
Amedspor’dan Dia Saba’ya: Bir İsimden Fazlası
SporToplum
İlk yayın :
27 Ağustos 2026
Amedspor, Ağustos 2025’te Dia Saba’yı 700 bin avro bonservis bedeliyle transfer etti. İsrail vatandaşı olan futbolcu, Diyarbakır’a geldiğinde taraftarlar tarafından karşılandı. Transfer kısa sürede futbolun dışına çıktı. Saba’nın Yahudi ve İsrail destekçisi olduğu öne sürüldü. Gazze’de yaşananlar nedeniyle transferin boykot edilmesi gerektiğini söyleyenler oldu. Fakat Saba’nın geçmişi ve 7 Ekim’den sonra yaşadıkları, sosyal medyada çizilen portreden daha karmaşıktı.
Dia Saba, Filistin kökenli, Müslüman bir Arap ve İsrail vatandaşı. İsrail sınırları içindeki Majd al-Krum’da doğdu. 2020’de Al-Nasr’a transfer olarak Birleşik Arap Emirlikleri liginde forma giyen ilk İsrail vatandaşı futbolcu oldu. Dubai kulübü de transferi “Diaa Mohamed Saba” adıyla duyurdu. Saba hakkındaki tartışma, Amedspor’un karşılaştığı daha geniş bir sorunun parçasıydı. Kulübün Kürt kimliğiyle özdeşleştirilmesi, transferlerinden sosyal medya paylaşımlarına kadar hemen her kararının siyasi anlamlarla okunmasına yol açıyor.
Amedspor’un Mayıs 2026’da Süper Lig’e yükselmesi bu tartışmayı daha da görünür hale getirdi. Tepkilerin merkezinde çoğu zaman kulübün adı var. Ancak Diyarbakır futbolunun geçmişi, meselenin “Amed” kelimesiyle başlamadığını gösteriyor.
Bir isimden daha fazlası
Amedspor’un geçmişi Melikahmet Turanspor’a uzanıyor. Kulüp daha sonra Melikahmetspor, Diyarbakır Belediyespor, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi DİSKİspor ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor adlarını kullandı.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor’un genel kurulu, Ekim 2014’te kulübün adını Amedspor olarak değiştirme kararı aldı. Kulübün renkleri de aynı dönemde değişti. Fakat Türkiye Futbol Federasyonu yeni ismi başlangıçta resmen kabul etmedi. Federasyonun onayı tamamlanmadan Amedspor adıyla sahaya çıkan kulüp para cezası aldı. Daha sonra resmi isim Amed Sportif Faaliyetler oldu.
Bu, sıradan bir isim değişikliği değildi. “Amed” adı kulübü Türkiye’de ve yurt dışında yaşayan Kürtler için sembolik bir yere taşıdı. Diyarbakırspor sportif ve mali açıdan gerilerken kentteki taraftar desteğinin önemli bir bölümü Amedspor’a yöneldi. Kulüp yönetimine göre Amedspor, zamanla Diyarbakır’ın dışına taşan bir taraftar kitlesine ulaştı.
Amedspor’a karşı çıkanların sık tekrarladığı bir cümle var: “Bizim Diyarbakır’la sorunumuz yok, itirazımız Amed ismine.”
Diyarbakırspor’un geçmişi ise başka bir şey söylüyor.
Gerilim Amedspor’la başlamadı
Diyarbakır takımlarının PKK ile özdeşleştirilmesi, Amedspor adının ortaya çıkmasından çok daha eskiye gidiyor. TBMM’de kurulan Irkçılık, Yabancı Düşmanlığı, İslamofobi ve Ayrımcılık İnceleme Alt Komisyonunun raporunda Diyarbakırspor’un geçmişte karşılaştığı ayrımcı tezahüratlara da yer veriliyor. Rapora göre takıma yönelik “Kürtler dışarı” gibi sloganlar, 1984 sonrasında yerini sık sık “PKK dışarı” sloganına bıraktı.
