyor. 2024’te Nature dergisinde yayımlanan bir çalışmada, psilosibinin sağlıklı yetişkinlerin beyninde normalde birlikte çalışan bölgeler arasındaki uyumu geçici olarak bozduğunu göstermiş ve bu etki haftalarca sürebilmiş. Araştırmacılar bunu beyin bölgelerinin alışılmış sınırlarının eriyip yeniden düzenlendiği bir süreç olarak tanımlıyor. Psilosibinin Alzheimer vakasındaki etkisini açıklarken bu mekanizmanın bir ipucu sunabileceği düşünülmesine rağmen sağlıklı beyinde gözlemlenen bu sürecin hasta beyinde de aynı şekilde işleyip işlemediği henüz bilinmiyor. 2024’te yine Frontiers in Neuroscience dergisinde yayımlanan bir derleme de psilosibinin Alzheimer hastalığında özellikle depresyon, anksiyete, nöroplastisite ve iltihaplanma gibi başlıklar üzerinden araştırılmaya değer olabileceğini belirtiyor. 
Aynı literatürün, Alzheimer hastalarında psilosibinin etkisine dair klinik kanıtların hâlâ çok sınırlı olduğunu gösterdiğini de belirtmek gerekir. ABD hükümetinin Alzheimer araştırmaları için kullandığı alzheimers.gov platformunda yer alan mevcut çalışma da psilosibini ileri evre Alzheimer’ı tedavi etmek için değil, hafif bilişsel bozukluk ya da erken evre Alzheimer hastalarında depresyon ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini değerlendirmek için inceliyor.

Sonuç olarak;

Bir Alzheimer hastasının bir ilaç denemesinde konuşma yeteneği, mesane kontrolü ve hafızasını geri kazandığı iddiası kısmen yanlış.