Yazar:
Gül Hür
Ipsos, 1975’ten bu yana anketler, sosyal medya izleme ve nitel araştırma teknikleriyle veri üreten, küresel ölçekte faaliyet gösteren araştırma şirketlerinden biri. Kurumun uzun soluklu çalışmalarından biri de, kamuoyuna “ülkenizde sizi en çok hangi sosyal ve siyasal konular endişelendiriyor?” sorusunu yönelttiği "What Worries the World" araştırması. 
On yılı aşkın süredir kesintisiz olarak yayımlanan bu çalışma, yaklaşık 30 ülkede 20 bine yakın yetişkinden toplanan verilerle küresel kamuoyunun önceliklerini izliyor. Ocak 2026 sonuçları, 24 Aralık 2025–9 Ocak 2026 tarihleri arasında Ipsos’un çevrimiçi paneli üzerinden yürütülen 29 ülkeli Global Advisor anketine dayanıyor. Bazı ülkelerde örneklem yaklaşık 500 kişiyle sınırlıyken, Fransa, Almanya, Britanya ve Japonya gibi ülkelerde 1.000’in üzerinde katılımcı yer alıyor.
Dünyanın Endişesi: Suç ve Şiddet
Haziran 2023 itibarıyla dünya kamuoyunun gündeminde açık ara enflasyon vardı. Ipsos’un 29 ülkede yaptığı ankette katılımcıların %40’ı yükselen fiyatları en endişe verici konu olarak göstermişti. Enflasyon böylece 15 aydır listenin zirvesinde yer alıyordu. Pandemi döneminde ilk sırada olan COVID-19 ise %6’ya gerileyerek gündemin alt sıralarına düşmüş, iklim değişikliği %17 ile daha sınırlı bir endişe alanı olarak öne çıkmıştı. Aynı dönemde dünya genelinde her 5 kişiden yalnızca 2’si (%38) ülkesinin doğru yönde ilerlediğini düşünürken, %62’si yanlış yolda olunduğu kanaatindeydi. 
2023 yılında Türkiye’deki tablo ise daha sertti: Katılımcıların %56’sı enflasyonu başlıca endişe olarak göstererek ülkeyi bu alanda 3. sıraya taşırken, %65’i ülkenin yanlış yönde ilerlediğini düşünüyordu. Yoksulluk ve sosyal eşitsizlik de %38 ile ikinci büyük kaygı başlığıydı.
Ocak 2026 itibarıyla küresel endişe haritasında belirgin bir yer değişimi var. 2023’te açık ara ilk sırada olan enflasyon artık zirvede değil. Raporun küresel ortalamasına göre dünyada en çok endişe duyulan konu suç ve şiddet (%32). Onu enflasyon (%29), yoksulluk ve sosyal eşitsizlik (%28), işsizlik (%27) ve yolsuzluk (%27) izliyor. Enflasyon Şubat 2023’te %43 ile zirve yapmışken iki yıl içinde 14 puan gerileyerek ikinci sıraya düşmüş durumda. Buna karşılık güvenlik ve toplumsal düzen başlıklarının üst sıralara çıkması dikkat çekiyor. Dünya genelinde ülkelerinin doğru yönde ilerlediğini düşünenlerin oranı 2023’e göre 3 puan artışla %41’e yükselmiş. Pandemi sonrası dönemde ekonomik kaygıların belirleyici olduğu tablo, 2026’da daha karma bir endişe setine evrilmiş durumda. Yani ekonomi hâlâ güçlü bir başlık olsa da tek belirleyici değil.
Trump’ın Dönüşü ve Küresel Güvenlik Algısında Yaşanan Kırılma
Peki küresel ölçekteki bu değişimin sebebi neler olabilir? Küresel endişe haritasındaki değişimi yalnızca enflasyonla açıklamak zor. 2025’te hem iç siyasi gerilimlerin hem de uluslararası çatışmaların yoğunlaştığı bir dönem yaşandı. Princeton Üniversitesi’ne bağlı Bridging Divides Initiative verilerine göre ABD’de hedefli siyasi şiddet olayları bir yılda %30’dan fazla artarken Kongre üyelerine yönelik tehditler %58 yükselmiş. 2025’te düzenlenen gösteri sayısı ise 20 bine yaklaşarak önceki yıla kıyasla %77 artmış. 
