
Epstein Davası: Nedir, Ne Değildir?
Komplo Teorisi
İlk yayın :
26 Aralık 2025
Bireysel bir suç dosyası olmanın ötesine geçerek güç, cezasızlık ve şeffaflık tartışmalarının sembolü haline gelen Jeffrey Epstein davası, hem ABD’nin hem de dünya gündeminden düşmüyor. Reşit olmayanlara yönelik sistematik istismar iddiaları, Epstein’in siyasetçilerden iş insanlarına uzanan geniş temas ağı, 2008’de yapılan tartışmalı ceza anlaşması ve Epstein’in 2019’daki intiharı, dosyanın her aşamasını kamuoyu açısından tartışmalı hale getiriyor. Son yıllarda mahkeme belgelerinin parça parça açılması, yeni davalar, mağdurların açıklamaları ve devlet kurumlarının bu meseledeki rolüne dair sorular, davayı kapanmış bir dosya olmaktan çıkarıp sürekli güncellenen bir adalet ve hesap verebilirlik meselesine dönüştürmüş durumda.
2024 yılı boyunca Epstein davası, geçmişte kapandığı düşünülen dosyaların yeniden açılmasıyla ABD kamuoyunda tekrar merkezi bir tartışma alanına dönüşmüştü. Ocak ayında, Virginia Giuffre’nin Ghislaine Maxwell’e karşı açtığı davaya ait yaklaşık 950 sayfalık belgenin kamuoyuna açıklanması, Epstein’in çevresiyle ilgili tartışmaları yeniden alevlendirmişti. Belgelerde çok sayıda tanınmış ismin geçmesi dikkat çekse de mahkeme, bu listenin bir “müşteri listesi” olmadığı ve isimlerin suçlama anlamına gelmediği uyarısı yapmayı da ihmal etmemişti. Aynı yıl içinde Epstein mağdurlarının FBI’a karşı dava açması ve Florida’daki 2006 büyük jüri tutanaklarının yayımlanması ise devlet kurumlarının Epstein hakkında yıllar öncesinden bilgi sahibi olup olmadığı ve buna rağmen neden etkili adımlar atılmadığı sorularını yeniden gündeme taşımıştı.
2025 yılına gelindiğinde ise Epstein davası, bu kez esas olarak ABD Kongresi ile Adalet Bakanlığı arasındaki gerilim üzerinden gündemde kalmaya devam etti. Kasım ayında yürürlüğe giren Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası, Adalet Bakanlığı’nı Epstein’e ilişkin tüm belgeleri kamuoyuna açıklamakla yükümlü kılmasına rağmen Aralık ayında yayımlanan ilk belgelerin büyük ölçüde karartılmış olması, Kongre’de yeni bir “örtbas” tartışmasını tetikledi. Bakanlık bugüne kadar 11 binden fazla dosya ve yaklaşık 30 bin sayfalık belge yayımladığını duyururken, aynı zamanda henüz incelenmemiş bir milyondan fazla ek Epstein belgesinin daha bulunduğunu açıkladı. Buna karşın yetkililer sürekli yayımlanan belgelerde kamuoyunda sıkça dile getirilen türde doğrulanmış bir müşteri listesi ya da sistematik bir şantaj ağına dair kanıt bulunmadığını vurguluyor. Bu durum, davayı kapatmak yerine, belgelerin neden eksik yayımlandığı, kimlerin ne ölçüde korunduğu ve devletin bu dosyayla gerçekten yüzleşip yüzleşmediği sorularını daha da görünür hale getiriyor.
