Bir Instagram hesabı tarafından 10 Şubat 2026’da yapılan bir paylaşımda, son araştırmaların Y kuşağının Z kuşağından daha zeki olduğunu gösterdiği iddia edildi.
Gönderi, 20 bine yakın beğeni ve çok sayıda yorum almış.
Referans gösterilen Ragnar Frisch Ekonomik Araştırmalar Merkezi çalışması yalnızca 1962–1991 doğumlu Norveçli erkekleri kapsıyor. Veri seti 1991’de bittiğinden Z kuşağına dair hiçbir bulgu içermiyor ve Y ve Z kuşakları arasında doğrudan bir karşılaştırma yapmıyor.
Araştırma, IQ artışının 1975 doğumlularda zirve yaptığını ve sonrasında bazı düşüşler görüldüğünü ortaya koysa da bunu insanlık tarihindeki ilk zeka gerilemesi olarak tanımlamıyor. Ayrıca bulguların genetik değil, eğitim, beslenme ve medya kullanımı gibi çevresel faktörlerle ilişkili olduğunu vurguluyor.
Sosyal medyada iddia, bu Norveç verilerini ABD’de dijital ekranların etkisine dair bir Senato sunumuyla birleştirerek dolaşıma sokulmuş. Bu sunum akademik, yaş kontrollü bir araştırma olmadığı gibi bilimsel literatürdeki diğer çalışmalar da Z kuşağının Y kuşağından genel olarak daha az zeki olduğunu gösteren güçlü bir kanıt sunmuyor.
Referans Gösterilen Çalışmada Y ve Z Kuşaklarının Zekaları Karşılaştırılmıyor
Akademik ya da bilimsel çalışmalara dayandırıldığı iddia edilen bilgiler, sosyal medyada çoğu zaman bağlamından koparılarak ve kapsamı aşan yorumlarla yeniden üretiliyor. Özellikle dikkat çekici başlıklar ve sansasyonel ifadeler, bu içeriklerin hızla yayılmasını kolaylaştırıyor. Oysa çoğu durumda araştırmanın örneklem sınırları, metodolojik çerçevesi ve ulaştığı gerçek sonuçlar göz ardı edilerek, çalışmanın söylemediği çıkarımlar kamuoyuna aktarılıyor.
İlgili iddiada yer alan bilgiye göre, insanlık tarihi boyunca kabul gören her yeni neslin, ebeveynlerinden daha yüksek zeka seviyesine sahip olduğu gerçeği, yapılan son araştırmalarla geçerliliğini yitirmiş. Bu iddiaya delil olarak ise Norveç’teki Ragnar Frisch Ekonomik Araştırmalar Merkezi’nin yürüttüğü kapsamlı çalışma refereans gösterilmiş. Araştırma sonuçlarının Y kuşağının (1981-1996 yılları arasında doğanlar) kendisinden sonra gelen Z kuşağından (1997-2012 yılları arasında doğanlar) daha yüksek IQ skorlarına sahip olduğunu gösterdiği açıklanmış. Özetle bu durumun tarihte kaydedilen ilk zeka gerilemesi olduğuna dikkat çekilmiş. İddiada referans çalışma açıkça gösterildiğinden, iddianın doğruluğunu kontrol etmek oldukça kolay.
Oslo Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren ve ekonomi politikaları, işgücü piyasası ve kamu politikaları üzerine ampirik araştırmalar yapan Norveç merkezli bir araştırma kurumu Ragnar Frisch Ekonomik Araştırma Merkezi’nden Bernt Bratsberg ve Ole Rogeberg isimli araştırmacılar, “Flynn effect and its reversal are both environmentally caused (Flynn etkisi ve bu etkinin tersine dönmesi çevresel nedenlerden kaynaklanıyor)” başlıklı bir araştırma yayımlamış. Çalışma, 1962-1991 yılları arasında doğan Norveçli erkeklerin askeri kayıtlarını inceleyerek, IQ seviyelerindeki artış ve sonrasındaki düşüşün nedenlerini araştırıyor. Araştırmacılar, 20. yüzyıl boyunca toplumların ortalama zeka puanlarında (IQ) gözlemlenen düzenli ve belirgin artış fenomeni olarak tanımlanan Flynn etkisi ve bu eğilimin tersine dönmesinin, aileler arası genetik farklılıklardan ziyade tamamen çevresel faktörlerden kaynaklandığını ortaya koyuyor. Kardeşler arasındaki zeka değişimlerini analiz eden yöntem, düşük zekalı bireylerin daha fazla çocuk sahibi olması veya göç gibi genetik kompozisyon temelli teorileri çürütüyor. Sonuçlar, toplumun genel zihinsel becerilerindeki dalgalanmaların eğitim kalitesi, beslenme ve medya kullanımı gibi aile içi değişkenlerle doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu bulgular, modern toplumlardaki zeka gerilemesinin biyolojik bir yozlaşmadan ziyade, dışsal koşullardaki değişimlerden ileri geldiğini doğruluyor.
