Türkiye’de devlet üniversitelerinde lisansüstü eğitim, özellikle tezli yüksek lisans ve doktora programları söz konusu olduğunda çoğu koşulda “ücretsiz”. Birinci öğretimde ve normal öğrenim süresi içinde öğrenci katkı payı devlet tarafından karşılanıyor. Bu yüzden resmi tabloya bakıldığında lisansüstü eğitim, devlet üniversitelerinde vatandaşa sunulan ücretsiz bir imkan gibi görünüyor. Fakat bu tabloda eksik bir şeyler var. Çünkü lisansüstü eğitimin maliyeti çoğu zaman harç ücretlerinde değil sınav giriş ücretlerinde, dil belgesi masraflarında, düşük burslarda, çalışamamaktan kaynaklanan gelir kayıplarında, şehir içi ya da şehir dışı ulaşımda ve gündelik hayattan kesilen zamanda ortaya çıkıyor.
Bu sebeple sormamız gereken soru “lisansüstü eğitim ücretsiz mi?” değil, “lisansüstü eğitim kime ve ne pahasına ücretsiz?” olmalı.
İlk Ücret Giriş Kapısında
Lisansüstü eğitime adım atmadan önce ilk ödeme kapısı çoğu aday için ALES. ALES puanı istemeyen bölümler nadiren olsa da, genellikle iyi bir ALES puanı yüksek lisans için vazgeçilmez bir koşul. ÖSYM’nin 2026 ALES/2 kılavuzuna göre sınav başvuru ücreti 1.200 TL. Aynı sınavın 2025 ALES/2 kılavuzunda ücreti 850 TL’ydi. Buna göre ALES ücreti bir yılda yaklaşık yüzde 41,2 arttı.
Fakat çoğu aday için süreç ALES ile bitmiyor. Yüksek lisans ve doktora başvurularında çoğunlukla yabancı dil puanı da isteniyor. Bunun için adayın YÖKDİL, YDS ya da E-YDS’ye girmesi gerekiyor. 
2026’da YDS ve YÖKDİL ücretleri 1.200 TL olarak belirlendi. 2025’te bu sınavların ücreti 750 TL’ydi. Yani YDS ve YÖKDİL ücretlerinde bir yıldaki artış yüzde 60’a ulaştı. e-YDS’de ise 2025’te 1.500 TL olan ücret 2026’da 2.150 TL’ye çıktı, artış yaklaşık yüzde 43,3 oldu.
Show more

Bir lisansüstü adayı, henüz herhangi bir programa kayıt yaptırmadan yalnızca ALES ve YDS/YÖKDİL için 2.400 TL ödemek zorunda. e-YDS seçeneğine yönelirse bu tutar 3.350 TL’ye çıkıyor. ALES’in yalnızca lisansüstü programlarla sınırlı olmadığını da belirtmek gerek. ÖSYM kılavuzlarında ALES’in lisansüstü eğitime girişin yanında araştırma görevlisi, öğretim görevlisi ve uzman gibi bazı akademik kadrolara yapılacak atamalarda da kullanıldığı belirtiliyor.
Sınav ücreti kaç günlük asgari ücrete denk?
Çalışma Bakanlığı’nın 2026 yılı için açıkladığı net asgari ücreti 28.075,50 TL. Aynı dönemde ALES başvuru ücreti %41, yabancı dil sınavlarının ücreti %60 artarken, net asgari ücretteki artış %27’de kaldı. Bununla bilrikte 1.200 TL’lik ALES ücreti, net asgari ücretin yaklaşık yüzde 4,3’üne denk geliyor. Başka bir ifadeyle ALES’e girmek, yaklaşık 1,3 günlük net asgari ücret anlamına geliyor.
Show more

YÖK’ün 2025-2026 akademik yılı yükseköğretim istatistiklerine göre Türkiye’de 330.464 yüksek lisans ve 89.665 doktora öğrencisi bulunuyor. Toplamda 420 bini aşkın kişi lisansüstü düzeyde eğitim görüyor. Bu sayıya lisansüstü programa henüz yerleşmemiş fakat ALES’e giren adaylar dahil değil. Örneğin 2025 ALES/2’ye 151.165 aday başvurdu ve puanları 5 yıl geçerli. Bu veri bile lisansüstü eğitime ve akademik ilerlemeye yönelik talebin ne kadar geniş olduğunu gösteriyor.  

