Doğruluğun Sesini Yükseltmek İçin Çalışan Doğruluk Payı’nın Sizin Desteğinize İhtiyacı Var

Görüntülenecek Sonuç Bulunamadı!
Görüntülenecek Sonuç Bulunamadı!
GÜNDEMDE Ekonomi
Okuma Süresi   7 Dakika
Konu Başlığı: Ekonomi

Asgari Ücret Ne Kadar Olacak?

2020 yılı asgari ücretini belirlemek için görüşmeler 2 Aralık 2019 Pazartesi günü başladı. Türkiye’de asgari ücretle çalışan kişi sayısına dair resmî bir veri olmamakla birlikte, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi’nin (DİSK-AR) 2019 yılında yayınladığı rapora göre, Türkiye’de yaklaşık 10 milyon kişi asgari ücret civarında bir ücretle çalışıyor. TÜİK’in yayınladığı güncel verilere göre ise Türkiye’de istihdam edilenlerin sayısı yaklaşık 28,5 milyon. Bu veriler ışığında değerlendirildiğinde, Türkiye’de çalışan nüfusun üçte birinden daha fazlasının asgari ücret civarında bir ücretle geçinmeye çalıştığı belirtiliyor.

Asgari ücret, yalnızca asgari ücret ile çalışanları değil, toplumun büyük bir kesimini de ilgilendiriyor. Asgari ücretin genel ücret artışını etkilemesinin yanı sıra, sosyal güvenlik primlerinin alt ve üst sınırlarının asgari ücrete göre belirlenmesi ve işsizlik ödeneklerinden emeklilik aylıklarına kadar pek çok ödemenin asgari ücret miktarından etkileniyor olması; konunun önemine işaret ediyor.

Uluslararası Hukukta Asgari Ücretin Yeri

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23. maddesine göre, çalışan herkesin kendine ve ailesine insanlık onuruna uygun bir yaşayış sağlayan ve gerekirse her türlü sosyal koruma aracılığıyla da tamamlanan adil ve elverişli bir ücret alma hakkı var.

Bununla birlikte, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 131 Sayılı Asgari Ücret Tespitine İlişkin Sözleşmesi’ne göre; işçinin ve ailesinin ihtiyaçları, genel ücret seviyesi, hayat pahalılığı, sosyal güvenlik yardımları ile diğer sosyal grupların göreli hayat standartları; asgari ücretin belirlenmesinde dikkate alınması gereken unsurlardan. Türkiye bu Sözleşmeyi hala onaylamamış olsa da imzacısı olduğu Avrupa Sosyal Şartı da taraf ülkelere benzer bir yükümlülük getiriyor.

Avrupa Sosyal Şartı’nın 4. maddesine göre, “Tüm çalışanların, kendileri ve ailelerine iyi bir yaşam düzeyi sağlamak için yeterli ve adil bir ücret alma hakkı” mevcut. Ancak birçok işçi örgütü, Türkiye’de bu maddeye uygun hareket edilmediğini ve asgari ücretin belirlenmesinde işçinin ailesinin hesaba katılmadığını dile getiriyor.

Dünyada Asgari Ücret

Asgari ücret tespit yöntemi, ülkeden ülkeye değişiyor. Örneğin Amerika’da ve Brezilya’da asgari ücret doğrudan hükümet tarafından tespit edilirken, Norveç ve Danimarka gibi İskandinav ülkelerinde asgari ücret, toplu sözleşmeler ile belirleniyor. Türkiye’de ise Almanya ve Birleşik Krallığa benzer şekilde, hükümet ve sosyal tarafların müzakereleri sonucunda asgari ücret miktarına karar veriliyor.

Bununla birlikte, ülke bazında asgari ücret miktarlarının kıyaslanması için satın alma gücü paritesine bakılıyor. OECD’nin yayınladığı verilere göre; asgari ücretin satın alma gücü sıralamasında Türkiye, 31 OECD ülkesi arasında 17. sırada geliyor.

Türkiye’de Asgari Ücretin Gelişimi ve Yasal Dayanağı

Türkiye’de asgari ücret, kavramsal olarak ilk kez 3008 sayılı ve 1936 tarihli İş Kanunu’nda yer alsa da uygulamaya geçilmesi 1951 yılını buldu. 1967’ye kadar mahalli komisyonlarca iş koluna ve şehre göre belirlenen asgari ücret, 1974’ten itibaren ulusal düzeyde belirlenmeye başladı. Tarım işçileri için uygulanan farklı asgari ücret, 1989’da bırakılırken 16 yaşından küçükler için belirlenen farklı asgari ücret uygulamasından da 2014 yılında vazgeçildi. Kısacası asgari ücret, gittikçe daha merkezileşen ve tek tipleşen bir yapıya büründü.