Gönderide yer alan iddia araştırma sonuçlarını yanlış yorumluyor. Söz konusu çalışma, 1962 ile 1991 yılları arasında doğan Norveçli erkeklerin verilerini inceliyor. Veri seti 1991 doğumlularla sona erdiği için, 1997–2012 yılları arasında doğan Z kuşağına dair herhangi bir bulgu içermiyor. Bu nedenle makaleye dayanarak Y ve Z kuşakları arasında doğrudan bir kıyaslama yapmak bilimsel olarak mümkün değil. Araştırma, IQ puanlarındaki artışın 1975 doğumlu kohortta zirveye ulaştığını ve bu tarihten sonra doğanlarda düşüşün başladığını gösteriyor. Ayrıca çalışma, 20. yüzyıl boyunca gözlenen zeka artışının bazı Batı ülkelerinde yavaşladığını veya tersine döndüğünü belirterek bunu insanlık tarihindeki ilk gerileme olarak nitelendirmiyor.
Peki Flynn etkisinin tersine dönmesi ne anlama geliyor? Araştırmacılar ve diğer uzmanlar, bu düşüşün genetik değil, eğitimdeki değişiklikler, kitap okuma alışkanlıklarının azalması, dijital ekranlara aşırı maruziyet gibi çevresel faktörlerden kaynaklanabileceğini vurguluyor. IQ testlerinin modern bilişsel becerileri yeterince ölçememesi de olası bir açıklama olarak öne sürülüyor.
Çalışmadan “Y kuşağının Z kuşağından daha zeki olduğu” veya “ilk zeka gerilemesi” gibi sonuçlar çıkarmak mümkün olmamasına rağmen bazı haber siteleri ve sosyal medya paylaşımları, Norveç verilerini ve ABD’de dijital ekranların eğitim başarısına etkisiyle ilgili Senato duruşmasında konuşan sinirbilimci Jared Cooney Horvath’ın ifadelerini birleştirerek Z kuşağının IQ’sunun düştüğünü öne sürdü. Dr. Horvath’ın ABD Senatosu Komitesi’ne sunduğu metin, son yirmi yılda çocukların okuryazarlık, matematik, dikkat ve akıl yürütme alanlarında bilişsel gelişiminin duraksadığını ve bazı göstergelerde gerilediğini savunuyor. 20. yüzyıl boyunca gözlenen Flynn Etkisi’nin birçok Batı ülkesinde tersine dönmeye başladığına dikkat çeken Horvath, dijital platformların dikkat dağıtıcı yapısının derin öğrenmeyle çeliştiğini vurguluyor. Kağıttan okumanın ve elle not tutmanın ekrana ve klavyeye göre daha kalıcı öğrenme sağladığını belirten metin, çoğu eğitim teknolojisinin geleneksel sınıf öğretiminin bile gerisinde kaldığını öne sürüyor. Horvath’ın bu açıklamaları ise bir akademik makale değil, politika sunumudur. Dolayısıyla sistematik ve yaşa göre kontrol edilen araştırma verileri sunmuyor.
Kuşaklar Arası Zeka Farklılıkları Ortaya Koyan Bilimsel Çalışmalar
Sosyal medyada Z kuşağının Y kuşağından daha az zeki olduğu iddiası sıkça dile getirilse de bu iddiayı bilimsel olarak destekleyen az sayıda çalışma bulunuyor. Akademik literatürde yer alan araştırmalar genç kuşakların bazı bilişsel alanlarda gerilediğini, bazı alanlarda ise ilerlediğini gösterir. Genelleme yaparak Z kuşağığının Y kuşağından daha az zeki olduğu sonucuna varmak ise oldukça güç.
2025’te yayımlanan ve pilot adaylarını inceleyen bir araştırma, Y kuşağının dikkat ve mantık gerektiren görevlerde daha düşük hata oranıyla daha başarılı olduğunu, Z kuşağının ise mekansal algı ve sıralama becerilerinde ise öne çıktığını göstermiş. Ancak çalışma, bir kuşağın diğerine genel olarak üstün olduğu sonucuna varmadı. Ayrıca yalnızca belirli bir meslek grubunu kapsadığı için bulguların tüm nüfusa genellenmesi mümkün değil. 2024 tarihli bir başka araştırma ise yapay zeka kullanımının Z ve Y kuşaklarının bilişsel performansı üzerindeki etkisini incelemiş ve kuşaklar arasında anlamlı bir zeka farkı bulamamış. Araştırmada dijital teknolojilerin aşırı kullanımının eleştirel düşünme ve karar verme becerilerini zayıflatabileceği yönünde uyarılar yer alsa da, Z kuşağının Y kuşağından daha az zeki olduğu sonucuna ulaşılmamış. Northwestern Üniversitesi’nin 2006‑2018 arasında 394 bin Amerikalı üzerinde yaptığı bir çalışma, sözel akıl yürütme ve sayısal diziler gibi bazı bilişsel alanlarda puanların düştüğünü, ancak uzamsal döndürme becerisinde artış görüldüğünü sonucuna varmış. Bu araştırma da kuşakları doğrudan karşılaştırmadığı gibi genel bir zeka gerilemesi sonucuna da varmamış.
Sonuç olarak;
Son araştırmaların Y kuşağının Z kuşağından daha zeki olduğunu gösterdiği iddiası yanlıştır.