Asıl Maliyet: Çalışamamak

Lisansüstü eğitimin en ağır ve en az konuşulan maliyeti aslında gelir kaybı. Tezli yüksek lisans ve doktora programları, özellikle ders döneminde öğrenciden düzenli devam, danışman görüşmeleri, seminerler, yeterlik hazırlığı, laboratuvar, arşiv ya da saha çalışması gibi zaman isteyen yükümlülükler talep ediyor. Bu süreçlerin önemli bir bölümü mesai saatleriyle çakışıyor.
Örgün olan lisansüstü bölümlerin yapısı, çalışan öğrenciler için pratikte ciddi bir zaman maliyeti doğuruyor. Derslere devam edebilmek için işten izin almak, çalışma saatlerini azaltmak, daha esnek ama daha güvencesiz işlere yönelmek ya da bazı durumlarda çalışmayı tamamen bırakmak gerekebiliyor. Bu durum, lisansüstü eğitimin pratikte kimin için gerçekten erişilebilir olduğunu doğrudan belirliyor. Arkasında maddi olarak aile desteği olan, kira ödemeyen, çalışmadan yaşayabilen, esnek mesaiye sahip olan ya da akademik hayata daha erken yaşta ve daha az ekonomik yükle girebilen kişiler için tablo farklı. Fakat bu koşulları taşımayanlar için lisansüstü eğitim, “ücretsiz” olsa bile sürdürülebilir olamıyor.
Burs ne kadarını karşılıyor?
Devlet bu alandaki yükü hafifletmek için burs ve kredi sistemini devreye soksa da tutarlar yeterli değil. 2026’da yüksek lisans öğrencileri için aylık burs ve kredi tutarı 8.000 TL, doktora öğrencileri için 12.000 TL olarak açıklandı.
2026 net asgari ücretine göre yüksek lisans burs/kredisi asgari ücretin yaklaşık yüzde 28,5’ine, doktora burs/kredisi ise yaklaşık yüzde 42,7’sine denk geliyor. 

Lisansüstü Burs Ücretinin Asgari Ücrete Oranı

Destek Türü TutarNet Asgari Ücrete Oranı
Yüksek lisans burs/kredisi8.000 TL%28,5
Doktora burs/kredisi12.000 TL%42,7
Bu tablo, bursun varlığının maliyet sorununu ortadan kaldırmadığını gösteriyor. Burs, barınma, ulaşım, yemek, kırtasiye, kitap, makale erişimi, tez materyali ve araştırma giderleriyle birlikte düşünülmek zorunda. Bunun bir kısmının kredi niteliğinde olması da ileride geri ödeme yükü yaratıyor.  
TÜRK-İŞ’in Haziran 2026 verilerine göre, Türkiye'de bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 46.248 TL olarak açıklandı. Bu tablo karşısında, yüksek lisans öğrencisine verilen 8.000 TL'lik aylık destek, tek bir kişinin asgari insani standartlarda yaşama maliyetinin yalnızca yüzde 17,3’ünü karşılayabiliyor. Doktora seviyesinde bu oran ancak yüzde 26’ya çıkabiliyor.  Başka bir deyişle, bir yüksek lisans öğrencisinin sadece 'tek başına hayatta kalabilmesi' için bu bursun tam 6 katına daha ihtiyacı var. 
Ücretsiz ama erişilebilir mi?
Tüm bu katmanlar bir araya geldiğinde “ücretsiz lisansüstü eğitim” ifadesi eksik kalıyor. Çünkü ücretsiz olan şey her zaman erişilebilir değildir. Lisansüstü eğitime erişebilmek için önce sınav ücretlerini ödeyebilmek gerekiyor. Sonra başvuru için istenen puanları alabilmek, programın bulunduğu şehirde yaşayabilmek ya da düzenli ulaşım sağlayabilmek; ardından derslere, seminerlere ve danışman görüşmelerine zaman ayırabilmek; düşük bursla, krediyle ya da hiç destek almadan geçinebilmek. Ve tabii tez sürecine gerekli zamanı ve maddi kaynağı ayırabilmek. Bunların her birini ayrı ayrı karşılamak bile zorken tamamını aynı anda karşılayabilmek ise ciddi bir ekonomik ve sosyal imkan gerektiriyor.
Bu yüzden lisansüstü eğitim teoride ücretsiz olabilir fakat pratikte o  ücretsizlik herkese eşit biçimde ulaşmıyor. Akademik ilerleme, giderek daha fazla maddi destek gerektiren bir yola dönüşüyor. Maddi olarak aile desteği olanlar, çalışma saatlerini esnetebilenler, şehirde barınma sorunu yaşamayanlar ve eğitim süresince gelir kaybını telafi edebilenler bu yolda daha rahat ilerliyor.
Bugün mesele yalnızca ALES’in %41 zamlanması değil, akademik yola girmek isteyenlerin bu yolda nelerden vazgeçmek zorunda kaldığı. “Lisansüstü eğitim ücretsiz mi?” sorusunun cevabı evet olabilir. Fakat asıl sorular hala aynı yerde duruyor: “Kime göre ve ne pahasına ücretsiz?”