Doğruluğun Sesini Yükseltmek İçin Çalışan Doğruluk Payı’nın Sizin Desteğinize İhtiyacı Var

Görüntülenecek Sonuç Bulunamadı!
Görüntülenecek Sonuç Bulunamadı!
Okuma Süresi   14 Dakika
Konu Başlığı: Adalet

Cinsel İstismar Tartışmaları

Bu içerik Cansu Okur ve Zeynep Ece Uyarer tarafından hazırlanmıştır.

17 Kasım 2016 Perşembe günü “Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’’yla ilgili TBMM Genel Kurulu’nda yapılan görüşmede, Türk Ceza Kanunu'na eklenmesi konuşulan cinsel istismar suçunda mağdur ile failin evlenmesi hakkındaki geçici madde tartışmalara yol açtı. 22 Kasım Salı günü sonuçlanacak olan tasarı görüşmeleri, uzun bir süre gündemde kalacak gibi gözüküyor.

14 Ocak 2016’da Meclis’te kurulan ‘’Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar İle Boşanma Olaylarının Araştırılması Ve Aile Kurumunun Güçlendirilmesi İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’’nun 16 Mayıs 2016’da yayımladığı raporun, TCK 103. maddeyi ele alışı ve devamında AYM’nin 26 Mayıs 2016 tarihli söz konusu maddenin birinci fıkrasını iptal ettiği karar, geçici maddenin oluşum sürecine ışık tutuyor. Rapor ve AYM’nin iptal kararı "15 Yaş Altı Çocuklara Cinsel İstismar Tartışmaları" başlıklı Doğruluk Payı bülteninde de bahsedilmişti. Önceki yazıda bahsedilen şekilde gelişen süreç, 17 Kasım’da tasarının oylanması sırasında AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ve milletvekilleri Halis Dalkılıç, İlyas Şeker, Ramazan Can, Hacı Bayram Türkoğlu, Mücahit Durmuşoğlu’nun, tasarıya geçici madde eklenmesi için önerge vermesiyle tekrar gündeme geldi. İçeriği; "Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16 Kasım 2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçunda, mağdurla failin evlenmesi durumunda, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesindeki koşullara bakılmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir. Zaman aşımı süresi içinde evliliğin, failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkındaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına devam olunur. Bu fıkra uyarınca fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suça azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasının düşmesine veya infazın ortadan kaldırılmasına karar verilir” şeklinde olan geçici 1. maddede değişiklik önergesi kabul edildi.

Önergeyle İlgili Açıklamalar

Önergenin mecliste konuşulduğu saatlerde, Şirin Payzın’ın programına katılan AK Parti Van milletvekili adayı Vahdettin İnce, mevcut yasalara saygı duymakla birlikte, İslam hukukuna göre buluğ çağına giren kız çocuklarının evlendirilebileceğini, bunun çocuk istismarı olarak görülmesinin İslam'a aykırı olduğunu belirtti. İslam Hukuku’yla Türk Ceza Kanunu’nu karşılaştıran İnce’nin açıklaması söz konusu maddeyle ilgili kamuoyundaki kaygıları arttırırken program sırasında özellikle Twitter üzerinde büyük tepkilere yol açtı.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise, önerge oylanırken TBMM’de maddenin cebir, tehdit, hile ve iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın kısmına vurgu yaparak, maddenin tecavüz edenleri kapsamadığını açıkladı. Kadınların geçici maddeyle mağdur edildiği iddialarına ‘’Biz burada ‘zaman aşımı süresince’ koyduk ki böyle bir durumda kadın mağdur edilecek bir sonuç ortaya çıkmasın diye, lehine koyduk. O nedenle bu, ülkemizde yaşanan bir sorunu çözmeye dönüktür. Yoksa küçük yaşta evlilikleri teşvik etmeye dönük bir adım atmıyoruz.’’ diyen Bozdağ, “Çünkü geçici konuyor, ileriye dönük bir uygulaması kesinlikle olmayacak.” diye ekledi. Başbakan Binali Yıldırım ise, CHP’den gelen tepkileri iftira olarak nitelendirirken ‘’Olay şudur, yaşı tutmayan, erken yaşta, reşit olmayan yaşta evlenenler var. Bilmiyorlar yasaları. Çocukları oluyor, baba hapse giriyor. Çocuklar anasıyla yalnız başına kalıyor. Bu şekilde 3 bin aile olduğu tespit edildi. Bir seferliğine bu mağduriyetin giderilmesine yönelik bir çalışmadır." şeklinde açıkladı.

Muhalefetten Gelen Tepkiler

Mecliste önerge görüşülürken ana muhalefet partisi CHP sıralarından da tepkiler yükseldi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel çalışmanın tamamlanması için pek çok önergeleri olmasına rağmen önergelerini çektiklerini, geçici madde önergesinin son dakikada geldiğini ve sürecin uzatılarak kadın örgütleriyle görüşülmesi gerektiğini belirtti.

CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan ise eski TCK 434. Madde’nin benzer hükümler içermesi sebebiyle 2004 yılında kaldırıldığından fakat şimdi tekrar gündemde olmasından bahsederek, TCK 434. Madde’nin bile evliliği 5 yıl süreye tabi tuttuğunu, geçici maddenin süresiz olması sebebiyle cezasızlık durumunda evlenen kız çocuğunun evliliğe mahkum edileceğini vurguladı. Önergenin yasalaşması durumunda 16.11.2016 tarihinden sonraki süreçte işlenen cinsel istismar suçlarında ne olacağının altını çizen Aldan, ‘’Bundan sonra Anayasa Mahkemesi’ne gidilecek, eşitlik ilkesi gereğince Anayasa Mahkemesi teşmil kararı uygulayacak ve bu, bir alışkanlık hâline gelecektir, bir yasal düzenleme hâline gelecektir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231'inci maddesi vardır, yani hükmün açıklanmasının ertelenmesine dair bir düzenlemedir. Sadece iki yıla kadar olan suçlar için geçerlidir. Oysa bu yapacağınız uygulama, on sekiz sene hapis cezası yemiş insanlar için uygulanacaktır. Bu da başka bir garabet hâlidir. Öyle ki yarın ağırlaştırılmış müebbet hapis alan birine dahi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair bir düzenleme yapılabilir hâle gelecektir.’’ şeklinde ekledi.

CHP İnsan ve Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Altıok; “Tecavüz asla meşrulaştırılamaz, cinsel istismarın affı olmaz. Tecavüz ve cinsel istismar ‘bir kereden bir şey olmaz’ lakayıtlığı ve idraksizliği ile ele alınamaz, bir kereye mahsus affedilemez.’’ ifadeleriyle önerge ile ilgili 12 soruluk bir yazılı soru önergesi verdi.

MHP Genel Başkan Başdanışmanı ve Kadın Kolları Genel Koordinatörü Nevin Taşlıçay; “Bu yanlıştan dönülmeli. Geleceğimiz, evlatlarımız ateşe atılmamalı. Eller vicdanlara konulmalı. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki, tecavüzcüsü serbest bırakılan birçok çocuk intihara kalkıştı.” diyerek, MHP Genel Merkez Kadın Kolları olarak bu meselenin takipçisi olacaklarını ifade etti.

Halkların Demokratik Partisi Parlamento Kadın Grubu ise Facebook üzerinden yaptıkları açıklamada “Biz, tecavüzcüleri aklayan, kadınların hayatını ömür boyu karartmaya yönelen bu oyunları çok iyi biliyoruz… Geçmişten bugüne, bu oyunları nasıl açık edip ‘tecavüzcüyle evlendirme’ yasalarınızı yerle bir ettiysek; bugün de aynısını yapacağımızdan hiç kuşkunuz olmasın!” diyerek önergenin karşısında duracaklarını belirtti.

Kadın Örgütlerinden Açıklamalar

Önergenin geçmesinin ardından açıklama yapan KADEM, önergede failin tanımının net bir şekilde yapılmaması ve kız çocuğunun rızasının ne şekilde belirleneceği ile ilgili sorunlar olduğunu internet sitesinden yaptığı bir açıklama ile duyurdu.19 Kasım 2016 tarihinde KADAM, HAZAR, KAGİDER, KADER, TİKAD ve Hukuçular Derneği ise önerge hakkında Bekir Bozdağ ile görüştü.

64 kadın örgütü ise yaptıkları açıklama ile yeni düzenlemenin geri çekilmesine yönelik taleplerini belirtti. Açıklamalarında ”Son dakikada oldu bittiye getirilerek verilen ve AKP oyları ile kabul edilen bu af önergesi ile rıza yaşını 12’ye indirme sonucunu doğuracak 103. madde değişikliği, çocuk ve kadın haklarına, uluslararası yükümlülüklere aykırıdır, kabul edilemez. Türkiye’de, kadınların ve kız çocuklarının kazanılmış haklarına yönelik tehditler ve saldırılar artarak devam etmektedir. TCK 103. madde değişikliği ve eki olan AKP milletvekillerinin oy birliğiyle kabul ettiği önerge, bu saldırıların en tehlikelilerindendir ve her an kanunlaşabilir. “  ifadesine yer verdiler.