Gerilim, Diyarbakırspor’un Süper Lig’de mücadele ettiği 2009-2010 sezonunda iyice sertleşti. Bursa’daki karşılaşmada tribünlerden milliyetçi sloganlar yükseldi. İki taraf arasında taş, koltuk ve başka yabancı maddeler atıldı. Dönemin Diyarbakırspor Başkanı Çetin Sümer, takımın PKK ile özdeşleştirilmesine tepki gösterdi ve kulübü ligden çekmeyi düşündüklerini açıkladı.
Sezonun ikinci yarısında Diyarbakır’da oynanan Bursaspor maçında bu kez ev sahibi tribünlerden sahaya taşlar atıldı. Yardımcı hakem Kemal Yılmaz’ın yaralanması üzerine hakem Mustafa Kamil Abitoğlu karşılaşmayı 16. dakikada tatil etti. Diyarbakırspor’a üç maçı tarafsız sahada ve seyircisiz oynama ile para cezası verildi.
Bu geçmiş iki gerçeği yan yana koyuyor. Diyarbakırspor, “Amed” adını taşımadığı yıllarda da terör örgütüyle ilişkilendirildi. Buna karşılık Diyarbakır’daki bazı maçlarda rakip futbolculara, taraftarlara ve hakemlere yönelik ciddi saldırılar yaşandı.
Gerilimi yalnızca tek tarafın şiddetiyle anlatmak mümkün değil. Ama her saha olayını bütün bir şehri veya taraftar topluluğunu terörle özdeşleştirmek için kullanmak da yaşananları açıklamıyor.
Diyarbakırspor’dan Amedspor’a
Diyarbakırspor yıllar içinde borçlar, kötü yönetim ve sportif başarısızlıklar nedeniyle profesyonel liglerden amatör kümeye kadar geriledi. Aynı dönemde Yeni Diyarbakırspor adıyla başka bir kulüp kuruldu. Bu kulüp daha sonra Diyarbekirspor adını aldı. Bugün Diyarbakırspor ile Diyarbekirspor ayrı kulüpler olarak yollarına devam ediyor.
Kentte hangi takımın öne çıkacağı tartışılırken Amedspor’un isim değişikliği yeni bir aidiyet yarattı. Diyarbakır futboluna yönelen eski siyasi gerilim de giderek Amedspor üzerinde toplandı.
2016’da Bursaspor ile oynanan Türkiye Kupası maçının ardından Deniz Naki’nin yaptığı paylaşım bu dönemin en çok konuşulan olaylarından biri oldu. Naki, galibiyeti bölgede yaşanan çatışmalarda hayatını kaybedenlere ve yaralananlara adadı. Türkiye Futbol Federasyonu futbolcuya 12 maç men ve para cezası verdi.
Naki ile Amedspor daha sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdu. AİHM, federasyon organlarının verdiği cezaların ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme, Naki ve kulübe birlikte 6 bin 58 avro maddi tazminat; Naki’ye 2 bin, kulübe ise 6 bin avro manevi tazminat ödenmesine karar verdi.
Aynı yıl Ankara’da oynanan Ankaragücü maçında Amedsporlu yöneticilerin bulunduğu protokol tribününde kavga çıktı. Hazırlanan iddianamede Amedspor Başkanı Nurullah Edemen’in kemiği kırılacak şekilde yaralandığı, başka kulüp yöneticileri ve taraftarların da darbedildiği belirtildi. Olayla ilgili ceza davası açıldı.
2017’de Mersin İdman Yurdu karşılaşmasında sahaya giren bir taraftar Deniz Naki’ye saldırdı. Amedspor maçı 7-0 kazandı ama karşılaşmanın önüne yine yaşanan şiddet geçti.
