Doğruluğun Sesini Yükseltmek İçin Çalışan Doğruluk Payı’nın Sizin Desteğinize İhtiyacı Var

Görüntülenecek Sonuç Bulunamadı!
Görüntülenecek Sonuç Bulunamadı!
Okuma Süresi   8 Dakika
Konu Başlığı: Genel Politika

ABD Başkanlık Seçimleri

Amerika Birleşik Devletleri’nde 8 Kasım 2016’da gerçekleştirilecek Başkanlık seçimi tüm dünyanın gündemini meşgul ediyor. Seçim sürecinde en büyük iki parti olan Cumhuriyetçi ve Demokrat Parti’nin adayları Donald Trump ve Hillary Clinton kampanyalarının sonuna doğru yaklaşıyor. Türkiye’nin de gündeminde olan başkanlık sisteminin en iyi bilinen uygulamalarından biri olan ABD’deki sistemi daha iyi anlayabilmek için başkanlık seçim sistemini ve Türkiye’nin seçim kampanyasındaki yerini inceliyoruz.

Adayların Belirlenme Süreci

Adayların belirlenme süreci, ABD’nin Başkanlık seçim sistemi açısından oldukça önemli. Seçim süreci, genellikle seçimden bir yıl önceki bahar ayında adayların seçimlere katılma niyetlerini açıklamasıyla başlıyor. Bu adımı çeşitli eyaletlerde düzenlenen münazaralar takip ediyor. Seçimin gerçekleştirileceği yılın ilk yarısında hem eyaletler hem de partiler ön seçimler (primary ve caucus şeklinde) yapıyor. [1] Takiben Temmuz-Eylül ayları arasında da partiler adaylarını seçiyor. Başkan adayı olarak gösterilen kişi beraber çalışacağı bir de Başkan Yardımcısı seçiyor. 2016 seçimlerinde Clinton, Virginia eyaleti senatörü Tim Kaine’i, Trump ise Indiana Valisi Mike Pence’i başkan yardımcısı adayı olarak seçti.

Ekim ayı sonuna dek kampanya yürüterek seçmenleri ikna etmeye çalışan adaylar aynı zamanda iki partinin adayları arasında düzenlenen başkanlık münazaralarına katılarak, ülkenin geleceğiyle ilgili planlarını ve önemli buldukları konuları tartışıyor. Peki seçmenler seçim günü oy kullandıktan sonra tam olarak neler oluyor?

Seçiciler Kurulu

Amerikan seçim sisteminin en çarpıcı özelliklerinden biri, dört yıl süreyle başkanlık koltuğunda oturacak olan başkanın doğrudan seçimle belirlenmemesi. Seçmenler, başkan adayları için sandığa gittiklerinde aslında 538 delegeden oluşan Seçiciler Kurulu’nun (Electoral College) üyelerini seçmek için oy kullanıyor. Her eyalet Seçiciler Kurulu’na nüfusu oranında üye gönderiyor.

Seçiciler Kurulu üyelerinin seçimi iki aşamalı bir süreç ve eyaletten eyalete değişebiliyor. Genellikle ilk aşamada siyasi partiler, üyelerin potansiyel olarak kimler olacağını ya aday göstererek ya da parti merkez komitesinde yapılan bir oylamayla seçiyor. Siyasi partiler çoğunlukla partiye bağlılığı iyi bilinen üyeleri arasından seçim yapıyor. İkinci aşama ise seçim günü seçmenlerin tercih ettikleri başkan adayını oylamasıyla gerçekleştiriliyor. Seçmenler sandıkta Clinton veya Trump için oy kullanırken, aslında eyaletlerindeki Seçiciler Kurulu üyelerini seçmiş oluyor. Her bir eyaletteki seçimi kazanan adayın parti listesindeki seçiciler, o eyaletin Seçici Kurul üyeleri olarak atanıyor.[2]

Seçiciler Kurulu’na seçilen kişilerin halk oylamasıyla aynı doğrultuda oy kullanmasını gerektiren herhangi bir yasa bulunmuyor. Bazı eyaletler Seçiciler Kurulu’na seçilen üyelerin halk oylaması yönünde oy kullanması için resmi olarak yemin etmesini/taahhütte bulunmasını istiyor. Günümüzde Seçicilerin halk oylamasını gözardı edip kendi partilerinin dışındaki adaya oy vermesi çok rastlanan bir durum değil. Tarih boyunca Seçiciler %99 oranında öngörülen şekilde oy vermiş.[3]