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün 2025 Silahlı Çatışma Anketi ise aynı dönemde dünya genelinde şiddet olaylarına bağlı ölümlerin %23 artarak yaklaşık 240 bine çıktığını ortaya koyuyor. Ekonomik baskıların görece hafiflediği bir eşikte güvenlik, istikrar ve toplumsal huzur başlıklarının öne çıkması, 2026’da “suç ve şiddet” kategorisinin enflasyonun önüne geçmesini daha geniş bir jeopolitik ve siyasal gerilim bağlamına yerleştiriyor.
Türkiye’nin Gündemi Son Üç Yıldır Değişmiyor
Ipsos’un Ocak 2026 tarihli “What Worries the World” raporuna göre Türkiye’de ekonomik algı küresel ortalamanın belirgin biçimde altında seyrediyor. Ülkedeki en büyük endişe başlığı açık biçimde ekonomi ve hayat pahalılığı olmaya devam ediyor. Türkiye’de katılımcıların %76’sı mevcut ekonomik durumu kötü olarak değerlendirirken küresel ortalamada ekonomiyi kötü bulanların oranı ise %59. Bu durum TÜİK’in son yayımladığı Yaşam Memnuniyeti çalışması sonuçlarını da destekler nitelikte. TÜİK verilerine göre de her üç katılımcıdan biri ülkenin en büyük sorunu olarak hayat pahalılığını görüyor. 
Benzer şekilde “ülke doğru yönde mi ilerliyor?” sorusunda Türkiye’de yalnızca %31 doğru yönde yanıtını vermiş. Bu tablo, dünya genelinde sınırlı bir iyimserlik artışı görülse de Türkiye’de ekonomik memnuniyetsizlik ve gelecek yönüne dair karamsarlığın daha yüksek düzeyde kaldığını ortaya koyuyor.
Show more

Türkiye’de 2023–2026 döneminde ekonomik stresin sürdüğü görülüyor. OECD verilerine göre tüketici enflasyonu 2023 sonunda %53,9’a, 2024 sonunda ise %58,5’e kadar yükselirken; artan talep ve kur baskısının makro dengesizlikleri büyüttüğü vurgulanıyor. Dünya Bankası, enflasyonun 2025’te %29’a, 2026’da %18’e gerilemesini beklese de disinflasyon sürecinin yavaş ve kırılgan olduğuna, işgücü piyasasında atıl kapasite ve kayıt dışılığın yaşam standartlarını baskılamaya devam ettiğine dikkat çekiyor. Gelir dağılımındaki tablo da bu baskıyı derinleştiriyor: Eurostat’a göre Türkiye’nin Gini katsayısı 0,461 ve en zengin %20’lik kesimin geliri en yoksul %20’nin yaklaşık dokuz katı. Enflasyonda kademeli bir düşüş öngörülse de yüksek fiyat düzeyi, zayıf alım gücü ve derin eşitsizlik birleştiğinde, ekonomik baskının geniş kesimler açısından kalıcılaştığı görülüyor.
İpsos raporu, küresel ortalamada hem “doğru yönde gidiyoruz” diyenlerin hem de ekonomiyi “iyi” bulanların sınırlı da olsa arttığını gösterse de ülkeler arasındaki tablo oldukça farklı. Son bir yılda en dikkat çekici iyileşme Güney Kore’de yaşanmış: Ülkesinin “doğru yönde” olduğunu düşünenlerin oranı 46 puan artarken ekonomiyi iyi bulanların oranı da 21 puan yükselmiş. Buna karşılık Arjantin’de ekonomiyi iyi bulanların oranı %36’da kalırken ülkesinin “doğru yönde” olduğu algısı son bir yılda gerilemiş durumda. Küresel ölçekte en yüksek ekonomik memnuniyet oranlarından birine sahip olan Singapur’da ise ekonomiyi “iyi” bulanların oranı %75 olsa da bu oran geçen yıla göre 7 puan düşmüş. Aynı dönemde “doğru yönde” algısında da gerileme var. Bu veriler, makro göstergeler kadar siyasi istikrar, reform süreçleri ve küresel belirsizliklerin de kamuoyu algısını doğrudan etkilediğini, ekonomik performans ile toplumsal iyimserliğin her zaman paralel ilerlemediğini ortaya koyuyor.
Bu bültenin ilk versiyonu, 2023 yılında Cansu Yılmaz tarafından kaleme alınmıştır.