Bir sezon sonra gerilimin adresi Sakarya’ydı. Amedspor yönetimine göre karşılaşma öncesinde stat ekranlarında Sur ve Cizre’deki çatışma görüntüleri gösterilmiş, “Ölürüm Türkiyem” çalınmıştı. Kulüp, maçtan sonra futbolcuların ve teknik heyetin saldırıya uğradığını açıkladı. Sakaryaspor Başkanı Cevat Ekşi ise videonun her maç öncesinde gösterildiğini, Amedspor heyetiyle güvenlik görevlileri arasında yalnızca bir arbede yaşandığını savundu. Tarafların anlattıkları birbiriyle örtüşmüyordu.
Sezonun ikinci yarısında Diyarbakır’da oynanan maçta şiddetin yönü değişti. Amedsporlu Mansur Çalar, rakip futbolculara saldırdığı gerekçesiyle dört yıl müsabakadan men edildi. Futbol Disiplin Talimatı uyarınca sürekli hak mahrumiyetine dönüşen ceza, Tahkim Kurulu tarafından 20 resmi maça indirildi.
Amedspor’a yönelik saldırılar kadar, kulübün taraftarlarının veya futbolcularının sorumlu tutulduğu olaylar da bu tarihin bir parçası. Bunları görmezden gelmek resmi eksik bırakır. Yine de bir futbolcunun veya taraftar grubunun eylemini bütün bir kulübün kimliği gibi sunmak, başka bir genellemeye kapı açıyor.
Bursaspor maçlarında yeniden yükselen gerilim
Amedspor ile Bursaspor arasındaki gerilim 2022-2023 sezonunda yeniden tırmandı. Diyarbakır’daki ilk karşılaşmada Amedspor taraftarları sahaya taş, şişe ve başka yabancı maddeler attı. Kulüp iki maç seyircisiz oynama cezası aldı.
Mart 2023’te Bursa’da oynanan karşılaşmada ise Amedsporlu futbolcular ve teknik heyet yabancı maddelerin hedefi oldu. Tribünlerde 1990’ların faili meçhul cinayetleri ve zorla kaybetmeleriyle özdeşleşen “Beyaz Toros” ile “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın görselleri açıldı.
PFDK, Bursaspor’a farklı ihlaller nedeniyle toplam dokuz maç seyircisiz oynama cezası verdi. Tahkim Kurulu daha sonra cezayı yedi maça indirdi. Tartışma zamanla statların dışına da taştı. Temmuz 2025’te Pençe-Kilit Harekâtı bölgesinde beş askerin hayatını kaybettiğinin açıklandığı saatlerde Amedspor, kamptan eğlenceli görüntüleri “Bizimkilerin keyfi yerinde” notuyla paylaştı. Paylaşımın zamanlaması büyük tepki çekti.
Paylaşımın askerlerin ölümünü kutlamak amacıyla yapıldığını gösteren bir kanıt yoktu. Buna rağmen olay, kulüp hakkındaki mevcut suçlamaların yeniden dolaşıma girmesine yetti.
Süper Lig’le birlikte büyüyen tartışma
Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesi, daha önce alt liglerde kalan tartışmaları çok daha geniş bir taraftar kitlesine taşıdı. Bir tribün görüntüsü, transfer haberi veya sosyal medya paylaşımı artık birkaç saat içinde futbolun dışına çıkabiliyor.
Bunun en yeni örneklerinden biri Kocaelispor deplasmanında yaşandı. Tribünde sarı poşet sallayan beş kişi gözaltına alındı ve ev hapsi şeklindeki adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
“Sarı poşet”, PKK mensuplarının cenazeleriyle ilişkilendirilen anlamı nedeniyle provokasyon olarak yorumlandı. Fakat bu simgenin taşıdığı siyasi anlam ile taraftarlara uygulanan hukuki yaptırımın ölçüsü ayrı bir tartışma konusu.
Süper Lig, Amedspor’un görünürlüğünü büyüttü. Sosyal medya da eski görüntülerin, bağlamından koparılmış paylaşımların ve kimlik üzerinden verilen hükümlerin önünü açtı.