Bu konuda şu içeriği faydalı bulabilirsin
Peki bu davanın Türkiye ile bağlantısı tartışması nasıl ortaya çıktı? Bu süreçte Türkiye, Epstein davasında doğrudan doğrulanmış bir bulgu üzerinden değil, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalar arasında yer alan eski bir sivil dava dilekçesindeki ifadeler üzerinden gündeme geldi. 2009 tarihli bu dilekçede, “Jane Doe 102” rumuzlu bir mağdurun avukatları, Epstein’ın cinsel istismar ağı kapsamında Türkiye dahil bazı ülkelerden reşit olmayan kız çocuklarının taşındığını “bilgi ve inanca dayanarak” ileri sürmüş. Şunu belirtmek gerekir ki bu iddia bir mahkeme kararı niteliği taşımıyor ve o dönemde de doğrulanmış kabul edilmiyordu. Belgelerin yeniden dolaşıma girmesinin ardından İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, 23 Aralık 2025’te söz konusu ifadeleri sosyal medyada gündeme taşıyarak Türkiye’de soruşturma açılması çağrısında bulununca konu kısa sürede medyada yer tutmaya başladı. Buna karşın, ABD Adalet Bakanlığı veya ABD’deki savcılık makamları bu iddiaları doğrulayan yeni bir bulgu paylaşmadı. Türkiye’den de resmi makamlarca yapılmış bir açıklama bulunmuyor. Özetle bu davadaki Türkiye başlığı, şu aşamada dava dosyasında kanıta dayalı bir tespitten çok, bir iddia olarak yer almaya devam ediyor.
Tüm bu karmaşık süreç boyunca kamuoyunun yanıtını aradığı temel sorulardan biri de, bu hikayenin merkezinde ve çevresinde yer alan aktörlerin kimler olduğu. Epstein davası, tek bir fail üzerinden değil; mağdurlardan yakın çevresine, iş ortaklarından kamuoyunda adı geçen isimlere uzanan geniş bir ilişki ağı üzerinden şekillenen çok katmanlı bir dosya olarak ilerliyor.
Jeffrey Epstein Kimdir?
Jeffrey Epstein
20 Ocak 1953 Brooklyn, New York doğumlu Jeffrey Epstein, bankacılık ve finans sektörlerinden kazanç elde etmiş bir milyarder. Annesi bir ev kadını, babası ise New York City Parks Department’ta bir bahçıvan olan Epstein, 1974 yılında, öğrencilerinin çoğu ülkenin en varlıklı ailelerine mensup olan Dalton School in Manhattan’da fizik ve matematik öğretmenliği yapmaya başlamış. Öğretmenliği sırasında aldığı iş teklifinin ardından dört yıl boyunca Bear Stearns isimli bir şirkette çalışmış. 1981 yılında kendi işini yürütmek üzere şirketten ayrılmasıyla zenginleşme süreci başlamış. 1988 yılında ise, net değeri 1 milyar doların üzerinde olan bireylere para yönetimi hizmetleri sunan bir danışmanlık firması olan J. Epstein & Company'yi kurmuş. Epstein milyaderliğinin yanı sıra son derece varlıklı kişileri, önde gelen politikacıları ve hatta kraliyet ailesini içeren bir sosyal çevre geliştirmesiyle de tanınıyordu.
Epstein’e Karşı İlk Taciz Davası 2005 Yılında Açılmış
Epstein’in küçük kız çocuklarını taciz ettiğine dair ilk dava 2005 yılına ait. Palm Beach’te bulunan bir kadının polise başvurarak 14 yaşındaki üvey kızının kendisinden yaşça büyük bir kız tarafından Epstein'ın malikanesine götürüldüğünü iddia etmesi, neredeyse 20 yıldır dünya kamuoyunun yakından takip ettiği bir çocuk tacizi şebekesi davasının ilk adımı oldu. FBI'ın da dahil olduğu 11 aylık bu ilk soruşturma olayda adı geçen bazı taciz mağdurlarının 18 yaşından küçük çocuklar olduğunu gösterdi. Epstein, 2008 yılında 18 yaşından küçük bir kişiye fuhuş yaptırmak ve fuhuşa teşvik etmek suçlarını kabul etti. Temmuz 2009’da cezaevinden erken tahliye edildi. Kasım 2011’de ise New York'ta "suçun tekrarlanma riskinin yüksek olduğu ve kamu güvenliğine tehdit oluşturduğu" 3. seviye bir cinsel suçlu olarak kaydedildi.
Davanın önemli isimlerinden Virginia Roberts Giuffre’nin, 2015 yılında Epstein'ın kendisini henüz 16 yaşındayken çevresindeki kişilerle seks yapmaya zorladığını belirten belgeleri sunmasıyla ise dava seyir değiştirdi. Yeni isimler ve tanıklıklıkların eklendiği dava geniş çaplı bir taciz şebekesini ortaya çıkardı.
