
Türkiye’nin Yaşam Memnuniyeti Raporu: Geçen Yıldan Daha (mı) Mutluyuz?
Toplum
İlk yayın :
26 Şubat 2026
Türkiye’de bireylerin yaşam koşullarını, mutluluk algısını ve geleceğe dair beklentilerini araştıran, Yaşam Memnuniyeti Araştırması’nın 2025 yılı verileri yayımlandı. Rapor, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından her yıl düzenli olarak yürütülen hanehalkı temelli bir alan araştırmasına dayanıyor. Araştırma, 18 ve üzeri yaştaki bireylerle yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak gerçekleştiriliyor ve bireylerin öznel iyi oluş halini, yani kendi yaşamlarını nasıl değerlendirdiklerini ölçmeyi amaçlıyor.
Araştırmada katılımcılara yaşam memnuniyet düzeylerini 1 ile 10 arasında puanlamaları istenirken, mutluluk durumu, mutluluk kaynakları, gelecekten umut düzeyi gibi genel memnuniyeti yansıtan başlıklar sorgulanıyor. Bu yönüyle araştırma bireylerin duygusal, sosyal ve toplumsal değerlendirmelerini de kapsayan bütüncül bir yaşam memnuniyeti çerçevesi sunuyor.
Yaşam Memnuniyet Düzeyi: Toplum Kendine Kaç Puan Veriyor?
Araştırmanın en temel göstergelerinden biri olan genel yaşam memnuniyeti puanında, bireylerin kendi hayatlarını 1 (hiç memnun değil) ile 10 (çok memnun) arasındaki bir ölçekte konumlandırması isteniyor. Yaşam memnuniyeti puanı, bireylerin hayatlarını genel olarak nasıl değerlendirdiklerini yansıtan temel bir öznel refah göstergesi niteliğinde. 2025 verilerine göre, Türkiye genelinde yaşam memnuniyeti ortalaması 5,7 puan. Bu puanın son iki yıldır değişmeden aynı seviyede kalması, toplumun genel yaşam standardı algısında bir durağanlık olduğunu gösteriyor. Puanın orta bantta yoğunlaşması ise toplumun büyük bir kısmının yüksek bir tatmin ya da derin bir memnuniyetsizlik içinde olmadığına işaret ediyor.
Mutluluk Düzeyi: Ortalamada Daha Mutlu Değiliz
Mutluluk düzeyi, bireylerin "kendinizi ne kadar mutlu hissediyorsunuz?" sorusuna verdikleri yanıtlardan oluşuyor. 2024 yılında %49,6 olan mutlu bireylerin oranı, 2025 yılında ivme kazanarak %53,3'e yükseldi. Fakat 10 yıllık ortalamalar üzerinden bakıldığında, Türkiye’de mutlu olduğunu beyan edenlerin oranının genel olarak düşüş eğiliminde olduğu görülüyor. 2012–2019 döneminde ortalama yüzde 58 seviyelerinde seyreden oran, 2019 sonrasında yüzde 52,8’e kadar gerilemiş durumda.
Bu tablo, psikolojide “hedonik adaptasyon” olarak tanımlanan kavramı akla getiriyor. Hedonik adaptasyon, bireylerin olumlu ya da olumsuz yaşam koşullarına zamanla alışarak ilk duygusal tepkilerini kısmen dengelemesi anlamına geliyor. Ekonomik zorluklar, toplumsal stresler veya yaşam standartlarındaki değişimler başlangıçta mutluluk düzeyini etkileyebilse de, bireyler zaman içinde yeni koşulları “normal” kabul ederek öznel iyi oluşlarını belirli bir denge noktasına yeniden yaklaştırabiliyor.
Mutluluğun Kaynağı: Aile
2025’te mutluluk kaynağı olarak “tüm aile” diyenlerin oranı %69 oldu. 2024’te bu oran %72,9’du. Son beş yıllık veriler incelendiğinde ailenin her yıl açık ara ilk sırada yer aldığı görülüyor. Ailenin bu istikrarlı konumu, hedonik adaptasyon sürecinin sosyal boyutuna da işaret ediyor. Bireyler kamusal alandaki belirsizlik ve stres faktörlerine karşı, mutluluğu daha güvenli ve kontrol edilebilir gördükleri yakın ilişkiler alanında tanımlıyor. Aileyi sırasıyla çocuklar ve eş takip ediyor.
