
Türkiye’nin Suç İstatistikleri
Adalet
İlk yayın :
31 Temmuz 2026
Türkiye’de suça ilişkin istatistikler uzun süredir büyük ölçüde savcılık, mahkeme ve diğer adli birimlerin idari kayıtlarından üretiliyor. Adalet Bakanlığının adli istatistik çalışmalarındaki yıllık veriler 1982’ye kadar uzanıyor. Veriler 1982-2008 arasında kağıt ortamındaki kayıtlardan, 2009’dan itibaren ise Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden üretiliyor. Bakanlığın çevrimiçi Adalet İstatistikleri arşivinde de 2009’dan 2025’e kadar yayımlanan yıllık çalışmalar bulunuyor.
Adalet İstatistikleri, savcılıklara ve mahkemelere gelen dosyaları, bu dosyalarda yer alan kişi ve suç kayıtlarını ve verilen kararları gösteriyor. Bu veriler, adli sistemin hangi suçlarla karşılaştığını ve dosyaların sistem içinde nasıl sonuçlandığını anlamaya imkan sağlıyor. Fakat yalnızca resmî kurumların bilgisine ulaşan olayları kapsıyor.
TÜİK’in 2025’te ilk kez gerçekleştirdiği Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması ise farklı bir noktadan hareket ediyor. Araştırmada 15 yaş ve üzerindeki 18.378 kişiye, seçilmiş suç türlerinden mağdur olup olmadıkları, yaşadıkları son olayı adli birimlere bildirip bildirmedikleri ve güvenliğe ilişkin düşünceleri soruldu. Böylece daha önce yalnızca adli kayıtlardan izlenebilen suç alanına, kişilerin doğrudan beyan ettiği ve adli birimlere hiç bildirilmemiş olabilecek mağduriyetler de eklendi.
*Bu iki kaynak aynı olayları takip eden veri setleri değil. TÜİK kişilerin yaşadığını söylediği mağduriyetleri, Adalet Bakanlığı ise adli sisteme giren dosyaları ölçüyor. İki kaynağın birlikte değerlendirilmesinin amacı, karanlık alanı görünür kılabilmek.
En Yaygın Mağduriyet “Taciz”
TÜİK’in kullandığı “yaygınlık hızı” ölçütü, kişinin aynı suç türüne son bir yıl içinde en az bir kez mağdur olma oranını ifade ediyor. Aynı suç türünü birden fazla kez yaşayan kişi bu hesaplamada yalnızca bir kez sayılıyor. Bilişim suçlarında oran internet kullananlar, rüşvette kamu görevlileriyle resmî bir işlem kapsamında temas kuranlar üzerinden hesaplanıyor.
Araştırmaya göre son bir yılda cinsel olmayan tacize en az bir kez maruz kalanların oranı %4,6 oldu. Bilişim suçları %3,5, tüketici dolandırıcılığı %2,8, banka dolandırıcılığı %2,3 ve cinsel taciz %2 ile en yaygın kişisel mağduriyetler arasında yer aldı.
Görünmeyen Suç: Bildirilmeyen Mağduriyetler
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, suç türleri arasındaki bildirim farkı. Kriminoloji literatüründe "karanlık alan" olarak tanımlanan bu durum, işlendiği halde adli birimlere yansımayan, dolayısıyla istatistiklerde yer almayan gerçek suçları ifade ediyor. Bazı mağduriyetler adli birimlere ulaşırken bazıları bildirilmediği için işte bu karanlık alanda yani kayıtların dışında kalıyor.
Araştırmaya göre cinsel taciz olaylarının %89’u, cinsel olmayan taciz olaylarının %85,3’ü ve tüketici dolandırıcılığı olaylarının %73,1’i adli birimlere bildirilmiyor. Araç hırsızlığının bildirilme oranı ise 81,3.
Özellikle taciz gibi bildirim oranı düşük mağduriyetlerin önemli bir bölümü adli kayıtlara hiç ulaşmıyor. Bu nedenle yalnızca resmî kayıtlara bakıldığında, bazı suçların toplumdaki gerçek yaygınlığı olduğundan daha düşük görünebilir. Literatürle birlikte değerlendirildiğinde; eşyaya yönelik, sigorta veya kayıt sürecinin bildirimi zorunlu kıldığı suçlarda oran yüksekken, kişiye yönelik, utanma/damgalanma riski taşıyan veya failin tanıdık biri olabildiği cinsel taciz ve rüşvet gibi suçlarda oran oldukça düşüyor.