Her ne kadar sık rastlanmayan bir durum olsa da Başkan adaylarının seçimi kazanabilmesi için halkın oyu kadar Seçiciler Kurulu üyelerinin de oyunu kazanması gerekiyor.[4] Seçiciler Kurulu’nda 270 oy almak seçimin galibini belirliyor. Her ne kadar düşük bir ihtimal olsa da seçimi halk oylamasında kaybedip Seçiciler Kurulu oylamasıyla kazanmak mümkün. Nitekim Demokrat Al Gore 2000 yılında Cumhuriyetçi George W. Bush’tan halk oylamasında daha fazla oy almasına rağmen Seçiciler Kurulu’nda 266 oyla seçimi kaybetti.[5]

2016 seçim sürecinin son aşaması olarak Ocak ayında oylama sayımı Kongre tarafından yapılacak. Clinton veya Trump 20 Ocak 2017’de yapılacak göreve başlama töreniyle resmi olarak ABD Başkanlığı koltuğuna oturacak.[6]

2016 Seçimleri ve Türkiye

2016 Seçimleri öncesi yapılan münazaralarda tartışılan pek çok konudan biri de dış politikaydı. Demokrat ve Cumhuriyetçi Partilerin düzenlediği münazaralarda özellikle Suriye krizi konusunda adayların Türkiye’nin rolüne güvenlik ve Suriye krizi açısından değindiğini görüyoruz. Özellikle Clinton partisinin münazaralarında yaptığı konuşmalarında mülteci krizinde Türkiye’nin üzerinde ağır bir yük olduğunu ifade edip, Suriye krizinin komşu ülkeler açısından yarattığı güvenlik sorunlarına dikkat çekmiş. Clinton’ın partisinin bir başka münazarasında ise Suriye’deki uluslararası koalisyonun başarılı olması için yapılması gerekenlerden bahsederken Türkiye’nin Suriye’deki Kürtlerden ziyade IŞİD’e odaklanması yönünde bir yorumda bulunduğu göze çarpıyor. Cumhuriyetçi Parti adayları arasındaki münazaraları incelediğimizde ise Trump’ın Suriye’yle ilgili pek çok iddiası bulunsa da Türkiye’den bahsetmediği gözleniyor. Clinton ve Trump arasındaki Başkanlık münazaralarında da Suriye konusu hatta Suriye’de uçuşa yasak bölge gibi konular tartışılsa bile Türkiye’nin bu tartışmalarda yer bulmadığı görülüyor.

Kaynaklar

ABD Seçim Süreci
What is the Electoral College?
The Electoral College System

ABD Seçim Münazaraları Transkriptleri:

Democratic Candidates Debate in Milwaukee, Wisconsin
Democratic Candidates Debate in Charleston, South Carolina
Democratic Candidates Debate in Manchester, New Hampshire
Democratic Candidates Debate in Des Moines, Iowa
Republican Candidates Debate in Miami, Florida
Republican Candidates Debate in Detroit, Michigan
Republican Candidates Debate in Des Moines, Iowa
Republican Candidates Debate in Milwaukee, Wisconsin
Presidential Debate at Washington University in St. Louis, Missouri
Presidential Debate at the University of Nevada in Las Vegas
Presidential Debate at Washington University in St. Louis, Missouri

 

 

[1] Primary, eyaletler tarafından düzenlenen ve tüm seçmenlerin katılabileceği ön seçimler, caucus ise partilerin kendi kayıtlı seçmenlerine yönelik daha özel toplantı/seçim anlamına geliyor.

[2] Nebraska ve Maine eyaletlerinde farklı bir nisbi seçim sistemi uygulanıyor.

[4] Herhangi bir adayın yeterli çoğunluğu kazanamaması durumundaysa Temsilciler Meclisi ABD Başkanını, Senato da Başkan Yardımcısını seçiyor.

 

MUTLAKA İZLEYİN:

Almanya'nın Seçim Sonuçları