28 Şubat 2026'da İsrail'in İran'a düzenlediği hava saldırısıyla başlayan çatışmalar, yalnızca sahadaki yıkımı değil, bilgi akışını da derinden etkiledi. İsrail'de zaman zaman gazetecilere yönelik müdahaleler görülse de İran'da durum daha sistematik: savaşın başlamasıyla birlikte internet erişimi ciddi biçimde kısıtlandı ve bu, bölgedeki gelişmeleri takip etmeyi doğrudan etkileyen bir faktöre dönüştü.
İran'da İnternet Kesintisi Nasıl İşliyor?
İran için internet kesintisi yeni bir yöntem değil. 9 Ocak 2026'da ekonomik ve siyasi nedenlerle başlayan protestoların ardından ülke genelinde erişim kesildi; Human Rights Watch, bu kesintinin ardından protestoculara yönelik ağır müdahaleler gerçekleştiğini raporladı. Benzer bir tablo 2019'da da yaşanmıştı: akaryakıt zamlarını protesto eden gösteriler sırasında internet kesilmiş, Amnesty International en az 323 kişinin hayatını kaybettiğini açıklamıştı.
Savaşın başlamasıyla birlikte bu yöntem yeniden devreye alındı. NetBlocks verilerine göre 28 Şubat 2026 itibarıyla İran'da internet bağlantısı neredeyse tamamen kesildi; erişim oranı yüzde 1 seviyesine kadar düştü. Bu süreçte yalnızca devletin beyaz listeyle izin verdiği kurumlar sınırlı erişim sağlayabildi. 15 Mart'ta ise yerel ağlarda yaşanan sorunlar VPN erişimini de ciddi ölçüde kısıtladı.
Tam kesinti durumunda yönetim alternatif iletişim kanallarını da devreye sokuyor. Yerel camiler bilgi aktarım noktası olarak kullanılırken, televizyon aksaklıklarına karşı belirli radyo frekansları öneriliyor. Polis tarafından gönderildiği belirtilen SMS'lerde ise uluslararası internete bağlanmaya çalışan kullanıcıların hatlarının bloke edilebileceği ve adli soruşturmayla karşılaşabilecekleri uyarısı yapılıyor.
İnternet tamamen erişilemez değil, ancak erişim sınırlı ve kontrollü. Devletin sunduğu "Pro İnternet" modeli uluslararası bağlantıya ihtiyaç duyan işletmelere yönelik; özel SIM kart, resmi kimlik doğrulaması ve işletme lisansı gerektiriyor, yaklaşık 500 kişiyle sınırlı ve yüksek maliyetli. Starlink gibi uydu internet sistemleri de teorik bir alternatif, ancak sıkı denetim altında: evinde Starlink cihazı bulunduğu gerekçesiyle 13 kişinin gözaltına alındığı bildirildi.
Gazeteciler Ne Yapıyor?
Kısıtlı erişim ortamında ülke içinden haber üretmek de güçleşiyor. Reuters'ın Ocak kesintisinin ardından yayımladığı analizde, İran'dan sağlıklı haber almanın ne kadar zorlaştığı vurgulandı. Committee to Protect Journalists için değerlendirme yapan Asal Abasian, sürgündeki gazetecilerin şifreli iletişim araçları, diaspora ağları, uydu görüntüleri ve açık kaynak doğrulama yöntemlerine başvurduğunu belirtiyor. Ülke içindeki gazeteciler ise tutuklanma, sorgulanma veya meslekten men edilme riskiyle karşı karşıya. Die Zeit muhabiri Omid Rezaee bu koşulların dışarıdan gazetecilik faaliyetlerini neredeyse durma noktasına getirdiğini ifade ediyor.
Öte yandan, Türkiye gibi bölgeye yakın ülkelerdeki gazetecilerin sahadan yayın yapmasına kısmen izin verilmesi, İran’daki gelişmelere dair sınırlı da olsa bir fikir edinilmesini sağlıyor. Ancak bu bilgi akışı her zaman serbest ve tarafsız değil. Nitekim İsrail’de, çatışma bölgelerinde görüntü alan bazı gazeteciler gözaltına alındı. İran’da ise Ocak 2026’daki protestoları takip eden Shinnosuke Kawashima 20 Ocak’ta gözaltına alınmıştı. 
Amsterdam merkezli Radio Zamaneh bu boşluğu kısmen doldurmaya çalışıyor. Kuruluş, internet kesintilerini aşmak için kısa dalga radyo yayınlarına başladı; her gece Tahran saatiyle 23.00'te Farsça haber programı yayınlanıyor. Genel müdür Rieneke van Santen, kısa dalga yayınlarının engellenmesinin teknik olarak zor olduğunu ve basit radyolarla bile dinlenebildiğini vurguluyor.
Internet Kesintilerinin Dezenformasyon Boyutu
Internet kesintileri yanlış bilginin yayılmasını engellemek bir yana, tam tersine zemin hazırlıyor. International Journal of Communication'da 2021'de yayımlanan bir çalışma, 2015'te Ahmedabad'da uygulanan kesinti sırasında 1.000 kişiyle yapılan ankete dayanarak bu dinamiği belgeliyor. Erişim kesildiğinde bilgi ortadan kalkmıyor, farklı kanallar üzerinden dolaşmaya devam ediyor; ancak doğrulama imkanı zayıfladığı için doğrulanmamış içerik çok daha hızlı yayılıyor.
Bu süreçte somut örnekler de görüldü. İran'ın füze açıklamasının ardından Tel Aviv'deki eski bir patlama görüntüsünün yeniden dolaşıma girmesi ya da Tahran'daki bazı patlamaların günlerce görsel kanıt olmadan aktarılması, bilgi boşluğunun nasıl doldurulduğunu gösteriyor. Devletin bilgi akışı üzerindeki kontrolü arttıkça, doğrulanabilir haberin yerini parçalı ve çelişkili içerikler alıyor.