Türkiye’ye orijinal BioNTech aşılarının gelmediğini gösterdiği iddia edilen resmî belgeler bağlamından koparılarak sunulmuş. Bu belgeler, aşının varlığıyla değil; ruhsat, tedarik ve hukuki sorumluluk süreçlerinin hangi tüzel kişilik üzerinden yürütüldüğüyle ilgili. Türkiye’de bu süreçler BioNTech üzerinden ilerlediği için, Pfizer taraf olmadığını belirtmiş.
Hem Sağlık Bakanlığı’nın hem de Pfizer ve BioNTech’in yaptığı açıklamalar, BioNTech aşılarının Türkiye’ye getirildiğini gösteriyor.
Mahkeme Belgeleri Ruhsat, Tedarik ve Hukuki Sorumluluk Süreçlerinin Hangi Tüzel Kişilik Tarafından Yürütüldüğüyle İlgili
2022’den sonra, COVID-19’un akut salgın etkisi azaldıkça aşılarla ilgili yanlış bilgiler yeni iddialar üretmekten ziyade mevcut anlatıları dönüştürerek varlığını sürdürüyor. Bu dönemde en sık öne çıkan söylemler, aşıların “yıllar sonra ortaya çıkacak” gizli zararları olduğu iddiası etrafında şekilleniyordu. Kalp rahatsızlıkları, ani ölümler, kısırlık veya bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi sağlık sorunları, nedensel bir bağ kurulmadan aşılarla ilişkilendirildi. Tekil vakalar genelleştirilerek sistematik bir risk algısı yaratıldı ve salgın sırasında çürütülen iddialar zaman gecikmeli bir biçimde yeniden dolaşıma sokuldu.
Sosyal medyada dolaşıma giren güncel bir aşı paylaşımında, kanıt olarak bir mahkeme belgesine atıf yapılarak Pfizer’ın avukatlarının, şirketin COVID-19 aşısı için herhangi bir ruhsat başvurusu yapmadığını ve satış kaydının bulunmadığını söylediği öne sürülüyor. Bu iddia, aslında 2021’in ortalarında yaygınlaşan ve BioNTech aşılarının Türkiye’de ruhsatı ve kullanım izni olmadığı yönündeki paylaşımların, yeni “kanıtlar” eklenerek yeniden dolaşıma sokulmuş bir versiyonu. Paylaşımlarda yer verilen resmî belgeler ve hukuki metinler iddiayı destekliyormuş gibi sunulsa da, yapılan incelemeler bu belgelerdeki teknik kavramların çoğu zaman yanlış yorumlandığını gösteriyor.
Paylaşımlarda yer alan ilk belge incelendiğinde, bunun aşının varlığı ya da içeriğine dair bir tıbbi değerlendirme olmadığı görülüyor. Söz konusu belge, açılan bir davada Pfizer PFE İlaçları A.Ş.’nin, COVID-19 aşısının ithalatı ve uygulanması konusunda hukuki sorumluluğu bulunmadığını savunduğu ve davanın doğru muhataba yönelip yönelmediğini tartışan bir ara karara ilişkin. Yani belge, aşının ruhsatı ya da kullanımıyla ilgili değil, davadaki taraf sorumluluğuna odaklanıyor.
İkinci belge ise Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun mahkemeye verdiği yanıt. Bu belgede Pfizer PFE adına kayıtlı bir COVID-19 aşı ruhsatı bulunmadığı belirtilirken, Comirnaty (BioNTech) aşılarına ilişkin süreçlerin BioNTech Turkey tüzel kişiliği üzerinden yürütüldüğü ifade ediliyor. Dolayısıyla bu belgeler, aşının Türkiye’ye gelmediğini değil; tedarik, ruhsat ve hukuki sorumluluk süreçlerinin hangi tüzel kişiler aracılığıyla yürütüldüğünü ortaya koyuyor.
Üstelik BioNTech aşılarının Türkiye’ye geldiğini gösteren çok sayıda resmi açıklama ve haber de bulunuyor. Paylaşımda kanıt olarak sunulan belgeler bağlamından koparılarak yorumlanırken, “orijinal aşıların Türkiye’ye hiç gelmediği” iddiası da kısa bir araştırmayla kolayca yanlışlanabiliyor. Birçok kurum da iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtmiş durumda.
Sonuç olarak;
Orijinal BioNTech COVID-19 aşılarının Türkiye’ye gelmediği iddiası yanlış.