Doğruluğun Sesini Yükseltmek İçin Çalışan Doğruluk Payı’nın Sizin Desteğinize İhtiyacı Var

Görüntülenecek Sonuç Bulunamadı!
Görüntülenecek Sonuç Bulunamadı!
Binali Yıldırım Başbakan | AK Parti

Güney Kore, 1987 yılında bizim şimdi geçmeyi düşündüğümüz sisteme geçti ve o yıllarda milli geliri kişi başına 5 bin doların altındaydı şu an 28 bin doların üzerine çıktı. İşte bu sistemin özelliği bu.

29 Mart 2017 tarihinde Niğ'de söylendi.
Okuma Süresi   5 Dakika
Konu Başlığı: Ekonomi

Başkanlık Sistemi ile Ekonomik Gelişmişlik Arasında Açık Bir Bağ Yok

Başbakan Binali Yıldırım, 16 Nisan anayasa değişikliği referandum çalışmaları çerçevesinde Niğde’de seçmenleriyle buluştu. Başkanlık sisteminin avantajlarını anlatmaya devam eden Yıldırım, Güney Kore örneğini vurgulayarak bu ülkenin 1987 yılında Türkiye’nin anayasa değişikliğiyle geçmeyi düşündüğü başkanlık sistemine geçtiğini ve milli gelirinin kişi başına 5 bin doların altından 28 bin doların üstüne çıktığını iddia etti.

İddia Nasıl Kontrol Edilebilir?

Başbakan Yıldırım’ın iddiasının geçerliliği iki açıdan kontrol edilebilir. Birincisi, iddiasının temeline oturttuğu nedenselliğin, bir başka deyişle hükümet sistemi ile ekonomik büyüme arasında bir ilişkinin bilimsel yöntemlerle test edildiğinde ne kadar geçerli olduğuna bakılabilir. İkinci olarak ise Güney Kore örneğinin, böyle bir ilişki olmasa dahi istisnai bir örnek olup olmadığı incelenebilir.

Öncelikle yapılan birçok araştırmada bulgular ekonomik büyüme söz konusu olduğunda hükümet sisteminin çok önemli bir değişken olmadığını ortaya çıkarıyor. Fakat daha önceki bültenimizde de belirttiğimiz gibi başkanlık ve parlamento sisteminin çok da anlamlı sonuçlar doğurmayan ve kendi içlerinde çok fazla melez tür barındıran kategoriler olduğunu unutmadan bu araştırmaları yorumlamak gerekiyor. Knutsen, 3.500 ülke-yıl örneklemini kullandığı ve 2011 yılında yayınladığı araştırmasında, hükümet sistemi ile ekonomik büyüme arasında anlamlı bir ilişki bulamamıştır. Gerring, 2009’da yayınladığı araştırmasında parlamento sisteminin ekonomik kalkınmada başkanlık sisteminden daha iyi performans gösterdiğini bulgulamıştır. Persson ve Tabelli’nin 2003 tarihli araştırması ise parlamento sistemini güçlendirmeye yönelik reformların, başkanlık sistemine yönelik reformlara oranla daha fazla ekonomik büyüme sağladığı sonucuna varmıştır. Aynı araştırmacıların 2006’da yayınladıkları araştırmalarında ise parlamenter sistemi seçmiş yeni demokrasilerin, başkanlık sistemini seçmiş yeni demokrasilere oranla %1,5 az büyüdüğünü ortaya çıkarmıştır. Özetle, bu alanda yapılan araştırmalara kısaca baktığımızda Başbakan Yıldırım’ın iddiasında temel olarak kabul ettiği başkanlık sistemi ekonomik büyümeye neden olur tezinin o kadar kolay kabul edilmemesi gereken bir önerme olduğu ortaya çıkmaktadır.

Peki böyle bir ilişkinin yokluğunda Güney Kore her şeye rağmen istisnai bir örnek olarak kafaları mı karıştırmaktadır? Söz konusu başkanlık sistemi olduğunda Güney Kore modern tarihi çok önemli bir vakadır. Başbakan Yıldırım’ın iddia ettiği gibi Ekim 1987’de Güney Koreliler, devlet başkanın doğrudan oyla seçilmesini de öngören anayasa değişikliğini referandumda onaylamışlardı. Fakat bu referandum Güney Korelilerin başkanlık sistemine üçüncü geçişiydi. Daha önce 1952 ve 1962’de başkanlık sistemine geçen Güney Kore askeri darbeler ve otokratik liderler nedeniyle sistemini tekrar tekrar restore etmek durumunda kalmıştır. Güney Kore tarihinde sadece 1960 – 1961 dönemi parlamento rejimiyle geçilmiş diğer dönemler askeri diktalar ve giderek otoriterleşen başkanların yönetiminde geçmiştir. Başbakan Yıldırım’ın iddia ettiği gibi 1987’da Güney Kore’nin kişi başına milli geliri 3.510 dolardı ve 2016’da bu gösterge 27 bin doların üstüne çıktı. Fakat Güney Kore’de 1987 öncesi dönemde de halk tarafından seçilmiş başkanlar olmuş fakat ekonomi 5 bin doların altında kalmıştı. Bu nedenle, 1987’den sonraki ekonomik başarının sadece sistem değişikliğiyle açıklamak geçerli bir tespit değildir.

Sonuç olarak, Başbakan Binali Yıldırım’ın iddiasında doğruluk payı yoktur.

Sonuç olarak;

Başbakan Binali Yıldırım 'ın İddiasında Doğruluk Payı Yoktur.

Bu iddia kontrolüne dair itirazlarınız varsa bize ulaşabilirsiniz.
MUTLAKA İZLEYİN:

TRT'nin Geliri Ne Kadar?