İddia şöyle;

Bir Instagram hesabı tarafından 28 Kasım 2025 tarihinde yapılan paylaşımda,  İzmir’in kurtuluşundan hemen sonra Papa Pius XI’in “Ordularınıza emir verin, dökülen kanlar hemen dursun” şeklinde Mustafa Kemal Atatürk’e telgraf gönderdiği Atatürk’ün ise bu telgrafa cevap olarak “Yunan ordusu köylerimizi yıkıp katliam yaptı. Bunun sorumlusu kimse onlara söyleyin” dediği iddia edildi.

İddia DOĞRU
Eylül 1922’de Papa Pius XI’in, daha fazla kan dökülmemesi çağrısıyla Mustafa Kemal Atatürk’e bir telgraf gönderdiği bilgisi, dönemin gazete arşivleri ve akademik çalışmalarla doğrulanabiliyor.
Mustafa Kemal Atatürk’ün bu telgrafa verdiği yanıt, iddiadaki ifadelerle birebir örtüşmese de anlam olarak benzer bir tonda olduğu akademik kaynaklarca doğrulanabiliyor.
Papa Pius XI, Türk Ordularının İzmir’e Girmesinin Ardından Atatürk’e Telgraf Gönderdi
Son dönemde Papa XIV. Leo’nun 27–30 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretiyle birlikte, sosyal medya platformlarında Türkiye ile Papalık arasındaki tarihsel ilişkilere dair paylaşımlarda belirgin bir artış görülüyor. Bu içeriklerin bir kısmı, İznik Konsili’nin 1700. yılı kapsamında Papa’nın İznik’te düzenlediği ayin üzerinden Türkiye’nin ulusal egemenliğine dair yorumlara yer verirken, zaman zaman komplocu bir tona da bürünüyor. İncelenen bu paylaşım ise Milli Mücadele döneminde TBMM ile Vatikan ilişkilerine dair. 
Paylaşılan iddiada  İzmir’e Türk ordularının girmesinin ardından Papa Pius XI’in Mustafa Kemal Atatürk’e “Ordularınıza emir verin, dökülen kanlar hemen dursun” diye  telgraf gönderdiği ve Atatürk’ün telgrafa cevap olarak Papa’ya “Yunan ordusu köylerimizi yıkıp katliam yaptı. Bunun sorumlusu kimse onlara söyleyin” yazdığı öne sürülmüş.
Söz konusu bilgilerden hareketle internet araştırması yapıldığında, The New York Times’ın arşiv sayfasında 28 Eylül 1922 tarihinde yayımlanan “POPE APPEALS TO KEMAL; Urges Him to Adopt All Possible Measures to Avoid Bloodshed” başlıklı habere ulaşılıyor. Haber incelendiğinde, iddiada belirtildiği gibi İzmir’in Yunan işgalinden kurtuluşundan 22 gün sonra Papa Pius’un Mustafa Kemal Atatürk’e bir telgraf çektiği ifade ediliyor. Telgrafın içeriğine bakıldığında, Papa’nın daha fazla kan dökülmemesi için Mustafa Kemal Atatürk’ün her türlü önlemi alması gerektiğini dile getirdiği görülüyor.

Bu haberden yola çıkarak arşiv sitelerinde yapılan arama genişletildiğinde, söz konusu paylaşımı doğrulayan ve benzer tarihlerde yayımlanmış gazetelere rastlanıyor. Bu haberler incelendiğinde, The New York Times’taki içerikle benzer şekilde Papa Pius’un Mustafa Kemal Atatürk’e bir telgraf çektiği ve telgrafta daha fazla kan dökülmemesi için gerekli önlemlerin alınması çağrısında bulunduğu görülüyor. 

Mustafa Kemal Atatürk Papa’nın Telgrafına Cevap Vermiş
Dönemin gazete arşivlerinde Papa’nın Atatürk’e gönderdiği telgraf haberleştirilmiş olsa da, bu telgrafa Atatürk’ün verdiği bir cevaba dair herhangi bir kayda rastlanmıyor. Akademik kaynaklar tarandığında ise Türk ordularının İzmir’e girmesinin ardından Atatürk ile Papa arasında bir telgraflaşmadan söz edildiği görülüyor. Kaynak olarak Orhan Koloğlu’nun Popüler Tarih dergisinin Eylül 2003 tarihli 37. sayısında yayımlanan “İzmir Yangını’nın Ardındaki Gerçek” başlıklı yazısı verilmiş. Söz konusu kaynağa ulaşıldığında, Atatürk’ün Papa Pius XI’e verdiği cevap şu şekilde: 
Boş yere kan dökülmesinden nefret ederim. Ne ordumuz ne de halkımız böyle feci şeyler yapmadı. Halbuki Yunan ordusunun çekildiği yerlerdeki bütün şehir ve köyler tamamen yakılmış ve halka her çeşit işkence yapılmıştır. Bu fanatik yıkma ve katletme sistemi, daha da şiddetli şekilde Trakya'da devam ediyor. Sizden, bu korkunç eylemleri yapanlarda, bir insanlık duygusu uyandırmanızı bekleriz.