Mağduriyetini bildirenlerin memnuniyet verisi de düşündürücü. Adli birimlere bildirip süreci takip edenlerden, yağma mağdurlarının %41,6'sı, evden hırsızlık mağdurlarının %47,8'i, tehdit mağdurlarının %59,4'ü, araç hırsızlığı mağdurlarının ise %69,9'u süreçten memnun.Yani bildirilen olayların önemli bir kısmında mağdur, süreç sonunda tatmin olmuyor bu da düşük bildirim oranlarının bir kısmının "bildirsem ne olacak" beklentisiyle ilişkili olabileceğini düşündürüyor. Fakat yayımlanan verilerde insanların neden bildirim yapmadığı veya başvurusundan neden memnun kalmadığı doğrudan açıklanmıyor.
Adli Kayıtlara Giren Dosyalara Ne Oluyor?
Adalet İstatistiklerinde yer alan verilere göre 2025 yılı içinde savcılıklara yeni açılan dosyalarda 3.917.841 mağdur ve müşteki yer alırken, geçmiş yıldan devredenlerle birlikte soruşturma safhasındaki toplam mağdur ve müşteki kaydı 9.179.469’a ulaşıyor.
Yargı sürecinin bir sonraki aşamasını oluşturan ceza mahkemelerinde ise 2025’te yeni açılan dosyalarda 1.461.762 mağdur ve müşteki yer alıyor; devreden vakalar da eklendiğinde mahkemelerin gündemindeki toplam mağdur ve müşteki kaydı 3.258.400’ü buluyor.
2025’te Cumhuriyet başsavcılıklarında 5.647.434 soruşturma dosyası karara bağlandı. Dosyaların 3.122.883’ünde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. 1.519.180 dosyada kamu davası açıldı. Geri kalan dosyalarda yetkisizlik, görevsizlik, birleştirme, başka büroya gönderme ve diğer kararlar verildi.
Savcılıkta kamu davası açılan dosyalar ile ceza mahkemelerinde 2025 yılı içinde karara bağlanan dosyalar aynı veri havuzunu temsil etmiyor. Mahkeme verileri, o yıl açılanların yanı sıra geçmiş yıllardan devreden ve yargılaması 2025'te tamamlanan dosyaları da kapsıyor. Bu nedenle savcılık ve mahkeme sayılarını doğrudan birbirine bölerek basit bir dönüşüm ya da başarı oranı hesaplamak metodolojik olarak yanıltıcı sonuçlar verir. Buna karşın, mahkemelerde karara bağlanan dosyaların kendi içindeki dağılımı, adli sürecin bu aşamasında kararların nasıl şekillendiğine dair ipuçları veriyor.
Özetle;
TÜİK’in araştırması ile Adalet Bakanlığının istatistikleri birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’deki suçlara ilişkin daha geniş bir tablo ortaya çıkıyor.
Taciz, bilişim suçları ve dolandırıcılık Türkiye’de en yaygın kişisel mağduriyetler arasında yer alıyor. Fakat özellikle taciz ve dolandırıcılık olaylarının büyük bölümü adli birimlere bildirilmiyor yani suçun "karanlık alanı"nda kalıyor.
Dolayısıyla Türkiye’de suçla mücadele stratejisi geliştirmek için yalnızca adliyedeki dosyalara değil, dosyaya taşınamayan mağduriyetlere de odaklanmak gerekiyor.
İLGİNİ ÇEKEBİLİR
Turizmde Dalga Tersine Dönerken
Reuters Dijital Haber Raporu 2026: Haber sosyal medyaya kayıyor, güven geriliyor
Türkiye’de Her 10 Kişiden 7’sinin Dışarıda Yemek Yemeyi Bıraktığı İddiası Doğru mu?
Almanya İçinde İsrail’in de Bulunduğu 62 Ülkeye Vize Uygulamasını Kaldırdı mı?
İzlanda Başbakanı Kristrun Frostadottir’in ‘Türkiye benim ikinci evim’ Dediği Doğru mu?
Erken Seçimler Kime Yarıyor?
El Niño Bu Yıl Neden Daha Büyük Risk?
Türkiye - ABD Maçında Kameraların Hakan Şükür’ü Gösterdiği Doğru mu?
Türkiye ve G20 Ülkelerinin Bütçedeki Devlet Çalışanı Ödeme Payları Doğru mu?
İntihar Oranları Artıyor