
Modern Köleliğin En Büyük Mağdurları Kadınlar ve Kız Çocukları
AdaletSosyal PolitikalarPolitikaToplumEmek
İlk yayın :
31 Mart 2026
Dünyada yaklaşık 50 milyon insan modern kölelik koşullarında yaşıyor. Bu sayı 2016'dan bu yana 10 milyon arttı ve mağdurların yarısından fazlası kadın ve kız çocuklarından oluşuyor. Küresel Kölelik Endeksi'nin 2023 raporu, sorunun neden büyüdüğünü ve kimin en çok risk altında olduğunu ortaya koyuyor.
Küresel Kölelik Endeksi Nedir?
Küresel Kölelik Endeksi, Minderoo Foundation'ın Walk Free girişimi tarafından hazırlanan ve modern köleliği ülke bazında ölçen bir araştırma raporu. İlk kez 2013'te yayımlanan endeks, ardından 2014, 2016, 2018 ve 2023 yıllarında güncellendi. Rapor ülkeleri üç başlıkta sıralıyor: her ülkede modern kölelik altında yaşayan kişi sayısı, insanların köleliğe ne kadar açık olduğu ve hükümetlerin bu soruna verdiği yanıt.
Endeksin konu aldığı modern kölelik kavramı şöyle tanımlanıyor: Zorla çalıştırma, borç esareti, insan ticareti, cinsel sömürü ve zorla evlendirme gibi — bir kişinin tehdit, şiddet, aldatma veya güç kötüye kullanımı nedeniyle kaçamayacağı ya da reddedemeyeceği sömürü durumları.
Endeks, 2021 Küresel Modern Kölelik Tahminleri’ndeki bölgesel verileri temel alıyor. Bunun yanında Gallup Dünya Anketi’nden elde edilen ulusal veriler ile göç ve toplumsal kırılganlığa ilişkin göstergeler de kullanılıyor. Bu veriler bir araya getirilerek ülkelerde modern köleliğin yaygınlığını tahmin eden risk modelleri oluşturuluyor. Ayrıca devlet eliyle zorla çalıştırma ya da yoğun göç gibi, ülkeler arasındaki farkları etkileyebilecek unsurlar için de düzeltmeler yapılıyor.
Endeksin yöntemi üç ana başlığa dayanıyor: modern köleliğin yaygınlığını tahmin etmek, toplumsal kırılganlığı ölçmek ve hükümetlerin bu soruna nasıl karşılık verdiğini değerlendirmek. Bu yönüyle endeks, modern köleliğin boyutunu, hangi koşullarda ortaya çıktığını ve buna karşı ne tür adımlar atıldığını anlamaya yardımcı olan bir araç işlevi görüyor. Sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve şirketler için de daha etkili politika geliştirmede bir referans sunuyor.
Küresel Kölelik Endeksinin Son Verileri Neler Söylüyor?
Küresel Kölelik Endeksi’nin son verileri 2023 yılına ait. Bu son rapora bakınca birkaç şey çok net şekilde öne çıkıyor. İlk olarak ölçek ciddi biçimde büyümüş durumda. Rapora göre dünyada yaklaşık 50 milyon insan modern kölelik koşullarında yaşıyor ve bu sayı 2016 yılından bu yana 10 milyonluk bir artış anlamına geliyor. Bu toplamın önemli kısmı zorla çalıştırma (28 milyon) ve zorla evlendirme (22 milyon) kaynaklı. Modern köleliğin tüm mağdurlarının yarısından fazlasını kadın ve kız çocukları, dörtte birini ise çocuklar oluşturuyor.
Raporda modern köleliğin temel nedenleri ve itici güçleri olarak COVID-19 pandemisinin etkileri, büyüyen iklim krizi, süregelen silahlı çatışmalar, aşırı eşitsizlik ve yoksulluk gibi birbirini besleyen karmaşık krizler sıralanmış. Bu durum özellikle göçmen işçiler ve savunmasız gruplar üzerindeki sömürü riskinin katlanarak artmasına neden oluyor.
