Yazar:
Gül Hür
Bu bültenin ilk versiyonu, 13.07.2023 tarihinde Ceren Satıl tarafından kaleme alınmıştır.
Avrupa’da yaz bu yıl sadece bir “sıcaklık haberi” gibi değil, sağlık sisteminden elektrik şebekesine uzanan bir stres testi gibi başladı. Mayısın ikinci yarısında Batı Avrupa alışılmadık derecede erken ve yoğun bir sıcak hava dalgası yaşadı. Batı Fransa, İngiltere ve Galler’de günlük ortalama sıcaklıklar yer yer 1991-2020 ortalamasının 10°C’den fazla üstüne çıktı. WHO Avrupa Bölgesi’ne göre Avrupa, örgütün altı bölgesi içinde en hızlı ısınan bölge ve sıcaklıklar küresel ortalamanın yaklaşık iki katı hızla artıyor. 
Avrupa Çevre Ajansı’nın ilk Avrupa İklim Risk Değerlendirmesi de iklim risklerinin enerji ve gıda güvenliği, su kaynakları, altyapı ve insan sağlığını aynı anda tehdit ettiğini belirtiyor. Haziran sonunda sıcak hava dalgası sürerken Avrupa’da soğutma talebi arttı ve bazı üretim kısıtları nedeniyle elektrik sistemleri üzerindeki baskı yükseldi. Tam bu sırada Dünya Meteoroloji Örgütü (World Meteorological Organization; WMO), El Niño’nun Haziran-Ağustos 2026 döneminde görülme ihtimalini %80, Kasım’a kadar devam etme ihtimalini ise yaklaşık %90 ya da daha yüksek olarak açıkladı. 
Bu yüzden soru yalnızca “El Niño geliyor mu?” değil, zaten ısınmış bir dünyada El Niño’nun sıcak hava, kuraklık, gıda ve enerji risklerini nasıl büyütebileceği.
El Niño Küresel Hava Düzenini Değiştiren Doğal Bir İklim Olayı
El Niño, Pasifik Okyanusu’nun ekvatora yakın orta ve doğu kesimlerinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalden daha fazla artmasıyla oluşan doğal bir iklim olayı. Normal koşullarda rüzgarlar sıcak yüzey suyunu batıya doğru iterken, El Niño dönemlerinde bu rüzgarlar zayıflar ve sıcak su doğuya, Amerika kıyılarına doğru yayılır. Bu değişim Pasifik’teki yağış düzenini bozar. Etkileri ise zamanla dünyanın farklı bölgelerinde sıcaklık, yağış, kuraklık ve sel risklerinin değişmesiyle hissedilir.

Kaynak: https://oceanservice.noaa.gov/facts/ninonina.html  

El Niño Daha Sıcak Bir Dünyada Daha Büyük Risk Yaratabilir
Bu yılki uyarıyı önemli yapan şey, El Niño’nun tek başına “olağan dışı” bir olay olması değil, etkilerinin zaten ısınmış bir dünyada hissedilecek olması. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nin (National Oceanic and Atmospheric Administration; NOAA) 11 Haziran 2026 tarihli değerlendirmesine göre El Niño koşulları oluştu ve 2026-2027 kışına doğru etkisinin güçlenmesi bekleniyor. 
WMO’ya göre El Niño genellikle küresel sıcaklıkları artırıyor ve kuraklık, aşırı yağış, sel ya da sıcak hava dalgası gibi riskleri bazı bölgelerde daha olası hale getirebiliyor. Fakat WMO, El Niño’nun her yerde aynı sonucu doğurmadığını, etkilerin olayın gücüne, süresine, yılın hangi döneminde geliştiğine ve diğer iklim sistemleriyle nasıl etkileştiğine göre değiştiğini vurguluyor. Buradaki kritik nokta iklim krizinin arka plan etkisi. WMO, iklim değişikliğinin El Niño’ları daha sık ya da daha güçlü hale getirdiğine dair net kanıt olmamasına rağmen daha sıcak okyanus ve atmosferin sıcak hava dalgaları ile aşırı yağış gibi etkileri artırabileceğini belirtiyor.
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ne (Intergovernmental Panel on Climate Change; IPCC) göre Avrupa’da sıcak aşırılıkları ve denizel sıcak hava dalgaları son yıllarda daha sık ve daha şiddetli hale geldi. Ayrıca Akdeniz bölgesinde kuraklık, sıcaklık aşırılıkları ve yangın koşulları gibi risklerin artması bekleniyor. Bu yüzden El Niño’yu bu yıl daha tehlikeli gösteren şey yalnızca Pasifik’teki ısınma değil, bu doğal dalgalanmanın Avrupa ve Akdeniz gibi zaten kırılganlaşmış bölgelerde sağlık, su, tarım ve enerji risklerini aynı anda büyütebilme ihtimali.
Aşırı Sıcaklar Sağlığı, Gıdayı ve Enerjiyi Aynı Anda Zorluyor 
Aşırı sıcaklar yalnızca hava durumuyla ilgili bir sorun değil, insan sağlığından gıda üretimine ve elektrik talebine kadar birçok alanı aynı anda etkiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (World Health Organization; WHO) göre, aşırı sıcaklar bitkinlik ve sıcak çarpmasının yanı sıra kalp, böbrek, solunum ve diyabetle ilgili kronik hastalık risklerini artırabiliyor. Avrupa İklim ve Sağlık Gözlemevi (European Climate and Health Observatory), 2023’te Avrupa’da 47.690 sıcağa bağlı ölüm tahmin edildiğini, bunun 2022’deki 60 bini aşan ölümden sonra 2015-2023 döneminin en yüksek ikinci seviyesi olduğunu aktarıyor. 
Gıda tarafında da risk benzer. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (Food and Agriculture Organization of the United Nations; FAO) göre artan sıcaklıklar ve uzun sıcak hava dalgaları ürün verimini, hayvan sağlığını, suya erişimi ve kırsal geçimi olumsuz etkiliyor. 
Enerji tarafında ise sıcak hava klima ve soğutma ihtiyacını artırıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na (International Energy Agency Türkçesi; IEA) göre mekan soğutma, binalarda en hızlı büyüyen enerji talebi kaynaklarından biri ve bu artış elektrik şebekeleri üzerinde baskı yaratıyor. Bu yüzden El Niño’nun bu yıl yaratabileceği asıl risk, tek bir hava olayından çok, sıcaklıkla birlikte sağlık, gıda ve enerji sistemlerini aynı anda zorlayabilmesi.
Türkiye Bu Riskin Dışında Değil 
Türkiye için mesele El Niño’nun doğrudan ve tek başına belirleyici olması değil, ülkenin zaten hızla ısınan Akdeniz havzasında yer alması. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne (MGM) göre 2024, Türkiye’de 15,6°C ortalama sıcaklıkla 1971’den bu yana ölçülen en sıcak yıl oldu ve 1991-2020 normalinin 1,7°C üstüne çıktı. MGM’nin 2025 iklim raporuna göre ise sıcak hava dalgalarının toplam süresi birçok bölgede normallerin üzerine çıktı ve en uzun toplam süre 34 günle Şırnak’ta görüldü. 
IPCC de Akdeniz bölgesinin daha uzun ve güçlü sıcak hava dalgaları ile daha sık ve yoğun kuraklık riski taşıdığını belirtiyor. Bu yüzden El Niño, Türkiye için tek başına bir felaket nedeni olmamasına rağmen sıcaklık, su stresi, tarım ve enerji talebi gibi zaten büyüyen riskleri daha görünür hale getirebilecek ek bir baskı.