Doğruluğun Sesini Yükseltmek İçin Çalışan Doğruluk Payı’nın Sizin Desteğinize İhtiyacı Var

Görüntülenecek Sonuç Bulunamadı!
Görüntülenecek Sonuç Bulunamadı!
GÜNDEMDE
Okuma Süresi    10 Dakika
Konu Başlığı: Diğer

Korona Günlerinde Dünyada Basın Özgürlüğü

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF), 2002’den beri her yıl 180 ülke ve bölgenin yer aldığı Basın Özgürlüğü Endeksi’ni yayınlıyor. RSF’nin yaptığı açıklamaya göre endeks; çoğulculuğun, medyanın bağımsızlığının, yasal çerçevenin kalitesinin ve her ülke ve bölgedeki gazetecilerin güvenliğinin değerlendirilmesine dayanan medya özgürlüğü durumunun bir fotoğrafı. Bununla birlikte endeksin söz konusu ülkelerde ya da bölgelerde yapılan gazeteciliğin kalitesini ölçmediği vurgulanıyor. 2020 yılı endeksi ise 21 Nisan Salı günü paylaşıldı.

RSF’nin hazırladığı 2020 yılı raporunda bu yıla damgasını vuran koronavirüs salgını oldukça büyük bir yer tutuyor. Salgının ekonomik, jeopolitik ve teknolojik krizlerin yanı sıra demokrasi kriziyle birlikte güven krizini de peşinden getirdiği dile getirilirken koronavirüs pandemisinin gazeteciliğin geleceği için de belirleyici rol oynayacağı söyleniyor. Bu doğrultuda korona günlerinde daha da belirginleşen serbestçe bildirilen, bağımsız, çeşitli ve güvenilir bilgi ihtiyacı önümüzdeki on yılın gazeteciliği için önem arz ediyor.

Bu bağlamda RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, pandeminin güvenilir bilgi edinme hakkını ihlal eden olumsuz koşulları daha çok açığa çıkardığını ve şiddetlendirdiğini açıklarken 2030 yılında bilgi edinme özgürlüğünün, çoğulculuğun ve güvenilirliğin nasıl görüneceğini de bugünlerin belirlediğini söyledi.

Ülkelerin Endeks Sıralaması ile Koronavirüs Salgınında Sergiledikleri Tutumlar Arasında Doğrudan Bir İlişki Mevcut

Raporda belirtildiği üzere, pandemi süresince medya özgürlüğünün bastırılması ile ülkelerin endeks sıralaması arasında doğrudan bir korelasyon bulunuyor. Örneğin endekste son sekiz ülke arasında yer alan Çin ve İran’ın salgına ilişkin bilgileri yoğun şekilde sansürlediği belirtiliyor. Bir başka örnek ise Irak’ta yetkililerin açıkladığı sayıları sorgulayan bir haberin yayınlanmasının ardından Reuters’ın lisansının üç aylığına iptal edilmesi. Avrupa ülkelerinden ise Macaristan, orantısız ve zorlayıcı bir önlem olarak korona günlerinde yasalaştırdığı yanlış bilgi için verilecek beş yıla kadar hapis cezası ile yine verilen örnekler arasında.

Genel Sekreter Deloire, önümüzdeki on yılın bir felakete dönüşmemesi için gazetecilerin güvenilir üçüncü partiler olarak görevlerini yerine getirebilmeleri gerektiğini ve bu doğrultuda tüm iyi niyetli insanların gazetecilerin özgürce çalışabilmeleri için kampanyalar düzenlemesi gerektiğini söylüyor.

Kaynak: RSF
Kaynak: RSF

2020 Yılı Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Yer Alan Genel Bulgular

2020 yılında medya özgürlüğünde dünya ortalaması bir önceki yıla göre %0,9’luk küçük bir iyileşme gösterdi ancak bu göstergenin 2013 yılından bu yana %12 oranında kötüleştiği de biliniyor. Bunun yanı sıra, RSF’nin verilerine göre 2020 yılında dünya genelinde 10 gazeteci ve 1 medya çalışanı öldürülürken 229 gazeteci de tutuklu bulunuyor. Ayrıca dünya genelinde yurttaş gazeteciliği yapan 116 kişi ile 14 medya çalışanı da yine cezaevinde.

Norveç son üç yıldır olduğu gibi bu sene de endekste birinci sırada yer alırken Finlandiya yine ikinci sırada. Bu yıl üçüncü sırada ise Danimarka geliyor. Endeks puanı en düşük ülkeler ise Erite, Türkmenistan ve Kuzey Kore oldu. Türkiye ise endekste Belarus’un ardından 154. sırada geliyor. Ülkelerin aldıkları puanlar arttıkça, basın özgürlüğünde geriliyorlar.