Dia Saba tartışması da bu ortamda büyüdü.
Dia Saba hakkında bildiklerimiz
Dia Saba’nın İsrail vatandaşı olması, dini, etnik kökeni ve siyasi görüşleri hakkında hızla hüküm verilmesine yol açtı. Oysa Saba, Majd al-Krum’da Müslüman Arap bir ailede doğmuş Filistin kökenli bir İsrail vatandaşı. Birleşik Arap Emirlikleri’nde forma giyen ilk İsrail vatandaşı futbolcu olması, 2020’de İsrail ile BAE arasında başlayan normalleşmenin sembollerinden biri olarak görüldü.
Fakat Saba hakkındaki tartışmayı yalnızca dini veya etnik kimliğini açıklayarak kapatmak da doğru olmaz. Futbolcunun 7 Ekim 2023 sonrasındaki tutumu daha karışık bir tablo çiziyor.
Saba’nın eşi Nermin, Ekim 2023’te Instagram’da Gazze’de 800 çocuğun öldürüldüğünü belirten bir metin paylaştı. Paylaşımda çocukların savaşın dışında tutulması isteniyordu. Mesaj, Maccabi Haifa taraftarları arasında tepki çekince silindi. Nermin Saba daha sonra paylaşımının yanlış anlaşıldığını söyledi ve 7 Ekim’de yaşananları kınadı.
Dia Saba da eşinin paylaşımını önceden görmediğini ve silmesini istediğini açıkladı. Mesajın barış amacıyla paylaşıldığını savundu, özür diledi ve 7 Ekim saldırılarını kınadı. Yine de Maccabi Haifa taraftarlarının bir bölümü futbolcunun takımdan gönderilmesini istedi.
Saba uzun süre forma giyemedi. Şubat 2024’te Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Emirates Club’a kiralandı.
Sezon sonunda Maccabi Haifa’ya döndü. Kulübün CEO’su Itzik Ovadia, Saba’nın birkaç kez özür dilediğini ve kulübün kendisine inandığını açıkladı. Buna rağmen protestolar devam etti. Bir hazırlık maçında Saba ıslıklandı, tribünde “Saba Maccabi’de istenmiyor” pankartı açıldı.
Ağustos 2024’te tepkinin dozu daha da arttı. Maccabi Haifa tribünlerinde “İsrailli çocuk, Gazzeli çocuktan değerlidir” anlamına gelen bir pankart açıldı.
Saba bütün bu sürecin ardından Amedspor’a geldi.
Hikâyesi tanıdık bir yere çıkıyor. Bir futbolcunun pasaportu, onun dini, kökeni ve siyasi görüşleri hakkında kesin hüküm vermek için yeterli sayıldı. Amedspor’un adı ve şehri de yıllardır benzer bir kestirme yargının içinde tutuluyor.
İLGİNİ ÇEKEBİLİR
Futbolda Artan Eşitsizlik: Para - Başarı Döngüsü
1. Lig Şampiyonu Erzurumspor’un Bayrağının Köprüye Asılmadığı Doğru mu?
Transferde Rekor, Başarıda Soru İşareti
Trabzon’da Kaydedilen Görüntüler Güncel mi?
TFF’nin 25 Yaş Kararı: Gençler Futbolcu Bile Olamıyor
Fenerbahçeli Taraftarların Kavga Ettiğini Gösteren Video Güncel mi?
Didier Drogba Jose Mourinho’nun Galatasaray Maçı Sonrasındaki İfadeleriyle Alakalı Prime Video’ya Konuştu mu?
Video Galatasaray'ın 8 Puan Farkı Kapatıp Şampiyon Olduğu Sezon Atılan Golü mü Gösteriyor?
Süper Lig’de Cezalı Futbolcularla İlgili Yapılan Karşılaştırmalar Doğru mu?
Tayland'da Süper Hızlı Yağmur Yağdığı İddiası Doğru mu?