Görüntülenecek Sonuç Bulunamadı!
Okuma Süresi    7 Dakika

Son 10 Yılda En Az 3 Bin Kadın Öldürüldü

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kadın cinayetini (femicide) kadınların kadın oldukları için öldürülmeleri şeklinde tanımlıyor. Bu kavram günümüze yakın anlamıyla ilk kez 1976’da feminist yazar Diana E. H. Russell tarafından kullanılmıştı. Bu kavram için Russel’ın vurgusu “kadınların nefret, hor görme, zevk ya da kadına sahip olma duygusuyla erkekler tarafından öldürülmesi” ve “kadınların kadın düşmanı erkekler tarafından öldürülmesi” üzerineydi. 1980'lerden sonra sosyal bilimlerde görünür olan “kadın cinayeti” kavramı ampirik vakalarla ve farklı perspektiflerle zenginleşti. Daha geniş bir bakışla kadınlara yüklenen rollerin, toplumun kadınlara atfettiği anlamların neden olduğu cinayetler bu kavramla imlenir hale geldi.

Kadın cinayeti kavramı temel olarak cinayetteki kurban-fail ilişkisini odak noktasına alır. Cinsiyet körü olan genel cinayet tanımı içinde bu tür bir kategorinin oluşması da yapılan araştırmalarda toplumsal cinsiyetle ilintili örüntülerin ortaya çıkmasından dolayıdır. WHO tarafından raporlanmış vakalar üzerinden yürütülen küresel bir araştırmaya göre kadınların kurban olduğu cinayetlerin %35’i erkek partnerleri tarafından işlenirken erkeklerin kurban olduğu cinayetlerin sadece %5’inin faili partnerleridir. Kadınların partnerlerini öldürdüğü cinayetler üzerine yapılan araştırmalar da bu tür cinayetlerin önemli kısmının kendini savunma amaçlı olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar bu tür cinayetlerdeki kurban-fail arasındaki ilişkinin türü nedeniyle raporlanmama ihtimalinin daha yüksek olması ve araştırmadaki veri eksikliği nedeniyle bu oranın daha yüksek olduğunu tahmin etmektedirler. Tüm ülkelerde kurban ve fail sayısında erkekler fazla olsa da orantısız şekilde kadınlar erkekler tarafından daha fazla öldürülmekte ve cinayetin failleri önemli ölçüde kadınların tanıdıkları erkekler olmaktadır. Bu durum da “kadın cinayeti” kavramını politika geliştirilmesi açısından gerekli hale getirmektedir.

Kadın cinayetleri birçok ülkede kamuoyunda daha sık gündem olmaya başlasa da sorunun boyutunun kavranması için gerekli olan veri toplamada sorunlar yaşanmaktadır. Verilerin toplanmasında kurumların ilgili verileri toplamaması ya da ilgili olabilecek verileri toplasa bile açık şekilde yayınlamaması önemli bir etken. Diğer taraftan ise bir vakayı kadın cinayeti olarak değerlendirmenin o vakadaki kurban-fail arasındaki ilişkiyi toplumdaki yerleşik toplumsal cinsiyet önyargıları özelinde bakılmasını gerektirdiğinden standartlaşma da ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor. Cinsiyetler arası eşitsizliğe neden olan önyargılar farklı bağlamlarda farklı bir şekilde tezahür edebiliyor. Yine de tanımlamalar konusunda belli bir uzlaşı olduğunu söylemek mümkün.

