Doğruluğun Sesini Yükseltmek İçin Çalışan Doğruluk Payı’nın Sizin Desteğinize İhtiyacı Var

Görüntülenecek Sonuç Bulunamadı!
Görüntülenecek Sonuç Bulunamadı!
Okuma Süresi   6 Dakika
Konu Başlığı: Ekonomi

Gelir ve Yaşam Koşuları Araştırması

Kredi borçları için yapılandırma ve bazı alışverişlerde kredi kartı taksitlendirmesinde artış getiren yasal düzenlemenin Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla, Türkiye’de borçluluk konusu da yeniden gündeme geldi. TÜİK’in geçtiğimiz günlerde yayınladığı “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” dahilindeki verileri bu vesileyle sizlerle paylaşıyoruz.

Borçluluk Oranı Yükselişte

İçeriğin girişinde de belirttiğimiz gibi, kredi borçlarına dair yapılandırma öngören ve kredi kartı taksitlerinde artış sağlayan düzenleme ile genel olarak borçluluk, gelir eşitsizliği gibi konular da dikkat çekti. TÜİK’in anket yönetimiyle gerçekleştirdiği “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması”ndaki önemli verilerden biri de Türkiye’de konut alımı veya konut kredisi dışında borçluların sayısı. TÜİK araştırmanın bu versiyonunu 2006’dan beri sürdürüyor. Aşağıda geçtiğimiz 10 yıl içinde borç ve taksit ödemeleri ile ilgili vatandaşların durumunu özetleyen tabloyu görebilirsiniz.

Anket yapılan kişilere konut alımı veya konut masrafları dışındaki borçlarının yarattığı yükler sorulmuş ve tabloda verilen cevapların yüzdeleri paylaşılmış. Bu oranlara baktığımızda, borçların ve taksitlerin çok yük getirdiğini belirten kişilerin oranlarında çok büyük bir değişiklik olmadığını görüyoruz. “Biraz yük getiriyor” cevabını verenlerdeyse 2006 yılına göre belirgin bir artış var. Görüşülen kişiler arasında borç veya taksiti olmayanların oranı ise 2015 yılında %32 olmuş. Bu da 2006 yılına göre belirgin bir azalmaya işaret ediyor. TÜİK tarafından sağlanmayan ancak tabloda kolaylıkla hesaplanabilen bir kategoriyse borçlu olanların oranı. 2015 yılında herhangi bir şekilde borçlu olan kişilerin oranı %68’e dayanmış durumda. Yani Türkiye’de (borçlanabilecek) yetişkinlerin neredeyse %70’i borçlu. Aşağıdaki grafikte borçlularla borçlu olmayanların yıllar içindeki ters yönlü değişimini görebilirsiniz.

Ek olarak belirtmek gerekiyor ki, 2015 yılında geliri medyan gelirin (en düşük ve en yüksek gelir seviyelerinin tam ortasındaki değer) %60’ın altında olanların borçluluk oranı %56. Diğer bir deyişle, orta gelirin altındakilerin yarısından fazlası 2015 yılı itibariyle borçlu durumda.

Borçluluğa dair altını çizmek istediğimiz son bir gösterge de hane halkı borçlarının hane halkının harcanabilir gelirine oranı. Merkez Bankası’nın Finansal Hesaplar raporlarına göre 2016’nın ilk çeyreğinde söz konusu oran %52 seviyelerinde.

Gelir Dağılımı Eşitsizliğinde de Artış Var

Borçluluk durumunun yanı sıra, gelir eşitsizliğinin de artmakta olduğunu belirtmek gerekiyor. Gelir dağılımı eşitsizliğine dair önemli ölçütlerden biri olan Gini katsayısında da artış söz konusu. Gini katsayısı sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, 1’e yaklaştıkça da gelir dağılımında bozulmayı ifade ediyor. 2014 yılında Türkiye’nin Gini katsayısı 0,379 iken, 2015 yılında bu katsayı 0,386’ya yükseldi.

Gelir dağılımındaki bozulmayı gösteren bir diğer ölçüt ise, en yüksek gelir grubu ile en düşük gelir gruplarının toplam gelirden aldıkları yüzdelik paylar. En yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay %46,5, en düşük gelire sahip olan yüzde 20’lik grubun aldığı pay ise %6,1 oldu. Başka bir ifadeyle en zengin yüzde 20’lik grubun geliri en yoksul yüzde 20’lik grubun gelirine oranı (P80/P20) 7,6 oldu.

Yoksulluk Sınırı

Yoksulluk sınırı konusunda ise iki ayrı hesaplama dikkat çekiyor. Biri, eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirinin %50’si dikkate alınarak belirlenen sınır ve buna göre toplam nüfusun %14,7’si yoksulluk sınırının altında. Diğer hesaplamada ise medya gelirin %60’ı dikkate alınıyor ve buna göre de nüfusun %21,9’u yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

Yine aynı veriler içinde son üç yıldan en az ikisinde yoksul olan fertlerin oranı ise %15,8 olarak belirtiliyor. Diğer bir deyişle, nüfusun yaklaşık %16’sı sürekli yoksulluk içinde yaşıyor.

Son olarak, hane ile ilgili çeşitli alanlarda finansal sıkıntıda olma durumunu gösteren maddi yoksunluk oranında da artış söz konusu. Maddi yoksunluk; çamaşır makinesi, renkli televizyon, telefon, otomobil sahipliği, beklenmedik harcamalar, evden uzakta bir haftalık tatil, kira, konut kredisi, borç ödemeleri, iki günde bir et, tavuk, balık içeren yemek (veya vejetaryenler için eşdeğer yiyecekler) ve evin ısınma ihtiyacının ekonomik olarak karşılanamaması anlamına geliyor. Bu maddelerden en az dördünü karşılayamayanların oranı (ciddi maddi yoksunluk oranı), 2015 yılında %30,3’e yükselmiş.


Kaynaklar

TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması

TCMB Finansal Hesaplar Raporu

MUTLAKA İZLEYİN:

TRT'nin Geliri Ne Kadar?