Yazar:
Gül Hür
Bugün sosyal medyada hızla çoğalan "Bir uzman olarak…" cümlesi ile başlayan videolar, yeni bir içerik trendi olmasının ötesinde bir öneme sahip. "Bir eczacı olarak güneş kremlerini yorumluyorum" ya da "bir kimyager olarak cilt bakımını anlatıyorum" gibi videolar her platformda milyonlarca izlenmeye ulaşıyor. Bu içerikler aynı zamanda uzmanlığın görünürlüğünün nasıl değiştiğine dair de ipuçları taşıyor. Önceleri daha çok kurumlar, diplomalar, yayınlar ve uzun anlatılar üzerinden tanınan uzmanlık, şimdilerde ise birkaç saniyelik videoda, doğru tonlama, net cümleler ve güçlü bir girişle sunulur hale geldi. Sosyal medya platformları bilgiden ziyade dikkat çekme becerisini ödüllendirdiğinden, uzmanlık da bu düzene uyum sağlıyor gibi görünüyor. Nitekim 2024 Edelman Trust Barometer’a göre, insanların yeni teknolojiler konusunda “kendileri gibi birine” duyduğu güven %74, ki bu oran bilim insanları ve uzmanlara duyulan güvenle aynı seviyede. 
%74
İnsanların yeni teknolojiler konusunda “kendileri gibi birine” duyduğu güven ile bilim insanları ve uzmanlara duyduğu güven aynı.
Başka bir deyişle, bugün uzmanlık yalnızca bilgi birikimiyle değil, platformların kimi görünür kıldığıyla da şekilleniyor. Bazı araştırmacıların algoritmik otorite olarak tanımladığı bu yeni düzende, izlenme, etkileşim ve dolaşıma girme kapasitesi de bir tür meşruiyet üretmeye başlıyor. Algoritmik otorite, insanların neyin doğru, önemli, güvenilir veya görünür olduğuna dair kararlarını giderek uzmanlara ya da kurumlara değil, içerikleri sıralayan ve öne çıkaran algoritmik sistemlere göre vermesi durumuna verilen isim.
Kim Bu Uzmanlar?
Sosyal medyanın yarattığı bu dönüşümle birlikte uzman gibi görünmek de hiç olmadığı kadar kolaylaştı. Kamera karşısında özgüvenli konuşmak, bazı teknik kavramlar kullanmak, laboratuvar ortamında çekilmiş bir video, "beyaz önlük" gibi görsel ipuçları ya da iddialı yargılar kurmak izleyicilerin gözünde gerçek bir uzmanlık izlenimi yaratabiliyor. Psikolojide halo effect olarak bilinen etki de burada devreye giriyor: İnsanlar özgüvenli konuşan, düzenli görünen ve kendinden emin duran kişileri çoğu zaman daha bilgili ve güvenilir algılıyor. Bu eğilim özellikle genç kuşaklarda daha belirgin. Edelman’ın 2025 Sağlık ve Güven Raporu’na göre 18-34 yaş grubundakiler, kendi araştırmasını yapmış sıradan bir kişinin bir doktor kadar bilgili olabileceğine inanma konusunda daha ileri yaş gruplarına kıyasla iki kat daha yatkın. Aynı rapor, bu yaş grubunun son bir yıl içinde sağlık uzmanı tavsiyesini göz ardı ederek  %45 oranında arkadaş ve aile çevresinin,  %38 oranında ise sosyal medyanın tavsiyesine yöneldiğini gösteriyor. 
%38
18-34 yaş grubundakiler, sağlık konusunda sosyal medyada karşılaştıkları tavsiyelere daha çok yöneliyor.
Bu tablo, aslında çok temel bir sorunun yeniden gündeme getirilmesine de vesile oluyor: Uzmanlık nedir? Sadece diploma mı, saha deneyimi mi, bilimsel yöntem bilgisi mi, etik sorumluluk mu yoksa karmaşık bir konuyu doğru ve anlaşılır biçimde aktarabilmek mi? Sosyal medya bu soruyu daha görünür hale getirmesinin sebebi ise kullanıcıların çoğu zaman kişilerin özgeçmişinden ziyade videosunu değerlendirmesi. Üstelik kullanıcıların kurumlardan çok, ekranında sık gördüğü tanıdık yüzlere güvenme eğilimi de artıyor. Literatürde parasosyal güven diye anılan bu ilişkide izleyici, içerik üreticisini kişisel olarak tanımasa bile (ki çoğunlukla tanımıyor) ona aşinalık üzerinden güven duyabiliyor. Fakat bu güvenin bir bedeli de var: Reuters Institute’ün 2025 Digital News Raporu’na göre, katılımcıların  %47’si online içerik üreticilerini yanlış veya yanıltıcı bilgi yaymanın en büyük küresel tehditlerinden biri olarak görüyor. Bu oran, siyasetçilerin propaganda tehdidiyle aynı seviyede. 
Belki de en dikkat çekici nokta şu: İnsanlar hiç olmadığı kadar fazla bilgiye erişebilmesine rağmen kime güveneceğini seçmekte hiç olmadığı kadar zorlanıyor. Algoritmalar bu belirsizliği yönetmeye çalışıyor ama bir boşluğu doldurmak, onu gerçekten çözmek anlamına gelmiyor. Güven artık yalnızca zamanla kazanılan bir değer değil, görünürlükle hızla üretilebilen bir etkiye dönüşmüş durumda. Uzmanlık ise sadece inşa edilen bir birikim değil, aynı zamanda sergilenen bir performans haline geliyor. Bu ikisi birbirine yaklaştıkça, aralarındaki farkı ayırt etmek de giderek zorlaşıyor.