Raporun bir diğer öne çıkan konusu coğrafi dağılım. Toplam sayı açısından en büyük yoğunluk, 29 milyon kişi ile Asya-Pasifik’te iken sayılar nüfusa oranladığında en yüksek yaygınlık Arap ülkelerinde görülüyor. Ayrıca Kuzey Kore ve Eritre gibi çatışma ve otoriter yapıların olduğu ülkelerde oranlar ciddi şekilde yükseliyor. Buna bağlı olarak “kırılganlık” başlığı da raporda en çok öne çıkan konular arasında yer alıyor. Çünkü bu endeks yalnızca dünyada kaç kişinin kölelik yaşadığına bakmıyor. Yoksulluk, eşitsizlik, çatışma ve dışlanma gibi faktörlerin yüksek olduğu yerlerde riskin çok daha fazla olduğu görülüyor. Örneğin Afrika en yüksek kırılganlığa sahip bölge olarak öne çıkmış.
Şunu da belirtmek gerekir ki raporun önemli bulgularından biri, modern köleliğin yalnızca yoksul ülkelerin sorunu olmadığı. Örneğin G20 ülkeleri, tedarik zincirleri üzerinden yüz milyarlarca dolarlık riskli ürün ithalatı yapıyor ve tüketim alışkanlıkları ile kölelik sistemini besliyor. Bu ülkelerin her yıl modern kölelik riski taşıyan 468 milyar dolar değerinde elektronik, hazır giyim ve palm yağı gibi ürünleri ithal ederek bu sömürüyü dolaylı olarak beslediği görülüyor.
Özetle, 2023 raporunun ana mesajı şu: Modern kölelik azalmak yerine büyüyor, çatışma ve eşitsizlikle doğrudan bağlantılı ve sadece “uzakta bir yerde” değil, küresel ekonomi üzerinden bütün dünyayı ilgilendiriyor.
Türkiye’de Modern Kölelik
Türkiye özelinde 2023 Küresel Kölelik Endeksi verileri, ülkenin hem bölgesel hem küresel ölçekte dikkat çekici bir risk profiline sahip olduğunu gösteriyor. Rapora göre Türkiye’de yaklaşık 1,3 milyon kişi modern kölelik koşullarında yaşıyor ve bu, her 1000 kişide 15,6 kişiye karşılık geliyor.
Türkiye, Avrupa ve Orta Asya bölgesinde en yüksek yaygınlığa sahip ülke olmasıyla dikkat çekmesinin yanı sıra dünya genelinde de en yüksek oranlara sahip ülkeler arasında yer alıyor. Sorunun merkezinde ise özellikle göçmenler ve mülteciler bulunuyor. Suriyeliler ve Afganlar başta olmak üzere bu gruplar düşük ücret, ücretin ödenmemesi ve kötü çalışma koşulları gibi sömürü biçimlerine daha açık hale geliyor. Ayrıca tarım, tekstil, inşaat ve ev hizmetleri gibi sektörlerde yoğunlaşan kayıt dışı çalışma, modern kölelik riskini artıran temel yapısal unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Rapor, Türkiye’de modern kölelikle mücadelede bazı kurumsal adımlar atılmış olsa da genel tabloyun zayıf kaldığını ortaya koydu. 2018 sonrası modern köleliği izleme mekanizmalarının güçlendirilmesi gibi gelişmeler yaşansa da ulusal eylem planının güncellenmemesi, bazı kölelik türlerinin uluslararası standartlara uygun biçimde suç sayılmaması ve iş denetimlerinin yetersizliği önemli boşluklar yaratıyor. Bunun yanında göçmenlere, kadınlara ve diğer kırılgan gruplara yönelik ayrımcılık, eğitim ve sosyal koruma eksiklikleri gibi yapısal faktörler riskleri derinleştiriyor. Türkiye’nin tedarik zincirlerinde modern köleliği önlemeye yönelik bağlayıcı düzenlemeler geliştirmemiş olması da dikkat çeken bir diğer eksiklik.
