Zaman Tüneli
7'
Sivil Enerjiden Jeopolitik Dönüşüme: İran’ın Nükleer Yol Haritası
EnerjiGüvenlik
İlk yayın :
20 Haziran 2025
13 Haziran’da İsrail’in “Yükselen Aslan” adıyla İran’a düzenlediği hava saldırısı, Tahran’ın nükleer altyapısını hedef aldı. Özellikle uranyum zenginleştirme programının merkezi kabul edilen Natanz tesisinin çevresindeki bölgelerde patlamalar duyuruldu. Tel Aviv yönetimi, İran’ın nükleer silah üretimine haftalarla ölçülebilecek bir süreye geldiğini iddia ederken, Tahran bu saldırının egemenliğine yönelik doğrudan bir tehdit olduğunu savundu. Kısa süre içinde İran'dan gönderilen misilleme niteliğindeki insansız hava araçları ve balistik füzeler, İsrail hava savunması tarafından engellenmeye çalışıldı. Bölgedeki bilgi kirliliği ve dijital propagandanın arttığı bu ortamda, gözler yeniden İran’ın onlarca yıla yayılan tartışmalı nükleer geçmişine çevrildi.
1957
Şah Döneminde Batı Destekli Başlangıç
İran’ın nükleer programı 1957 yılında, ABD’nin “Atoms for Peace” girişimiyle resmen başladı. Soğuk Savaş döneminde Batı’ya daha yakın Şah Muhammed Rıza Pehlevi rejimindeki İran için nükleer enerji, kalkınmanın önemli bir adımı olarak görüy
1980
Duraklama ve Yeni Arayışlar
1980–1988 arasındaki İran-Irak Savaşı sırasında nükleer faaliyetler neredeyse tamamen durdu. Fakat savaşta Irak’ın kimyasal silah kullanması İran’ın kendi caydırıcı kapasitesini artırma arayışını da tetikledi. İran b
1990
Nükleerin Yeniden Tesisi
1990’larla birlikte İran nükleer programını yeniden canlandırmaya başladı. 1995’te Rusya ile yarım kalan Buşehr santralinin tamamlanması için anlaşma imzalandı. Ancak İran bu süreçte yaln
2003
Müzakereler ve Yaptırımlar
2003’ten itibaren IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), İran’la müzakerelere başladı. İlk başta İran, şeffaflık mesajı vererek Ek Protokol’ü kabul etti ve tesislerine denetçileri soktu. Ancak uranyumun menşei, zenginleştirme düzeyi ve nükleer b
2015
Kapsamlı Ortak Eylem Planı
2015 yılında BM Güvenlik Konseyi ve AB ile İran arasında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), nükleer kriz tarihinde bir dönüm noktası oldu. Bu anlaşmaya göre İran uranyum zenginleştirmeyi %3.67 seviyesinde tutacak, zenginleştirilmiş uranyum stoklarını 300 k
Bugün İran, resmî olarak Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na (NPT) taraf olmayı sürdürüyor ve nükleer faaliyetlerinin barışçıl amaçlarla yürütüldüğünü vurguluyor. Öte yandan, Arak gibi ağır su reaktörlerinin plütonyum üretimine teknik olarak imkân tanıması ve Natanz’daki uranyum zenginleştirme kapasitesinin artması, bazı ülkeler ve uluslararası gözlemciler nezdinde güvenlik temelli soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
Bu konuda şu içeriği faydalı bulabilirsin
Son dönemde en az 90 nükleer silaha sahip olduğu bilinen İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırılar ise bu endişeleri askeri boyuta taşıdı. İran’ın nükleer programı, yalnızca enerji politikası bağlamında değil; aynı zamanda bölgesel rekabet, caydırıcılık stratejileri ve küresel diplomasi dinamikleriyle yakından ilişkili, çok katmanlı bir mesele hâline gelmiş durumda.
İLGİNİ ÇEKEBİLİR