6 Temmuz 2019’da New Jersey Teterboro Havalimanı'nda FBI-NYPD Crimes Against Children Task Force tarafından tutuklanan Epstein, 10 Ağustos 2019’da tutuklu bulunduğu Manhattan Correctional Center’da asılarak intihar etmiş şekilde ölü bulunur.
Epstein Pedofili Adası: Little Saint James ve Great Saint James
Kamuoyunda “pedofili adası” olarak da bilinen ada, Amerika Virgin Adaları'nda bulunan ve Epstein’in özel cenneti olduğu iddia edilen Little Saint James ve Great Saint James adında iki adadan oluşan bir bölge. İddialara göre bu bölge Epstein’in uluslararası seks ticareti çetesinin merkezi.
Epstein'ın 2019 yılında Manhattan'daki bir hapishane hücresinde intihar etmesinin ardından, adalar başlangıçta ABD Virgin Adaları ile Epstein’in mülkü arasındaki yasal bir savaşın konusu haline geldi. Sonunda anlaşmaya varılarak adaların satışa çıkarılmasına karar verildi ve Mayıs 2023'te bu iki ada milyarder Stephen Deckoff tarafından 60 milyon dolara satın alındı. Özel sermaye şirketi Black Diamond Capital Management'ın kurucusu olan ve on yılı aşkın bir süredir ABD Virgin Adaları'nda yaşayan Deckoff, şimdilerde bu arazide 25 odalı beş yıldızlı lüks bir tatil köyü inşa ediyor.
Diğer Önemli Aktörler: Maxwell ve Marçinko
Epstein’in çocuk tacizi suç şebekesinin kilit ismi ise uzun yıllar ilişki yaşadığı partneri Ghislaine Maxwell. İddialara göre Epstein adına reşit olmayan kız çocuklarını tedarik eden kişi de sevgilisi Maxwell. Maxwell, reşit olmayan biriyle seks ticareti yapmak da dahil olmak üzere yargılandığı altı suçlamanın beşinden suçlu bulunarak tutuklandı.
Ghislaine Maxwell
Epstein’in aksine Ghislaine Maxwell zengin ve tanınmış bir aileden geliyor. Babası 1970 ve 1980'li yılların önemli medya patronlarından Robert Maxwell. Ghislaine Maxwell, dokuz çocuğun en küçüğü olarak 1961’de Fransa'nın kuzeyindeki Maisons-Laffitte'de dünyaya geldi. Robert Maxwell, akademik bir yayıncılık patronu, İşçi Partisi milletvekili ve sonunda İngiltere'nin en çok satan gazetelerinden biri olan Daily Mirror'ın sahibidir. Ghislaine ve kardeşleri Oxford'da, aynı zamanda babalarının Pergamon Press yayıncılık şirketinin merkezi olarak da kullanılan Maxwell'lerin Headington Hill Hall'daki evinde zengin bir hayat sürerek büyür. Ocak 1991'de babasının New York Daily News'u satın almasıyla gazetenin temsilcisi olarak ABD’ye gönderilir ve böylece Manhattan'ın sosyal ortamına giriş yapmış olur.
Maxwell’in Jeffrey Epstein ile 1990’ların başında başlayan ilişkisi ise yıllarca sürer ve Epstein’in çocuk tacizi davasının bir numaralı ismi haline gelir. United States Attorney for the Southern District of New York, Ghislaine Maxwell'in on yıl boyunca Jeffrey Epstein ile birlikte çok sayıda reşit olmayan kız çocuğuna cinsel istismar ve sömürü planındaki rolü nedeniyle 240 ay hapis cezasına çarptırıldığını duyurdu. Maxwell şu anda Florida'da bulunan Federal Correctional Institution’da tutuklu bulunuyor.
Davanın diğer önemli ismi ise Epstein’in özel pilotu olduğu iddia edilen Nadya Marçinko veya Nada Marcinkova. 2001 yılında, yani henüz 15 yaşındayken, Epstein tarafından Slovakya'dan ABD'ye getirildiği düşünülen Marçinko davanın diğer mağdurlarının ifadelerine göre Epstein tarafından "seks kölesi" olarak adlandırılmış. Marçinko ayrıca Aviloop LLC isimli bir şirketin kurucusu. Bazı kaynaklara göre Marçinko'nun Epstein’in adasına yolcu taşıyan uçağı kullanıp kullanmadığı ise bilinmiyor.