Tüm bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’de modern köleliğin yalnızca bireysel vakalardan değil, daha geniş ekonomik, hukuki ve toplumsal yapıdan beslenen sistematik bir sorun olduğu görülüyor.
Modern Köleliği Besleyen Dinamikler
Modern kölelikteki hızlı artış, dünyada yaşanan bir dizi küresel kriz bağlamında değerlendirilmelidir. Keza dünya gündemi; Suriye ve Yemen’deki iç savaşlar, Afganistan’da Taliban’ın yeniden iktidara gelişi, Myanmar’daki darbeyle başlayan baskı, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve 2023’te Gazze’de patlak veren çatışma gibi birbiriyle iç içe geçmiş savaşlarla sarsıldı. Bu savaşlar ve çatışmalar, milyonlarca insanı yerinden etti. Küresel Kölelik Endeksi’nin işaret ettiği riskler, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR; United Nations High Commissioner for Refugees) verileriyle birlikte okunduğunda daha geniş bir çerçeveye oturuyor. UNHCR’ye göre 2024 yılı sonunda dünya genelinde zorla yerinden edilmiş insan sayısı 120 milyonu aşmış durumda ve bu nüfusun büyük bölümü düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşamını sürdürüyor.
Dünyanın çatışma gündemi dışında, 2020’den itibaren COVID‑19 pandemisinin dünya ekonomisini ciddi biçimde sarstığını da unutmamak gerekir. Pandemi sonrası aşırı yoksulluğun artması ve bireysel borçlanmanın yükselmesi daha fazla insanı sömürüye açık hale getirdi.
Artan modern kölelik ile birlikte değerlendirilmesi gereken bir diğer temel faktör de iklim ve ekonomi şoklarıdır. Anti‑Slavery International’ın 2025 tarihli raporu; iklim değişikliğinin milyonlarca insanı evlerini terk etmeye zorladığını ve bu “zorunluluk nedeniyle yer değiştirme” (distressed mobility) durumunun onları modern köleliğe daha açık hale getirdiğini, aşırı hava olaylarının geçim kaynaklarını yok ederek göçü tetiklediğini ve göç edemeyen yoksul grupların da sömürü riski altında olduğunu vurgular.
Özetle, birbirini besleyen çatışma, iklim krizi ve ekonomik krizler, modern köleliğin sadece yoksul ülkelerin değil, tüm dünyanın yapısal bir sorunu haline gelmesine yol açtı. Kadınların, çocukların ve göçmenlerin bu sistem içinde en kırılgan gruplar olması da yıllardır değişmeyen bir gerçek.
*Bu bültenin ilk versiyonu, 2023’te Ceren Satıl tarafından kaleme alınmıştır.
İLGİNİ ÇEKEBİLİR
İncirlik Üssü’ne İran Savaşı Nedeniyle mi B-1 Bombardıman Uçağı İniş Yaptı?
İnsan Eline Sahip Goril Görüntüsü Gerçek mi?
Türkiye’de İnternet Hızı Neden Yavaş?
2024 Yerel Seçimlerinden Bu Yana Türkiye'de Belediye Yönetimlerinin Değişimi
ABD'de Evanjelikler: İnanç, Siyaset ve İsrail
Verilerle Türkiye'de Tiyatro
Küresel Gündem Nasıl Takip Edilir?
ABD’de Bulunan Bir Parka Trump ile Epstein’in Heykelinin Dikildiği Doğru mu?
İspanya'nın Güney Kıbrıs'a Savunma Amaçlı Savaş Gemisi Göndereceği Doğru mu?
Türkiye’nin Endişe Haritası Değişmiyor: Ekonomi ve Hayat Pahalılığı