Popüler Tarih, Eylül 2003, Sayfa 55

Milli Mücadele Döneminde TBMM - Papalık İlişkileri
Kurtuluş Savaşı sürecinde Türk ordusunun Anadolu’da ilerlemesi, İtilaf Devletlerinin geri çekilmeye başlaması ve Yunanistan’ın Anadolu’dan çıkarılmasıyla birlikte Ankara Hükümeti’nin yeni bir devlet kurma yönünde somut adımlar attığı bir döneme girildi.  Bu bağlamda, 12 Mart 1921 tarihinde Papa XV. Benediktus’un (Pius XI’ten bir önceki Papa) Mustafa Kemal Atatürk’e bir telgraf gönderdiği bilgisine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin resmi kaynaklarında yer alan belgeler üzerinden ulaşılabiliyor. 
Telgrafta “Ankara'da Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Papa Hazretleri namına mümkün olduğu kadar süratle Kafkasya, Asyayı Suğra, Anadolu hırîstiyanlarmın hayat, emval ve eşyalarının taht emniyete alınması hakkında evamiri lâzıma ita Duyurulmasını müttasıf bulundukları hissiyatı asîle ve insaniyetkâriye mağruren rica ve niyaz eylemek şerefiyle mübahi oluyorum. İnsaniyetin' duçar olduğu bunca meşakkat ve eziyetlerden sonra sadayı şefkat ve merhametin her tarafta hükümran olması temennisidir efendim.” ifadeleri kullanılmış. 
Papa’nın gönderdiği telgrafa yanıt olarak resmi kayıtlarda Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerle yanıt verdiği kayda geçirilmiş:
Roma'da Papa On Beşinci Benova Hazretlerine Kardinal Gaspari Cenapları namı haşmetpenahilerine olarak Anadolu, Kafkasya ve Asyayı Suğra hırıstiyanları lehinde temenniyatı mahsusalarını tarafı âcizaneme iblâğ eyledi. Bilâ tefrik ırk ve mezhep bütün memleketimiz sekenesinin emniyet ve refahını temin mecburiyeti hissiyatı insaniyetkâranemizin ve dini mübini islâmm bize emrettiği bir vecibedir. Binaenaleyh Türkiye Büyük Millet Meclisinin nüfuz ve hâkimiyetinin şâmil olduğu menatık kâffesindeki hıristiyanların bir sükûnu tamdan mutena 'im olmaları için evvel ve âhir her türlü tedabir ittihaz edilmiştir. Hudutlarımız dâhilinde herhangi bir ecnebi ordusu kıtal ve harabı getirmediği yerlerde cari olan sulh ve emniyet bu beyanatımızın gayrikabili ret bir delilidir. Diğer taraftan bu baptaki siyasetimizin gayrimütebeddil oîduğunu bir kat daha izhar için Türkiye Büyük Millet Meclisinin bidayeti küşadı olan 24 Nisan sene 1336 tarihinde Meclis heyeti umumiyesinde irat etmiş olduğum mufassal nutuk ile Meclisin ikinci içtima senesine iptidai münasebetiyle 1 Mart sene 1921 tarihinde yine ayni Meclis heyeti umumiyesinde İrat eylediğim nutuktan aksamı âtiyeyi nazar Düşmanlarımız istilâ ettikleri memleketlerimizde her nevi müdafaa vesaitinden tecrit edilmiş olan milletdaşlarımıza karşı bugüne kadar bilâ fasıla tahrip, yağma, katil, tehcir gibi mezalimi irtikâp eylemekte devam ettikleri halde Büyük Millet Meclisinin havzai hükümetine dâhil bulunan bütün gayrimüslim unsurlar kanunlarımızın ve silâhlarımızın himayesi altında mazhar emn asayiş olarak yaşamaktadır.

Sonuç olarak;

Kurtuluş Savaşında Türk ordularının İzmir'e girmesinin ardından Papa XI. Pius ile Atatürk'ün telgraf yoluyla iletişim kurdukları iddiası doğru.