Nadya Marçinko
Son yayınlanan dosyalarda ismi Epstein’in taciz şebekesi ile ilişkilendirilen Marçinko’nun belgeler yayımlandıktan sonra ortadan kaybolduğu belirtiliyor.
Avukat Ezell’in Türkiye’den ABD’ye Kaçırıldıklarını İddia Ettiği Çocuklar
Epstein davasına dair dosyalardan bir kısmı geçtiğimiz günlerde kamuoyu ile paylaşıldı. Bu davanın Türkiye’nin gündemine girmesinin nedeni ise Epstein’in özel jetini kullanan pilot Nadya Marçinko’nun ifadesinde, Türkiye’den kaçırılan çocuklara yer verdiği iddiası oldu. İddialara göre Marçinko, 17 Ağustos 1999 depremi sonrası Türkiye'den kız çocukları ABD'ye kaçırdıklarını kabul etmiş. Ancak meclis gündemine de taşınan bu skandal iddia ile ilgili sorular Marçinko tarafından yanıtsız bırakılmış. Davanın 1328 No’lu dosya içinde yer alan, 407-6, 407-8, 407-9 numaralı ek belgelerinde ise kaçırılan çocukların avukatlığını üstlenen Avukat Katherine W. Ezell’in, Epstein’in Türkiye’den çocukları kaçırdığı tespitleri yer alıyor. Yani Türkiye’den çocukların kaçırılıp kaçırılmadığı ile ilgili sorular mağdur avukatları tarafından sorulmuş ancak bu sorular Marçinko’nun susma hakkını kullanması ile yanıtsız bırakılmış.
Dava ile ilgili yayımlanan yeni belgelerde yer alan isim listeleri de davanın dünya kamuoyunda bir kez daha geniş yer bulmasının bir diğer nedeni. Günlerdir medyanın gündeminden düşmeyen bu listelerde Cate Blanchett, Cameron Diaz ve Leonardo DiCaprio gibi ünlü Hollywood yıldızlarının yanı sıra, Bill Clinton ve Donald Trump gibi siyasetçiler ve hatta York Dükü Andrew Albert Christian Edwards bile yer alıyor. Ancak bu isim listesi bazı gruplar tarafından yanlış yorumlanmaya çok açık bir hal almış durumda. Listede adı geçenlerin bu listede bulunma nedenleri Epstein ile bir şekilde temas etmiş olmaları. Adı geçen ünlülerin bu listede olması Epstein'ın çocuk istismarı ve insan kaçakçılığı şebekesiyle doğrudan ilişkileri olduğuna dair kanıtların olduğu anlamına gelmiyor.
İLGİNİ ÇEKEBİLİR
Video İki Kardeşini Öldürdüğü için 100 Yıl Hapis Cezası Alan Çocuğu mu Gösteriyor?
ABD’de Yapılan Bir Araştırmanın Ev Erkeği Babaların Oğullarının %75’inin Eşcinsel ya da Trans Olduğunu Gösterdiği İddiası Doğru mu?
Görüntüler BAE’nin Yemen’in Sokotra Adasından Çaldığı Ağaçları mı Gösteriyor?
Türkiye’de ve Dünyada Çocuk İşçiliği
El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele’ye Atfedilen Açıklama Doğru mu?
ABD Başkanı Trump'ın Pedofili Suçlusu Epstein ve Bir Grup Çocuk ile Beraber Göründüğü Video Orijinal mi?
Türkiye'de Son On Yılda Cezaevlerinin Durumu
Küçülen Haneler, Büyüyen Sorunlar: Türkiye'nin Demografik Eşiği
İsveçli Bilim İnsanlarının İklim Değişikliği İle Mücadele İçin İnsan Eti Yenmesini Önerdiği İddiası Doğru mu?
Video Alkarısı Olarak Bilinen Varlığın Suriye’de Çocuk Kaçırmak Üzereyken Görüntülendiğini mi Gösteriyor?