Anayasa’nın 55. maddesinde ücret, emeğin karşılığı olarak tanımlanırken devlet, çalışanların yapılan işe uygun ve adaletli ücret elde etmesi konusunda sorumlu tutuluyor. Bununla birlikte, ilgili maddede asgari ücrete ilişkin olarak “Asgarî ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur.” deniyor.

Bunun yanı sıra, Anayasa’nın 55. maddesine paralel olarak Türkiye’de asgari ücretin düzenlenmesine ilişkin özel bir yönetmelik mevcut.

Asgari Ücret Yönetmeliği’ne göre asgari ücret, “işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücreti” olarak tanımlanıyor. Tanımdan da anlaşılacağı üzere Türkiye’de asgari ücret, işçi ailelerini hesaba katmaksızın yalnızca işçinin ihtiyaçları ve geçimi üzerinden hesaplanıyor.

Bununla birlikte yönetmelikte belirtildiği üzere; Türkiye’de asgari ücret, işçi-işveren-devlet temsilcilerinden oluşan bir Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından en geç iki yılda bir belirlenmek zorunda. Komisyon, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın çağrısı ile toplanıyor. Bakanlık ile Hazine Müsteşarlığı gibi devlet kurumlarından gelen yetkililerin yanı sıra, bünyesinde en çok işçiyi bulunduran en üst işçi kuruluşundan ve bünyesinde en çok işvereni bulunduran işveren kuruluşundan beşer temsilci de bu komisyonda yer alıyor.

Ayrıca yine yönetmeliğe göre, Türkiye’de asgari ücret; coğrafi bölge, yaş ve sektör ayrımı olmaksızın ulusal düzeyde tek tip olarak belirleniyor. Bununla birlikte yönetmelik, komisyonun ücretin belirlenmesine ilişkin kararının kesin olduğunu söylüyor. Bir başka deyişle asgari ücrette son karar, komisyona ait.

Bunun yanı sıra DİSK’in hazırladığı raporda, Komisyonun asgari ücretin belirlenmesi için verdiği kararlardaki oy dağılımına ulaşabiliyoruz. Resmi Gazete’de yayınlanan kararlar temel alınarak hazırlanan tabloya göre, 2000-2017 döneminde işçi tarafı, belirlenen asgari ücrete tam 13 kez muhalefet etti. Asgari ücretin oybirliği ile belirlenebildiği sene sayısı ise yalnızca üç.

Asgari Ücretin Enflasyon Karşısındaki Durumu

Bunun yanı sıra, asgari ücretin enflasyon karşısındaki durumuna baktığımızda 2006, 2008, 2011 ve 2016 yıllarında asgari ücrette gerçekleşen yıllık artışın, enflasyon oranının altında kaldığını görmekteyiz. Bununla birlikte, asgari ücrete yapılan oransal olarak en yüksek zamlar 2003, 2015 ve 2018 yılları sonunda belirlendi.

Asgari Ücret, Kişi Başına Düşen Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın Yarısı Dahi Etmiyor

Öte yandan; 2002 yılından itibaren incelediğimizde, asgari ücretin kişi başına düşen milli gelirin yarısına dahi ulaşmadığını görüyoruz. Türkiye’de asgari ücret civarında bir ücretle çalışan kişi sayısını düşündüğümüzde bu oran, Türkiye’de yaşanan gelir dağılımı eşitsizliğini gözler önüne seriyor.

Son olarak, asgari ücrette ve kişi başına GSYH’de gerçekleşen enflasyon etkisinden arındırılmış artışa baktığımızda, asgari ücrette yaşanan artış %58,4 iken, kişi başına GSYH’de bu oranın %91,3 olarak gerçekleştiğini görmekteyiz. Bir başka deyişle son 17 yılda asgari ücret reel olarak 1,6 katına çıkarken, kişi başına GSYH reel olarak 1,9 katına çıktı.

MUTLAKA İZLEYİN:

Türkiye'nin Dış Ticareti