Kaynak: RSF Basın Özgürlüğü Endeksi 2020
Kaynak: RSF Basın Özgürlüğü Endeksi 2020

Geçtiğimiz yıla göre en iyi değişimi Malezya 22 sıra ve Maldivler ise 19 sıra öne gelerek gösterdi. Bu iyileşmeye neden olarak her iki ülkede de hükümetlerin uygulamaya başladığı politika değişiklikleri gösteriliyor. Haiti ise geçtiğimiz yıla göre tam 21 sıra gerileyerek en büyük düşüşü yaşayan ülke oldu. Haiti’de son iki yıldır ülke genelinde görülen şiddetli protestolar sırasında gazetecilerin sık sık hedef alındığı biliniyor. 

Bölgesel olarak incelendiğinde, bazı AB ve Balkan ülkelerinde gözlemlenen baskıcı politikalara rağmen Avrupa’nın birinci sırada yer aldığı fark ediliyor. Bununla birlikte her ne kadar ABD’de ve Brezilya’da medyaya karşı düşmanlık gittikçe bir model haline gelse de sıralamada Avrupa’yı Amerika kıtaları izliyor.

Bunun yanı sıra basın özgürlüğü ihlallerinde en büyük artış, %1,7 ile Asya-Pasifik bölgesinde görülüyor. Bu artışta önemli payı olan iki ülke ise Singapur ve Hong Kong olarak gösteriliyor. Singapur’da çıkartılan “sahte haberler” yasası ile ülkenin yedi sıra gerileyerek 158. sırada yer aldığı belirtilirken benzer şekilde yedi sıra gerileyen Hong Kong’ta demokrasi yanlısı gösteriler sırasında gazetecilere yapılan muamele dikkat çekiyor.

Öte yandan Ortadoğu ve Kuzey Afrika, gazeteciler için dünyanın en tehlikeli bölgeleri olmaya devam ediyor. Çin ise koronavirüs günlerinde de medya üzerindeki aşırı kontrolünü sürdürüyor. Raporda belirtildiği üzere Çin, Suudi Arabistan ve Mısır’da tutuklu bulunan gazeteciler nedeniyle söz konusu ülkeler “dünyanın en büyük gazeteci hapishaneleri” olarak anılıyor.

Raporda altı çizilen en önemli konulardan biri, sahte haberlerin önlenmesi bahane edilerek bağımsız ve eleştirel gazetecilik üzerinde baskı kurulması. Bununla birlikte salgın sürecinde asılsız söylentilerin ve sahte haberlerin virüs kadar hızlı yayıldığı da vurgulanıyor. Salgın günlerinde dikkat çekilen bir diğer husus ise ülke liderlerinin medyaya karşı tutumları. Bu bağlamda özellikle ABD Başkanı Trump ve Brezilya Başkanı Bolsonaro’nun medyayı aşağıladıkları ve gazetecilere yönelik nefreti teşvik ettikleri belirtiliyor.

Medya Güvenilir Bulunuyor mu?

Raporda Edelman Güven Barometresine de değiniliyor. Güncel barometreye göre uluslararası ankete katılan bireylerin %57’si takip ettikleri medyanın güvenilir olmayan bilgiler içerdiğini düşünüyor. Bu güven krizi nedeniyle Irak, Lübnan, Şili ve Bolivya gibi ülkelerde gazetecilerin halkın öfkesinin hedefi haline geldiği ve doğrudan zarar gördüğü dile getirilirken artan sağcı ve milliyetçi grupların da İspanya, Avusturya ve İtalya gibi ülkelerde gazetecileri açıkça hedef aldığı belirtiliyor.

Son olarak raporda ekonomik krizin gazeteciler için yarattığı zor koşullardan da bahsedilmiş. Dijital dönüşüm ile birlikte düşen satışların yanı sıra, hammadde fiyatlarındaki artışa bağlı olarak üretim ve dağıtım maliyetinin artmasının da medya sektöründe işten çıkarmalara neden olduğu söyleniyor. Ekonomik krizin yarattığı mülkiyet yığılması ve daha fazla çıkar çatışmasının, gazeteciliğin çoğulculuğunu ve bağımsızlığını tehdit ettiği de ayrıca dile getiriliyor. Bununla birlikte bu koşulların yayın özgürlüğünü de etkilediği ve baskıya karşı gazetecilerin direncini düşürdüğü de belirtilenler arasında.

