Bir X hesabı tarafından 27 Eylül 2026 tarihinde paylaşılan gönderide Ağrı Dağı yakınlarındaki Durupınar formasyonunda devam eden saha çalışmalarında radar sinyalleri sayesinde 6 metre derinde Nuh’un gemisine ait güverte, tüneller ve odalar bulunduğu iddia edildi.
630 binden fazla kez görüntülenen paylaşım 6 bin beğeni aldı ve 1.000 kez kaydedildi.
Durupınar formasyonundaki radar taramalarında doğrusal ve geometrik anomaliler tespit edildi.
Ancak 6 metre derinlikte güverte, tünel veya odaların fiziksel olarak bulunduğu doğrulanmış değil. Radar anomalilerinin doğal jeolojik nedenleri de olabilir.
Bazı toprak örneklerinde daha yüksek organik madde ve karbon değerleri tespit edildi. Fakat bu sonuçlar tek başına ahşap kalıntısını veya Nuh’un Gemisi’nin varlığını göstermiyor.
Bölgede Çalışmalar Devam Ediyor
Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesindeki Durupınar Formasyonu, tekneyi andıran şekli nedeniyle onlarca yıldır Nuh’un Gemisi iddialarıyla gündeme geliyor. Bölgede 2026’da başlayan yeni araştırmalar da benzer iddiaların yeniden yayılmasına neden oldu.
X’te yapılan bir paylaşımda, bölgede yürütülen çalışmalarda yer altından radar sinyalleri alındığı, 6 metre derinlikte güverte, tünel ve odaların bulunduğu öne iddia edildi. Konuyla ilgili benzer paylaşımlarda, organik maddelere rastlandığı ve bulguların Nuh’un Gemisi’ni işaret ettiği de dolaşıma girdi.
Bölgede gerçekten yer altı radar taramaları yapıldı ve çeşitli anomaliler tespit edildi. Toprak örneklerinde de organik madde ve karbon miktarına ilişkin farklılıklar belirlendi. Fakat radar verilerinde görülen anomaliler henüz fiziksel olarak güverte, tünel veya oda olarak doğrulanmış değil. Organik madde tespit edilmesi de tek başına ahşap bir geminin varlığını göstermiyor.
Durupınar Formasyonu Neden Nuh’un Gemisi ile İlişkilendiriliyor?
Durupınar formasyonunun Nuh’un Gemisi ile ilişkilendirilmesi yeni bir gelişme değil. Tekne biçimindeki jeolojik oluşum, 1959’da Yüzbaşı İlhan Durupınar’ın bölgeye ait hava fotoğraflarını incelemesi sırasında fark edildi. Yaklaşık 157 metre uzunluğundaki oluşum sonraki yıllarda farklı araştırmacıların ilgisini çekti. Özellikle 1980’lerden itibaren bölgede radar taramaları, sondajlar ve çeşitli saha araştırmaları yapıldı. Formasyonun şekli, bazı mineral oluşumları ve radar verileri zaman zaman geminin kalıntıları olarak yorumlandı.
Diğer yandan bu yorumlara karşı çıkan jeolojik çalışmalar da bulunuyor. Jeolog Lorence Collins ve daha önce formasyonun Nuh’un Gemisi olabileceğini savunan David Fasold’un 1996’da Journal of Geoscience Education dergisinde yayımlanan çalışması, yapının doğal yollarla oluştuğu sonucuna vardı. Araştırmacılar, geminin metal parçaları olduğu ileri sürülen oluşumların limonit ve magnetit yoğunlaşmaları, fosilleşmiş ahşap olduğu öne sürülen örneklerin ise metamorfize kaya olduğunu belirtti. Dolayısıyla 2026’da devam eden çalışmalar, onlarca yıldır devam eden tartışmanın yeni jeofizik yöntemlerle yeniden incelenmesi niteliğinde.
Araştırmalarda Ne Bulundu?
Noah Ark Scans’in 2025’teki radar çalışmalarında 13 metreye kadar derinlikte bazı boşluklar ve anomaliler tespit edilmişti. Ancak bu tespitler fiziksel olarak ortaya çıkarılmış yapıların olmadığı çalışmada belirtilmişti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi öncülüğündeki yeni araştırma projesi ise Haziran 2026’da başladı. Çalışma, üniversitenin Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Cenker Atila başkanlığında ve Noah’s Ark Scans projesi işbirliğiyle yürütülüyor. Projede beş ülkeden yaklaşık 20 araştırmacının yer aldığı belirtiliyor.
Araştırma yalnızca saha çalışmalarından oluşmuyor. Projenin metodolojisinde LiDAR ve drone ile haritalama, yer altı radarı (GPR), elektrik özdirenç tomografisi (ERT), karot sondajları ve kimyasal analizler gibi farklı yöntemler bulunuyor. Proje ekibi de jeofizik araştırmalar ve karot sondajları tamamlanmadan sonuçların kesin kabul edilmemesi gerektiğini belirtiyor. Bu nedenle sosyal medyada dolaşıma giren paylaşımlarda, kazı çalışmalarında geminin söz konusu bölgede olduğunun kanıtlandığı iddiaları yanıltıcı nitelikte. Paylaşımda sözü edilen güverte ve oda iddiaları da esas olarak yer altı radar verilerinin yorumlanmasına dayanıyor.
