Görüntülenecek Sonuç Bulunamadı!
Okuma Süresi    4 Dakika
Konu : Çevre

Kapıdaki İklim Krizi

Sanayi Devrimi, Büyük Britanya’da 18.yüzyılın sonlarında başladığında el emeğinin yerini yeni enerji kaynaklarıyla beslenen makineler aldı. Bu değişimin ilk işareti İngiltere’nin tekstil fabrikalarının makineleşmesi, sanayi ve ulaşım için odun ve su gücü yerine kömürün kullanılmasıyla oldu. 1850’den itibaren kömürün buhar makineleriyle daha verimli kullanılması, elektrik üretim teknolojilerinin geliştirilmesi ve içten yanmalı motorun icadı dünyada günlük yaşam ve çalışma hayatında büyük dönüşümler meydana getirdi. 19. yüzyıla damgasına vuran bu değişimlerin maliyeti ise Sanayi Devrimi’nin başlangıcından bu yana atmosferdeki karbondioksit seviyesinin %260 artması oldu.


Atmosferde karbondioksit seviyesindeki bu radikal değişimin en görünür sonuçları ise artan sıcaklıklar ve aşırı hava olaylarındaki artış. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün Eylül 2019’da yayınladığı rapora göre, sıcaklık endüstri toplumu öncesi seviyelerin en az 1 derece üzerinde. İlk bakışta oldukça az görünen bu artış iklim sisteminde o kadar köklü değişimlere yol açıyor ki 2018’de yapılan bir araştırmada katılımcıların önemli bir kısmı iklim değişikliğini ülkelerine yönelen en büyük tehdit olarak görüyor. İklim değişikliği küresel bir kriz. Üstelik bu krizin görünür çevresel tahribattan yarattığı gıda, su ve sağlık sorunlarına kadar geniş yelpazede etkileri var. Kömür, petrol ve gaz üretimi sonucunda her yıl milyarlarca ton karbondioksit atmosfere salınmaya devam ediyor. Küresel emisyonları azaltılmadığı takdirde sıcaklık artışının 2100 yılına kadar üç derece ve üzerinde olma ihtimali yüksek ve bilimsel otoriteler tarafından bu durumun ekosistemlerde geri döndürülemeyecek sonuçlara yol açacağının altı çiziliyor.

Türkiye’de Sera Gazı Emisyonu 1990’dan Bu Yana 2,3 Katına Çıktı

Sera gazları ısıyı hapsediyor ve gezegeni daha sıcak hale getiriyor. Son 150 yılda atmosferdeki sera gazı artışının neredeyse tümünden insan faaliyetleri sorumlu. Sera gazları iklim değişikliğinin önemli nedeni olarak kabul ediliyor.

TÜİK verilerine göre, 2019 yılında Türkiye’de toplam sera gazı emisyonu CO2 eşdeğeri olarak 506,2 milyon ton olarak gerçekleşti. Kişi başı sera gazı emisyonu 1990 yılında 4 ton, 2018 yılında 6,4 ton ve 2019 yılında ise 6,1 ton olarak hesaplandı. Son 29 yılda Türkiye’nin sera gazı emisyonu 2,3 katına çıktı.

2019 yılında toplam 506,1 milyon ton olarak hesaplanan sera gazı emisyon miktarından en büyük paya sahip sektör %72 ile enerji oldu. Enerji sektörünü sırasıyla %13,4 ile tarım, %11,2 ile endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı ve %3,4 ile atık sektörü takip ediyor.

Eurostat 2018 verilerine göre AB'de en büyük sera gazı emisyonu payına sahip sektör enerji olarak görülüyor.Türkiye, AB ülkeleri ile değerlendirildiğinde en yüksek sera gazı emisyon miktarına sahip ülke. 

Karla Kaplı Gün Sayısı Son 41 yılda %22 Azaldı

İklim değişikliğinin en temel göstergelerinden biri karla kaplı gün sayısının azalması. 1980 ila 1989 yılları arasında Türkiye’de ortalama kar örtülü gün sayısı 30,1 iken, 2010 ila 2020 yılları arasında ortalama kar örtülü gün sayısı 23,2 güne düştü. Önemli noktalardan biri, sadece son 41 yılda yağışların azalması değil aynı zamanda bir önceki yıla kıyasla her yıl yağışların azalması. Bu da iklim değişikliğini gözler önüne seriyor.


Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2019-2021 yılları arasında kuraklık değerlendirmesinde yer alan haritada kırmızı ve siyah kısımları son 24 ayda ciddi kuraklık yaşayan bölgeleri gösteriyor. Son 49 yılda 15 yıl kurak geçti. En kurak yıl ise 2001 yılı oldu. Marmara bölgesinde ise son 49 yılın 15 yılı kurak geçti.

Yayın Tarihi:   5 Mayıs 2021 Son Güncelleme:   15 Mayıs 2021