Türkiye’de kadın cinayetleri konusundaki resmi veriler sorunun boyutunu anlamak için yeterli değil. Adalet ve emniyet kurumları partnerleri veya aile üyesi erkekler tarafından öldürülen kadın sayısı verisini paylaşmıyor. Kadın cinayetleri konusunda resmi sayılabilecek en önemli veri 2009 yılında dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in bir soru önergesine verdiği yanıtla gelmişti. Kadın cinayetleri sayısını veren kısmının TBMM sitesinde şu an itibariyle erişilemediği yanıtta 2002’de 66, 2003’te 83, 2004’te 128, 2005’te 317, 2006’da 663, 2007’de 1011, 2008'de ise 806 kadın cinayeti işlendiği belirtiliyordu. Bu yanıt o dönemde oldukça gündem olmuş ve 2002’den bu yana kadın cinayetlerindeki 14 katlık artış başlıklarıyla hem medyada hem de siyasetçilerin açıklamalarında kendine yer bulmuştu. TBMM’de kadın cinayeti sayısıyla ilgili yöneltilen başka bir soru önergesine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın verdiği cevaba göre ise 2009’da 171, 2010’da 177, 2011’de 163, 2012’nin ilk 9 ayında ise 128 kadın cinayeti işlendi. Kadın cinayetleriyle ilgili bir diğer resmi veri de 2 Ocak 2021’de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Twitter’dan paylaştığı bir gönderiyle ortaya çıktı. Bakan bu paylaşımda 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” kapsamında 2017’de 353, 2018’de 279, 2019’da 336 ve 2020’de ise 266 kadın cinayet işlendiğini bildirdi.

Kadın cinayetleri üzerine hangi kriterlere göre resmi veri toplandığı şeffaf bir şekilde açıklanmış değil. Bu nedenle birçok sivil oluşum da medyaya düşen kadın cinayeti haberleri üzerinden veri derliyor. Bunların en önde gelenleri Anıt Sayaç, Bianet ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tarafından toplanan kadın cinayeti verileri. Bu tür oluşumların 2008’den beri topladığı veriler sorunun boyutunu kavrama açısından önemli ipuçları sunuyor.

Bu sivil oluşumların topladığı veriler sayesinde Türkiye’de kadın cinayetleriyle ilgili birçok detaya ulaşmak mümkün oluyor.

Kadın Cinayetlerinde Failler Kim?

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre 2020 yılında öldürülen 300 kadının 97’si evli olduğu erkek, 54’ü birlikte olduğu erkek, 38’i tanıdık birisi, 21’i eskiden evli olduğu erkek, 18’i oğlu, 17’si babası, 16’sı akraba, 8’i eskiden birlikte olduğu erkek, 5’i kardeşi, 3’ü tanımadığı birisi tarafından öldürüldü. 23 kadının ölümüne sebep olan kişilerin yakınlık durumu tespit edilemedi.

Kadınlar Hangi Bahaneler ile Öldürüldü?

171 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Öldürülen 300 kadından 182’sinin neden öldürüldüğü tespit edilemezken, 22’si ekonomik, 96’sı da boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatlarına dair karar almak isterken öldürüldü. 182 kadının ise hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilemedi.

Kadınlar Nasıl Öldürüldü?

170’i ateşli silahla, 83’ü kesici aletle, 26’sı boğularak, 10’u darp edilerek, 2’si yakılarak, 1’i kimyasal madde ile, 1’i de yüksekten düşürülerek öldürüldü.

Kadınlar Nerede Öldürüldü?

Kadınların 181’i evinde, 48’i sokak ortasında, 15’i işyerinde, 14’ü de arazide, 11’i arabada, 5’i otelde, 4’ü ıssız bir yerde, 1’i odun deposunda, 1’i kuaförde öldürüldü. 20’sinin öldürüldüğü yer tespit edilemedi. Öldürülen kadınların %60’ı evinde öldürüldü.

Kadınların 6248 Koruma Kararı Var mıydı?

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun 8 Mart 2012 tarihinde TBMM’de oy birliği ile kabul edilmişti. 6284 sayılı Kanun, şiddete uğrayan ve uğrama riskinde bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı takibe maruz kalan kişilerin korunması ve şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirleri içeriyor. Adalet Bakanlığı Adli Sicil İstatistik verilerine göre, 2019 yılında 105 bin 734 koruma kararı davası açılmış. 12 bin 279 dava red, 87 bin 816 dava kabul edilmiş. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2020 yılı verilerine göre, kadın cinayeti nedeniyle hayatını kaybeden kadınların sadece %8’inde koruma kararı vardı. %88’inde ise koruma kararı olup olmadığı tespit edilemedi.

Yayın Tarihi:   8 Mart 2021 Son Güncelleme:   22 Mart 2021