Mutluluk kaynağı olan değerler sorusunda ise sağlık, %64,9 ile listenin lideri. Son beş yılda sağlık her yıl listenin en başında yer alıyor. Sağlığı %14,7 ile sevgi takip ederken, başarı ve para gibi maddi ya da statü odaklı değerlerin çok daha alt sıralarda kalması, toplumun değerler ve kişiler göz önünde bulundurulduğunda "küçük mutluluklar" ve "güvenli liman" arayışını sürdürdüğünü gösteriyor.
Umut Düzeyi: Bizim Hala Umudumuz Var
2003 yılından bu yana Türkiye’nin umut düzeyine bakıldığında umut düzeyinin ekonomik ve toplumsal kırılma dönemlerinde gerilediği fakat belirli bir seviyenin altına kalıcı olarak inmediği görülüyor. 2021’de pandeminin ardından umutlu olma oranında sert bir düşüş yaşansa da sonraki yıllarda toparlanma eğilimi gözleniyor. 2025 verisine göre, umut düzeyi 2000’li yılların başındaki değere geri dönmüş durumda.
2025 yılında ise bireylerin %67,1’i geleceklerinden umutlu. Yaşam memnuniyetinin 10 üzerinden 5,7 seviyesinde kalmasına rağmen umut oranının daha yüksek olması, öznel iyi oluşun yalnızca mevcut koşullara değil, kişisel beklentilere de bağlı olduğunu gösteriyor.
Türkiye'nin En Önemli Sorunu: Ekonomi ve Ötesi
Bültenin en kritik başlığı olan "ülkenin en önemli sorunu" verilerinde ise toplumsal bir endişe dönüşümü göze çarpıyor. Vatandaşların %31,3’ü en önemli sorun olarak hayat pahalılığını görüyor. Fakat asıl dikkat çekici nokta, "yoksulluk" algısının %16,5 ile ikinci sıraya yükselerek eğitimi geride bırakmış olması. Bu, ekonomik sorunun artık sadece fiyat artışlarından ibaret olmadığını gösteriyor.
"Ahlaki ve toplumsal değerlerin bozulması" sorunu 2024’te %7,9 iken %9,7'ye ulaşarak işsizlikten daha büyük bir tehdit olarak algılanmaya başlaması da araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri. Toplum, cüzdanındaki eksilme kadar toplumsal bağ ve değerlerin zayıflamasından da ciddi bir kaygı duyuyor. “Dış göç, iç göç, sağlık” gibi konuların listenin altlarına gerilemesi ise odağın tamamen içe geçim derdine ve toplumsal çürümeye döndüğüne işaret ediyor.
Sonuç olarak 2025 verileri, toplumun mevcut koşullara temkinli yaklaştığını ancak geleceğe dair beklentisini tamamen kaybetmediğini ortaya koyuyor. Yaşam memnuniyeti orta seviyede kalırken umut hala güçlü bir referans noktası olmaya devam ediyor.
İLGİNİ ÇEKEBİLİR
Moltbook Nedir, Ne Değildir?
Türkiye Milletvekili Maaşlarında Avrupa Birincisi mi?
Kredi Kartı Borcunu Ödeyemeyenlerin Sayısı Artıyor
Atatürk'ün Nutuk'ta Galatasaray Lisesi'ne Lanet Ettiği İddiası Doğru mu?
Türkiye’de Memur Sayısı Fazla mı?
2000-2025 Arasında Toplanan "Deprem Vergisi" Ne Kadar?
Türkiye ve Avrupa’daki Dört Ülkenin Kıyma Fiyatlarının Birbirine Çok Yakın Olduğunu Gösteren Tablo Doğru mu?
Türk Lirası’nın Eriyen Değeri: Yeni Banknotlar Kaçınılmaz mı?
Uyuşturucu Raporu: Türkiye’nin Yeni Tehlikesi Sentetik Maddeler
Bedelli Askerlik Uygulamaları