Organik Madde Bulunması Neyi Gösteriyor?
Araştırmalarda organik maddeye ilişkin bulgular da var. Noah’s Ark Scans, 2024’te formasyonun içinden alınan örneklerin dışarıdaki örneklere göre yaklaşık üç kat daha fazla organik madde içerdiğini belirtiyor. 2026 çalışmalarında ise farklı bir ölçüm açıklandı. Cenker Atila, formasyonun içinden alınan toprak örneklerindeki karbon miktarının dışarıdaki örneklere göre yüzde 40 daha yüksek olduğunu ifade ederken yaklaşık bin toprak örneğinin laboratuvar analizlerinin sürdüğünü de çalışmanın ara açıklamasında belirtti.
Fakat topraktaki organik madde doğrudan ahşap anlamına gelmiyor. Toprak organik maddesi bitki ve kök kalıntıları, mikroorganizmalar ve ayrışmış biyolojik materyaller gibi birçok kaynaktan oluşabiliyor. Toprak özellikleri, bitki örtüsü, nem, drenaj ve tortulaşma koşulları da organik madde miktarının farklılaşmasına neden olabiliyor.
Dolayısıyla formasyonun içi ve dışı arasında organik madde veya karbon farkı bulunması araştırılması gereken bir veri. Ancak organik maddenin kaynağı belirlenmeden bunun çürümüş gemi ahşabından geldiği söylenemez.
Geminin varlığı açısından çok daha güçlü bir kanıt için karotlarda korunmuş veya mineralize olmuş ahşap dokusu, insan eliyle işlenmiş yapı elemanları ya da başka arkeolojik materyallerin bulunması ve bunların jeolojik bağlamının ortaya konması gerekiyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesinin açıklamasında da yaklaşık bin toprak örneğinin analizlerinin devam ettiği ve kesin analiz sonuçlarının daha sonra açıklanacağı belirtiliyor.
Noah’s Ark Scans’in Kullandığı Yöntemler Bilimsel mi?
Projede kullanılan GPR, ERT, LiDAR, fotogrametri, toprak analizi ve karot sondajı gibi yöntemler jeoloji, jeofizik ve arkeolojide kullanılan bilimsel araştırma yöntemleri. Birden fazla yöntemin birlikte kullanılması da önemli. Örneğin radar görüntüsünde görülen bir anomalinin karot sondajıyla kontrol edilmesi, jeofizik yorumun fiziksel verilerle sınanmasına imkan sağlıyor. Projenin 2026 çalışma planı da yüzey haritalaması, jeofizik taramalar, karot sondajları ve laboratuvar analizlerini birbirini tamamlayan aşamalar halinde yürütmeyi öngörüyor.
Fakat bilimsel bir yöntemin kullanılması, o yöntemden çıkarılan her sonucun doğru olduğu anlamına gelmiyor. Noah’s Ark Scans araştırmaya Durupınar’ın Nuh’un Gemisi olabileceği hipoteziyle yaklaşıyor. Bu nedenle radar görüntülerindeki şekillerin oda, koridor veya güverte olarak yorumlanması bağımsız doğrulama gerektiriyor. GPR verilerinin doğal jeolojik açıklamalarla karşılaştırılması, ham verilerin bilimsel incelemeye açılması ve sonuçların bağımsız araştırmacılar tarafından değerlendirilebilmesi önem taşıyor.
Kuruluşun güncel metodoloji sayfasında da daha ihtiyatlı bir dil kullanılıyor. Noah’s Ark Scans, verilerin kesin olmadığını, doğal oluşum ve insan yapımı yapı ihtimallerinin ikisinin de araştırılması gerektiğini ve çalışmaların bağımsız bilimsel incelemeye hazırlanacağını belirtiyor. Mevcut radar, toprak ve 2026 saha sonuçları hakemli bilimsel yayınlarla bağımsız olarak henüz doğrulanmadı.
Bulgular Nuh’un Gemisinin Bulunduğunu Gösteriyor mu?
Durupınar formasyonundaki araştırmalar, radar taramalarında yeraltı anomalileri tespit edilmiş olması Cumhuriyet Üniversitesi ara rapolarlarına göre doğru. Ancak mevcut veriler, anomalilerin nedenini henüz ortaya koymuş değil, bulguların detaylı bir şekilde ele alınarak çıkarılacak bir makalenin, tarafsız hakemler tarafından onaylanması gerekiyor.
Daha önce Durupınar üzerinde yapılan jeolojik çalışmalar ise, yayımlanan akademik makaleler ile jeolojik süreçlerle açıklanmıştı. Benzer şekilde, formasyonun bazı bölümlerinde daha yüksek organik madde veya karbon bulunması da tek başına ahşap bir geminin varlığını göstermiyor. Organik maddenin kaynağının belirlenmesi gerekiyor.
Sonuç olarak;
Durupınar formasyonundaki bulguların Nuh'un gemisini gösterdiği iddiası kısmen yanlış.