Bir X hesabı tarafından 9 Haziran 2026’da yapılan paylaşımda, görselin ABD’nin hava durumunu Chemtrails ile kontrol ettiğini gösteren bir CIA belgesine ait olduğu iddia edildi.
Görsel, CIA arşivinde yer alan 7 Ekim 1965 tarihli “Weather Modification” başlıklı belgeyi gösteriyor.
Belgede bulut tohumlama, sis dağıtma, yağış artırma ve büyük ölçekli hava durumu değiştirme olasılıkları gibi başlıklar yer alıyor.
Fakat belgede Chemtrails’in kabul edildiği, havaya spreyleme yapıldığı ya da iklim değiştirme silahı kullanıldığına dair bir ifade bulunmuyor.
Belgede Hava Durumu Değiştirme Araştırmaları Anlatılıyor
“Chemtrails” komplo teorisi, sosyal medyada yaygın olarak paylaşılan ve çoğu sosyal medya kullanıcısının inandığı iddialardan biri. Bu teoriye göre hükümetler ya da belirli güç odakları, halkı zehirlemek, davranışlarını kontrol etmek veya iklim koşullarını manipüle etmek için uçaklar aracılığıyla atmosfere kimyasal maddeler yayıyor. Uçakların gökyüzünde bıraktığı beyaz izler ise bu teoriye kanıt olarak sunuluyor. Ancak bilimsel açıklamalar, bu iddianın temelsiz olduğunu gösteriyor. Aslında chemtrails olarak bilinen bu izler, uçakların yüksek irtifada bıraktığı ve atmosferdeki soğuk hava koşulları nedeniyle hızla donarak bulut ya da çizgi benzeri bir görünüm kazanan basit su buharından ibaret. Uçakların çıkardığı beyaz izler, çeşitli hava durumu ve nem oranına göre değişiklik gösterebiliyor.
Sosyal medyada paylaşılan bir gönderide Chemtrails’in, gizliliği kaldırılan CIA belgeleri ile kanıtlandığı öne sürüldü. Paylaşımda yer alan görsel, CIA Reading Room’da yayımlanan “Weather Modification” başlıklı belgeyle eşleşiyor. Belgenin ilk sayfasında yazışmanın 7 Ekim 1965 tarihli olduğu ve konusunun hava durumu değiştirme olduğu görülüyor. Aynı sayfada, ABD’nin hava durumu değiştirme araştırmalarına ilgi ve eğilim gösterdiği belirtiliyor. Belgede ayrıca 1967 yılı için federal desteğin 1963’ün dört katına, 1965’in ise iki katından fazlasına çıkacağı yazıyor.
Belgenin ilk sayfasında CIA’in bu konudaki rolüne dair detaylar yer alıyor. CIA’in Astro-Geophysics Branch (AGB) biriminin, daha önce üst düzey komitelere istihbarat desteği sağladığı ve hava durumu değiştirme programlarının koordinasyonunda rol oynayan Ulusal Bilim Vakfı (NSF) ile bir çalışma ilişkisi kurduğu belirtiliyor. Aynı bölümde, Sovyetlerin hava durumu değiştirme çalışmaları üzerine hazırlanan bir istihbarat raporunun çok faydalı bulunduğu da aktarılıyor. Yani metin, CIA’in bu alanı yakından takip ettiğini gösteriyor.
Belge Gerçek Fakat Çıktıları Çarpıtılmış
Belgenin 4. sayfasında, ABD’nin hava durumu değiştirme konusunda güçlü bir ulusal araştırma programı yürütmesi gerektiği belirtiliyor. Aynı sayfada, hava durumunu “faydalı yollarla” değiştirme ve kontrol etme olasılıklarının araştırılması gerektiği yazıyor. Örnek olarak yağışı artırma, kasırga ve şiddetli fırtınaların etkisini azaltma, tarım alanlarında doluyu bastırma ve sisi dağıtma gibi başlıklar veriliyor.
Belgenin 5. sayfasında da bu çerçeve devam ediyor. Metinde, bazı hava durumu değiştirme deneylerinde başarılı sonuçlar alınmış olsa da sonuçların kesin olmadığı belirtiliyor.