Korona Günlerinde Gazetecilik

Raporda ülkelerin salgın sürecindeki tutumlarına da değiniliyor. Örneğin endekste 180 ülke arasında 177. sırada yer alan Çin’in salgın haberlerini sansürlediği ve bu nedenle hem ülke içinde hem de yurt dışında çokça eleştirildiği not düşülmüş. Bununla birlikte Çin’in yalnızca bilgileri saklamakla kalmadığı ve bunu dile getirenleri Çin’i karalamakla suçladığı da belirtiliyor. Bu bağlamda Çin’in koronavirüs krizinden ders çıkarmadığı ve aksine krizi medya üzerindeki baskıyı ve kontrolü daha çok artırmak için kullandığı raporda dile getiriliyor. Çin’de salgın süresince 100’ü aşkın gazetecinin hapishanelerde olduğu ve en az üç gazeteci ile üç siyaset yorumcusunun tutuklanmasının pandemi ile ilişkili olduğu belirtiliyor.

Endekste 173. sırada yer alan İran’da ise sağlık krizi ile birlikte hükümetin dezenformasyon aşımlarını artırdığı söyleniyor. Raporda yer aldığı haliyle kriz ve felaket dönemlerinde İran’ın düzenli olarak başvurduğu bilginin baskılanması, dezenformasyon ve resmi yalanlar gibi yöntemleri koronavirüs salgınında da kullandığı belirtiliyor. Raporda İran’ın Kum kentinde resmi olarak duyurulan ilk COVID-19 vakalarının ardından virüsün ne kadar yayıldığının inkâr edildiğine ve resmi olmayan verileri paylaşan gazetecilerin sorgulanıp söylenti yaymakla suçlandığına da yer veriliyor. Bununla birlikte İran’da cezaevlerindeki sağlık koşullarına ilişkin tweet atan bir gazeteci de bu süreçte tutuklandı. RSF’nin görüşü ise İran’ın süreci iyi yönettiğini göstermeye dair isteğinin ve bu doğrultuda şeffaf davranmamasının milyonlarca İranlının hayatını tehlikeye attığı yönünde.

Latin Amerika ülkeleri arasında virüsten en ciddi şekilde etkilenen Brezilya’da ise Bolsonaro’nun göreve gelişinin ardından endeks sıralamasında düşüş yaşandığı fark ediliyor. Bu bağlamda 2020 yılı endeksinde Brezilya, 2 sıra gerileyerek 107. sırada yer aldı. Bununla birlikte rapora göre koronavirüs salgını, Başkan Bolsonaro’nun medyaya yönelik saldırılarını hızlandırdı. Salgının ilk zamanlarında Bolsonaro, COVID-19’u “küçük bir grip” olarak nitelemişti. Mart ayında ise Bolsonaro’nun bazı tweetleri “salgının yayılmasına yol açacak yanlış bilgileri yayabileceği” gerekçesiyle Twitter tarafından kaldırılmıştı. Söz konusu tweetlerde Bolsonaro, karantina uygulamasına karşı çıkıyordu. 

Endekste son sırada yer alan Kuzey Kore’de ise resmi makamlarca onaylanmış bir koronavirüs vakası hala bildirilmedi. RSF, hiç resmi vaka açıklanmayan bir ülkede gazetecilik yapmanın imkânsız olduğunu söylüyor. Resmi Kore Merkez Haber Ajansı ise bu konudaki sessizliğini sürdürüyor. Ülkede belgelerin iletimi dahil internet üzerinden kurulan iletişimin neredeyse tamamı kontrol altında olduğu için koronavirüs hakkındaki haberlerin yayılması teknik olarak da mümkün değil.

Türkiye’de Güncel Durum

2020 yılı endeksinde Türkiye, geçtiğimiz yıla göre üç sıra öne gelerek 180 ülke arasında 154. oldu. Bununla birlikte RSF’nin belirttiği tutuklu 229 gazetecinin 22’si Türkiye’de bulunuyor. Bunun yanı sıra raporda, Türkiye’de gazetecilere yönelik bir cadı avı yürütüldüğü ve bu doğrultuda birçok medya kuruluşunun ortadan kaldırıldığı söylenirken Türkiye, “dünyanın en büyük profesyonel gazeteci hapishanesi” olarak niteleniyor. Ayrıca Türkiye’de yargılamadan önce bir yıl hapiste kalmanın yeni bir norm haline geldiği ve gözaltına alınan gazeteciler ile kapatılan medya organlarının yasal başvurularının reddedildiği de Türkiye’ye ilişkin bilgiler arasında. RSF, hukukun üstünlüğünün yeni Türkiye’de soluk bir anı olarak kaldığını öne sürerken Libya, Suriye ve sığınmacılar gibi sorunların ülkede sansüre tabi tutulan konuların kapsamını genişlettiğini ayrıca belirtiyor.

Yayın Tarihi:   21 Nisan 2020 Son Güncelleme:   22 Nisan 2020