İddia şöyle;

Bir X hesabı tarafından 5 Temmuz 2026 tarihinde paylaşılan gönderide, fotoğraftaki üç kişinin Menemen Olayı’nı tertiplediği ve Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay’ı öldüren kişiler olduğu iddia edildi.

İddia YANLIŞ
Cumhuriyet’in 20 Ocak 1931 tarihli nüshası, aynı fotoğrafı olaydan yaklaşık dört hafta sonra İstanbul’da gözaltına alınarak Menemen’e sevk edilen üç din görevlisinin vapurdaki görüntüsü olarak yayımladı.
Fotoğraftaki kişiler Abdülhakim, Sâdık ve Rüştü Efendilerdi; 23 Aralık’taki saldırıyı gerçekleştiren grup ise Derviş Mehmet ve beraberindekilerden oluşuyordu.
Mahkeme kayıtlarına dayanan çalışmalar, Kubilay’a ateş eden ve ardından başını kesen kişinin Derviş Mehmet olduğunu gösteriyor.
Cumhuriyet aynı fotoğrafı 20 Ocak 1931’de yayımlamış
Görselle yapılan tersine arama, Getty Images arşivindeki bir kayda ulaştırıyor. Keystone-France/Gamma-Rapho kaynaklı kayıt, fotoğrafı 28 Ocak 1931 tarihliyor ve karedeki kişileri Fransızca açıklamasında Menemen’deki “hükûmet karşıtı komplonun liderleri olan üç Türk din görevlisi” diye tanımlıyor.
Ancak dönemin bir gazete nüshası, Getty kaydındaki tarih ve bağlam bilgisinin güvenilir olmadığını ortaya koyuyor. Cumhuriyet gazetesi, aynı fotoğrafı 20 Ocak 1931’de, yani Getty’nin verdiği tarihten sekiz gün önce birinci sayfasında yayımlamıştı. Bu nedenle fotoğrafın 28 Ocak’ta çekilmiş olması mümkün değil.

Cumhuriyet’in 20 Ocak 1931 tarihli birinci sayfasında, “Dün şehrimizde üç hoca tevkif edilerek Menemen’e gönderildi” başlıklı haberle birlikte Getty’deki kareyle aynı fotoğraf yer alıyor. Kişilerin oturuşu, kıyafetleri, arka plandaki kapı, yerdeki eşyalar ve kadraj iki görüntünün aynı olduğunu gösteriyor.
Fotoğrafın altına “Dün tevkif edilerek Menemen’e sevkedilen üç hoca vapurda” notu düşülmüş. Haber metninde ise bu kişiler Eyüp Camii vaizlerinden Abdülhakim Efendi, Nuruosmaniye Camii ikinci imamı Sâdık Efendi ve Kumkapı Camii imamlarından Rüştü Efendi olarak sıralanıyor.
Habere göre üç din görevlisi, Menemen soruşturma hâkimliğinin gönderdiği tutuklama müzekkeresi üzerine 19 Ocak 1931 sabahı İstanbul’daki ikametgâhlarından alındı. Polis müdürlüğü ve adliyedeki işlemlerin ardından aynı akşam Seyr-i Sefain vapuruyla Bandırma’ya gönderildiler. Buradan trenle Menemen’e götürülmeleri planlanıyordu.
Gazetenin tarihi, haber metni ve fotoğraf altı birlikte değerlendirildiğinde karenin 19 Ocak’ta, İstanbul’dan Bandırma’ya hareket eden vapurda çekildiği anlaşılıyor. Dolayısıyla fotoğraf, 23 Aralık 1930’daki Menemen Olayı sırasında veya olay yerinde kaydedilmiş değil; soruşturma kapsamında Menemen’e sevk edilen üç kişiyi gösteriyor.

Gözaltına alınmak suçluluğu kanıtlamıyor
Cumhuriyet’in haberi, üç kişinin Menemen Olayı’yla bağlantılı oldukları şüphesiyle gözaltına alındığını doğruluyor. Bununla birlikte tutuklama ve sevk işlemleri, haklarındaki suçlamaların mahkeme tarafından kanıtlandığı anlamına gelmiyor. Getty’nin “komplonun liderleri” şeklindeki kesin nitelemesi de dönemin gazete haberiyle desteklenmiyor; gazete üç kişiyi yalnızca soruşturma kapsamında Menemen’e gönderilen kişiler olarak sunuyor.
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi tarafından yayımlanan Abdülhakim Arvâsî çalışması da sevk kronolojisini destekliyor. Çalışmaya göre Arvâsî 18 Ocak 1931’de İstanbul’daki Kaşgârî Dergâhı’ndan alındı; Sâdık ve Rüşdi Efendilerle birlikte 19 Ocak’ta yola çıkarıldı ve 22 Ocak’ta Menemen’e ulaştı.
Arvâsî’nin yargılanması 9 Şubat’ta başladı. Mahkeme, kapatılmasının ardından tekkeyi faal tutmadığı, hükûmetin izniyle camilerde dinî vaaz verdiği ve gizli bir teşkilat kurduğuna ilişkin yeterli delil bulunmadığı sonucuna vardı. 12 Şubat 1931’de beraatine karar verildi.
Arvâsî’nin yanında bulunan Sâdık ve Rüşdi Efendilerin yargılanmalarına ilişkin herhangi bir kaynağa rastlanmıyor. Fakat resmî belgelere dayanan akademik çalışmalarda bu iki isim, idam veya ağır hapis cezasına çarptırılanlar arasında yer almıyor.
Menemen Olayı’nı Derviş Mehmet ve beraberindekiler gerçekleştirdi
Menemen Olayı, 23 Aralık 1930 sabahı Derviş Mehmet ve beraberindeki grubun Müftü Camii’nden aldıkları yeşil sancakla ilçe meydanına çıkmasıyla başladı. Derviş Mehmet kendisini mehdi ilan etti; çevredeki insanları şeriatın yeniden kurulacağı iddiasıyla sancağın altında toplanmaya çağırdı.
TBMM ve Divan-ı Harp kayıtlarını inceleyen Barış Ertem’in çalışmasına göre, Asteğmen Kubilay emrindeki askerleri geride bırakarak gruba yaklaştı ve dağılmalarını istedi. Çıkan arbede sırasında Derviş Mehmet silahını ateşleyerek Kubilay’ı ağır yaraladı. Kubilay cami avlusuna kadar ilerledikten sonra yere düştü.
Mahkeme kayıtlarına dayanan anlatımda Derviş Mehmet’in daha sonra Ali oğlu Hasan ve Şamdan Mehmet’le Kubilay’ın yanına gittiği belirtiliyor. Derviş Mehmet, Hasan’ın torbasından aldığı bıçakla Kubilay’ın başını kesti ve kesik başı meydana dikilen bayrağın direğine yerleştirdi. Olay yerine müdahale eden bekçiler Hasan ve Şevki de çıkan çatışmada hayatını kaybetti.
Takviye birliklerinin müdahalesiyle Derviş Mehmet, Şamdan Mehmet ve Sütçü Mehmet öldürüldü. Emrullahoğlu Mehmet yaralı olarak ele geçirildi; kaçan Nalıncı Hasan ile Ali oğlu Hasan daha sonra yakalandı. 

Sonuç olarak;

Fotoğrafın Menemen olayını düzenleyen kişileri gösterdiği iddiası yanlış.