Belgenin 6. sayfasında “large-scale climate modification”, yani büyük ölçekli iklim değiştirme olasılığından söz ediliyor. Metinde, büyük ölçekli iklim değiştirme olasılığını araştırmak için küresel hava verilerine ve atmosfer süreçleri üzerine geniş çaplı araştırmalara ihtiyaç olduğu anlatılıyor.
Chemtrails Değil, Bulut Tohumlama Yapılmış
Belgenin son sayfasında ise bulut tohumlama ve diğer hava durumu modifikasyonu faaliyetlerine ilişkin kapsamlı bilgi toplanması gerektiği belirtiliyor. Ayrıca bu faaliyetlerin önceden bildirilmesi ve raporlanması gerektiği yazıyor. Bu bölüm, ABD’de bulut tohumlama gibi hava durumu modifikasyonu faaliyetlerinin bulunduğunu ve bunların takip edilmek istendiğini gösteriyor.
Fakat bulut tohumlama, sosyal medyada “chemtrails” olarak bilinen komplo anlatısıyla aynı şey değil. Belgede uçaklardan gizlice kimyasal püskürtüldüğü, halktan saklanan bir hava spreyleme programı yürütüldüğü ya da hava durumu değiştiren bir silah kullanıldığı söylenmiyor.
Bulut tohumlama, yağış oluşumunu desteklemek için bulutların içine gümüş iyodür gibi maddelerin gönderilmesine dayanan bir yöntem. Uzmanlara göre bulut tohumlamada kullanılan gümüş iyodür miktarlarınıninsan sağlığı veya çevre için risk oluşturduğunu gösteren bir bulgu yok. Fakat daha yaygın kullanımının etkileri konusunda belirsizlik mevcut.Temel mantık, bulut içindeki su moleküllerinin bu parçacıklar etrafında birleşerek yağışa dönüşmesi. Bu yöntem su ihtiyacını karşılamak, kuraklıkla mücadele etmek, yağışı artırmak ya da sis, dolu ve fırtına gibi bazı hava olaylarının etkisini azaltmak için deneniyor.
Fakat Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün açıklamasına göre bu yöntem her bulutta işe yaramıyor çünkü uygun nem, sıcaklık ve bulut yapısı gerekiyor. Yani bulut tohumlama, sosyal medyada anlatıldığı gibi gökyüzünden gizlice kimyasal püskürtülmesi değil, belirli atmosfer koşullarında uygulanabilen ve sonucu her zaman kesin olmayan bir hava durumuna müdahale yöntemi.
ABD’nin geçmişte hava durumunu askeri amaçla değiştirmeye yönelik bulut tohumlama deneyleri yürüttüğü de doğru. Özellikle Project Popeye belgelerinde Savunma Bakanlığı’nın Kuzey Vietnam ve Laos’taki güzergahlarda yağışı artırarak kara ulaşımını zorlaştırmayı hedeflediği yazıyor. Test aşamasında 50’den fazla bulut tohumlama deneyi yapıldığı ve sonuçların “başarılı” görüldüğü belirtiliyor.
Özetle, paylaşımda kullanılan görsel gerçekten de gizliliği kaldırılmış bir CIA belgesini gösterse de uçakların arkasında görülen izlerin, gizli bir kimyasal spreyleme programının parçası olduğunu kanıtlamıyor. Belge, ABD’de 1960’larda hava durumu değiştirme araştırmalarına ilgi gösterildiğini, bu alana federal destek ayrıldığını ve bulut tohumlama, sis dağıtma, dolu bastırma, yağış artırma gibi başlıkların araştırıldığını anlatıyor. Fakat bu belgeden “chemtrails kabul edildi”, “gizli hava spreyleme itiraf edildi” ya da “hava durumu değiştirme silahı kullanıldı” gibi çıkarımlar yapmak mümkün değil.
Sonuç olarak;
Görselin Chemtrails'i kanıtlayan bir CIA belgesine ait olduğu iddiası kısmen yanlış.