Doğruluğun Sesini Yükseltmek İçin Çalışan Doğruluk Payı’nın Sizin Desteğinize İhtiyacı Var

Görüntülenecek Sonuç Bulunamadı!
Okuma Süresi    4 Dakika

LGBTI+ Olmak İçin Avrupa’nın En Kötü İkinci Ülkesi Türkiye

Türkiye’de eşcinsel ilişkiler hiçbir zaman suç olmamasına rağmen devletin ayrımcılığı önleyici tedbirleri almaması nedeniyle heteroseksüel olmayan gruplar ekonomiden sivil topluma birçok alanda mağduriyet yaşıyor. Türkiye’de cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılık anayasal koruma altında değil. LGBTI+’ların karşı karşıya kaldığı nefret suçları, toplumsal alandaki hoşgörüsüzlük ve devlet katmanındaki homofobi nedeniyle cezasız kalıyor. Özellikle 2013’ten sonra sivil toplum alanına artan baskılar neticesinde 2003’ten bu yana kesintisiz düzenlenen Onur Yürüyüşü 2014’ten beri yapılamıyor. LGBTI+’ların gösteri ve yürüyüş haklarının engellenmesinin yanı sıra OHAL gerekçe gösterilerek film gösterimi dahil tüm LGBTI+ temalı etkinlikler Ankara Valiliği tarafından yasaklanmıştı. Son beş yılda Türkiye’de LGBTI+ varoluşunun giderek daha zor hale gelmesi uluslararası kuruluşlar tarafından toplanan verilerle de gözler önüne seriliyor.

Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks Birliği’nin (ILGA) Avrupa ve Orta Asya’daki 54 ülkeden 600’den fazla organizasyonun oluşturduğu şemsiye örgütü ILGA-Europe, 2009’dan beri Gökkuşağı Endeksi (Rainbow Index) raporlarını yayınlıyor. Gökkuşağı Endeksi projesi ülkelerde LGBTI+ eşitliğini ve LGBTI+’ların insan haklarını skorluyor. Projede ülke mevzuatlarında anayasadan istihdam alanına eşitlik ve ayrımcılık karşıtı yasal düzenlemeler, LGBTI+’ların birliktelik hakları, nefret suçu ve nefret söylemine yönelik düzenlemeler, toplumsal cinsiyet tanınması ile ilgili yasal düzenlemeler, sivil toplum ve sığınma hakkı ile ilgili düzenlemeler izleniyor.

Türkiye 2010’da LGBTI+’ların örgütlenme ve ifade özgürlüğüne yönelik tehditler nedeniyle 47 ülke arasında kendisine 45. sırada yer bulabilmişti. Sonraki yıllarda Rusya’nın başını çektiği LGBTI+ karşıtı kampanya ve Azerbaycan, Ermenistan, Ukrayna, Makedonya ve Belarus gibi ülkelerde LGBTI+ gruplara karşı artan baskılar LGBTI+’ların insan haklarıyla ilgili bir iyileşme olmasa da Türkiye’nin sırasını 49 ülke arasından 41’e kadar çıkarmıştı. Fakat 2015’ten bu yana sivil toplum alanına giderek artan baskılar 2020’de Türkiye’yi LGBTI+ olmak için Avrupa’nın en kötü ikinci ülkesi haline getirdi.

Bu da ilginizi çekebilir: Z Kuşağının Oy Potansiyeli

Türkiye’de Son 12 Yılda En Az 54 Trans Nefret Cinayeti Kurbanı Oldu

LGBTI+ toplumsal cinsiyet ve cinsellik açısından farklı ifadeleri kapsayan şemsiye bir terim. Fakat farklı varoluşların uğradığı baskılar da farklılaşıyor. Trans terimi cinsiyet kimliği ve cinsiyet ifadesi doğuştan atanan biyolojik cinsiyetten farklı olanları kapsar. Türkiye’de hem toplum hem de devlet kademesinde yerleşen ve tekrar üretilen toplumsal cinsiyet kalıpları transları toplumda en güvencesiz gruplardan biri haline getiriyor.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü (AGİT) her yıl nefret suçları ile ilgili ülkelerden veri istiyor ve bunu kamuyla paylaşıyor. Türkiye bu verilere sadece 2016 ve 2017 için katkı yapmış ve otoriteler bu iki yılda toplamda 27 nefret suçu işlendiğini bildirmişler. Fakat sivil toplum örgütlerinin derlediği verilere göre durum çok farklı. Transgender Europe’ın (TGEU) 2008’den bu yana yürüttüğü Trans Cinayetleri İzleme Projesi verilerine göre Türkiye dünyada en fazla trans cinayeti işlenen ülkelerden biri.

Türkiye’de ayrımcılık toplumdaki trans varoluşu ve cinsiyet değiştirme süreçlerinde de kendini gösteriyor. Yine TGEU tarafından hazırlanan Trans Hakları endeksinde de Türkiye transları ayrımcılıktan koruyan yasal düzenlemeler konusunda birçok Avrupa ülkesinden geri durumda. Türkiye’de transları istihdam, eğitim, sağlık, barınma gibi temel ihtiyaç alanlarında ayrımcılıktan koruyan hiçbir yasal düzenleme bulunmuyor.

Yayın Tarihi:   29 Haziran 2020 Son Güncelleme:   2 Temmuz 2020