Geçici 1. Madde’de Değişiklik Önergesinin İncelenmesi

Geçici maddeyi incelerken bahsi geçen mağdurların kim olduğuna bakmak gerekiyor. Türk Medeni Kanunu’nun 124. Maddesi gereği, 17 yaşını doldurmuş kimseler evlilik birliğini kurabilir ve 16 yaşını doldurmuş kimseler ise istisnai hallerde hakimin izni ile evlenebilir. 16 yaşını doldurmuşların TMK’da düzenlenmesi sebebiyle buradan Bozdağ’ın ve Yıldırım’ın yaş şartı nedeniyle evlenememiş olanlar diyerek, on altı yaşına gelmemiş küçükleri kastettiğini anlıyoruz. TCK 103. madde ise cinsel ilişkiye rıza yaşı olarak on beş yaş sınırı koymuştur. AYM 13 Temmuz 2016’da rıza yaşınının 12’ye indirilebileceği üzerinden bir iptal kararı vererek, önergedeki rıza yaşının düşürülmesinin önünü açmıştır. Türkiye Hukuku’nda 15 yaş altındakilerin yasal temsilcilerinin rızası olmaksızın borç altına dahi girmeleri mümkün değilken, cinsel ilişkiye ve fail ile evlilik gerçekleştirmeye rıza gösterebilme kabiliyetinde olacağına inanmanın çelişki yarattığı ortadadır.

15 yaşın altındakilerin rızası konusundaki çelişkiyi yukarıda belirtmiş olmakla beraber, TCK 103, on beş yaş altındaki çocukla her türlü cinsel davranışta rıza ve cebir, tehdit ve korkutma unsurları aramazken, yeni düzenlemede ve Bakan Bozdağ’ın açıklamaları ışığında cinsel istismar suçunda bir istisna halinden bahsediliyor. Cebir ile işlenmiş cinsel istismar suçu ve cebirsiz işlenmiş istismar suçunda bir ayrım olabileceği görüşü de çelişki yaratmaktadır. Önergede bahsedilen çocukların, yaşları gereği rızalarının sorgulanmasının veya rızalarının söz konusu olamayacağı ortadadır. Cebirli/cebirsiz eylem farkının lafzi olarak belirtilse bile netice itibariyle bu çocuklara karşı işlenmiş suçların niteliğinde bir fark yaratmayacağı barizdir. Yaş aralığı göz önüne alındığında on beş yaş altı çocuklara karşı işlenen cinsel istismar suçu cebir, tehdit ve hile unsurlarıyla işlenir, istismar suçunun başka bir hali söz konusu değildir. Önergeyle böyle bir ayrıma gidilmesi hali hazırda mağdurların aleyhine işletilen “rıza” tartışmalarını, failin lehine etkileyeceği öngörüsündeyiz.

Önergeyle failin cezalandırılması, zaman aşımı süresi boyunca evliliğin sürdürülmesi koşuluyla ertelenmektedir. Bu süre içinde evlilik, failin kusuru sebebiyle bitirilir ise failin cezasının hükmü gerçekleşecektir, buradan failin bu birlikteliği sürdürmekteki çıkarı gözlenebilir. Failin birliğin sürmesindeki çıkarı ve Türkiye toplumu gerçekleri göz önüne alındığında, mağdurun bu birlikteliği bitirmesi zorlaşmaktadır. Mağduru, evlilik birliğine son vermesi halinde koruyacak herhangi bir düzenleme de bulunmamaktadır. Belirtilen zaman aşımı süresinin uzun tutulmasının mağdurun bu hukuki evlilik ilişkisine mecbur bırakılacağı azami süreyi belirleyeceği görüşündeyiz. Bu yorumlar ışığında zaman aşımı süresinin uzun tutulmasıyla mağdurun lehine bir durum ortaya çıkmayacaktır.

Geçici madde üzerine yukarıdaki incelemelerden sonra, Bakan Bekir Bozdağ’ın "zaman aşımı süresince koyduk ki böyle bir durumda kadını mağdur edilecek bir sonuç ortaya çıkmasın diye, lehine koyduk’’ ve ‘’Burada tecavüzcüler istifade edecek değerlendirmeleri kesinlikle doğru değil.’’ iddiasında ciddi problemler bulunduğu görülüyor.

TBMM Komisyon Raporu’yla başlayan sürecin son noktası olan geçici madde önergesi, yukarıda değindiğimiz değerlendirmeler kapsamında sonuçları itibariyle çok tartışmaya neden olacak gibi gözüküyor.

Not: "Mağdur ya da "Kurban" kelimesi yerine İngilizce'deki "Survivor" kelimesinden Türkçeleştirilen "Hayatta Kalan" kelimesinin de kullanıldığını ve bunun yaygınlaştırılmasının istendiğini öğrendik.

Kaynaklar

TBMM Tutanakları
TBMM Kanunlar
KADEM Açıklaması
Mor Çatı Açıklaması

MUTLAKA İZLEYİN:

Türkiye'de Evlilik İstatistikleri